<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Artimetre &#187; Sinema</title>
	<atom:link href="http://www.artimetre.com/tag/sinema/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.artimetre.com</link>
	<description>sanatın nabzı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 18:05:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Başarılı Bir Dönem Filmi: &#8220;Water For Elephants&#8221;</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2011/04/14/basarili-bir-donem-filmi-water-for-elephants/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2011/04/14/basarili-bir-donem-filmi-water-for-elephants/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2011 21:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bienal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3968</guid>
		<description><![CDATA[Salih Seçkin Sevinç &#8211; Artimetre
Kanada asıllı yazar Sara Gruen&#8216;ın aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan film bu senenin en iddialı yapımlarından. Direktörlüğünü Francis Lawrence&#8216;ın üstlendiği filmde,  &#8220;Inglorious Basterds &#8211; Soysuzlar Çetesi&#8221; filminde hepimizin aklında kalan SS Subayı Albay Hans Landa (Christoph Waltz) bu sefer August rolüyle karşımıza çıkıyor.
Ayrıca Twilight serisinden voleyi vuran Robert Pattinson (Jacob) ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_tPOWZ.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3970" class="wp-caption alignright" style="width: 360px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/04/water_for_elephants_movie01.jpg"><img class="size-medium wp-image-3970" title="water_for_elephants_movie01" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/04/water_for_elephants_movie01-350x232.jpg" alt="water_for_elephants_movie01" width="350" height="232" /></a><p class="wp-caption-text">Water for Elephants - Film Poster</p></div>
<p><em>Salih Seçkin Sevinç &#8211; Artimetre</em></p>
<p>Kanada asıllı yazar <strong>Sara Gruen</strong>&#8216;ın aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan film bu senenin en iddialı yapımlarından. Direktörlüğünü <strong>Francis Lawrence</strong>&#8216;ın üstlendiği filmde,  &#8220;<strong>Inglorious Basterds &#8211; Soysuzlar Çetesi</strong>&#8221; filminde hepimizin aklında kalan SS Subayı Albay Hans Landa (<strong>Christoph Waltz</strong>) bu sefer August rolüyle karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Ayrıca Twilight serisinden voleyi vuran <strong>Robert Pattinson</strong> (Jacob) ile oskar ödüllü <strong>Reese Witherspoon </strong>(Marlena) diğer başrolü paylaşan oyuncular.</p>
<p>Filmin konusuna gelince; 1930&#8242;lu yıllarda Amerika&#8217;da ekonomik kriz zamanında veterinerlik okumakta olan Jacob, okulunun bitirme sınavında anne ve babasının trafik kazası geçirip öldüklerini öğrenir. Bütün kariyer planlarını bir kenara bırakarak aç kalmamak adına &#8220;Ne iş olsa yaparım&#8221; modu ile yollara düşer. Kendini yollara vurup tren yolunda ilerlerken bir yük trenine atlayıverir. Tesadüfen bindiği bu trenin aslında bir sirk treni olduğunu anladığında kendini çoktan sirkte çalışmaya başlamış bir vaziyette bulur. İşin görünür tarafı oldukça renklidir ancak perde arkası hiç görünür tarafı gibi değildir.</p>
<div id="attachment_3971" class="wp-caption alignright" style="width: 360px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/04/water-for-elephants-movie-photo-02.jpg"><img class="size-medium wp-image-3971" title="water-for-elephants-movie-photo-02" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/04/water-for-elephants-movie-photo-02-350x233.jpg" alt="water-for-elephants-movie-photo-02" width="350" height="233" /></a><p class="wp-caption-text">Water for Elephants - Filmden Bir Sahne</p></div>
<p>İşte filmde tam da burada, August rolündeki <strong>Christoph Waltz</strong>&#8216;un muhteşem oyunculuğuna bir kere daha şahit oluyoruz. Çatışma ve drama unsurlarını tetikleyen ve filmde gerilimi yükselten usta bir oyuncu var karşımızda. Ha unutmada, bir de filmde yan kadrodan bir başrol oyuncumuz daha var o da bir <strong>fil</strong> ve ismi de ; Rosie. Kendisine gerçekten şapka çıkartmak gerekiyor.</p>
<p>Water for Elephants sizi başından sonuna kadar oyunculuklar ve yönetmenin usta anlatımıyla tempoyu hiç kaybetmeden yakalıyor ve bir daha bırakmıyor.  Ayrıca soluğunuzu tutarak izleyeceğiniz bir final ile de taçlandırıyor.</p>
<p>Hikaye, kurgu on numara. Anlatım ve oyuncular süper!</p>
<p>Francis Lawrence de gerçekten çok güzel bir hikaye yakalmış ve bunu beyzaperdeye son derece başarılı bir şekilde aktarmış.</p>
<p>Kesinlikle senenin en iyi filmlerinden biri olmaya aday. Mutlaka izleyin.</p>
<p>Tek handikap filmin &#8220;Aşkın Büyüsü&#8221; diye Türkçeye çevrilmiş olması&#8230;</p>
<p>Filmle ilgili daha fazla bilgi için <a href="http://www.beyazperde.com/film/5972/Imkansiz-Ask" target="_blank">Beyazperde&#8217;ye buyrun!</a></p>
<p>Trailer aşağıda;</p>
<p><iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/sobDFyi0DkA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2011/04/14/basarili-bir-donem-filmi-water-for-elephants/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğlenceli Bir &#8220;Kuş&#8221; Filmi: Rio</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2011/04/07/eglenceli-bir-kus-filmi-rio/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2011/04/07/eglenceli-bir-kus-filmi-rio/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2011 21:04:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bienal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3959</guid>
		<description><![CDATA[Salih Seçkin Sevinç &#8211; Artimetre
Bugün Beyazperde.com&#8216;un RİO filmi ön gösterimindeydik. Buz Devri yapımcıları ve yönetmeni yine son derece matrak bir animasyona imza atmışlar. Bu matrak animasyonu 3D deneyimi ile izliyorsunuz. Üstelik hikaye birde Rio De Jenerio&#8217;da tam da karnaval zamanı şekillendiği için unutulmaz ve son derece eğlendirci bir animasyon izleyebileceğinizi söyleyebilirim.
Filmin olayı kısaca şöyle; Nesli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_WuPQO.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3960" class="wp-caption alignright" style="width: 198px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/04/Rio-Movie-Poster-3.jpg"><img class="size-medium wp-image-3960" title="Rio-Movie-Poster-3" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/04/Rio-Movie-Poster-3-188x300.jpg" alt="Rio-Movie-Poster-3" width="188" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Rio - Film Afişi</p></div>
<p><strong><em>Salih Seçkin Sevinç &#8211; Artimetre</em></strong></p>
<p>Bugün <a href="http://www.beyazperde.com/" target="_blank">Beyazperde.com</a>&#8216;un <strong>RİO</strong> filmi ön gösterimindeydik. Buz Devri yapımcıları ve yönetmeni yine son derece matrak bir animasyona imza atmışlar. Bu matrak animasyonu 3D deneyimi ile izliyorsunuz. Üstelik hikaye birde Rio De Jenerio&#8217;da tam da karnaval zamanı şekillendiği için unutulmaz ve son derece eğlendirci bir animasyon izleyebileceğinizi söyleyebilirim.</p>
<p>Filmin olayı kısaca şöyle; Nesli tükenmekte olan <strong>Makav</strong> türü bir kuş olan &#8220;<strong>Mavili</strong>&#8220;nin daha yavru iken kendi yuvasından çalınarak, yıllar sonra dişi makav kuşu olan &#8220;<strong>Harika</strong>&#8221; ile biraraya getirilmesi ve bu esnada Rio&#8217;da başlarına gelen ve birbirlerine yakınlaşmalarını sağlayan maceraların gelişmesi&#8230;  Ayrıca son derece eğlenceli animasyon karakterleri ile bu hikayenin rengarenk sunumu&#8230; İşte filmin konusu. Ancak aradaki diyaloglar, espriler ve animasyonun baştan sona &#8220;<strong>şeker</strong>&#8221; kıvamında oluşu muhteşem!  Filmindetaylı konusu hakkında daha fazla bilgi almak için <a href="http://www.beyazperde.com/film/5212/Rio" target="_blank">Beyazperde.com&#8217;a buyrun</a>!</p>
<p>Dikkatimi çeken bir diğer artı; Türkçe seslendirmelerin oldukça başarılı oluşu.Yekta Kopan, Levent Sülün, Fatih Özacun seslendiren isimlerden sadece bazıları&#8230;</p>
<p>Filmi, yetişkinlerin izleyip neşeli vakit geçirebilecekleri, çocukların da mutluluktan çıldırabilecekleri bir yapım olarak görüyorum.</p>
<p>Neşeli seyirler.</p>
<p><strong>Filmin Fragmanı Aşağıda;</strong></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="450" height="242" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="src" value="http://www.traileraddict.com/emd/22333" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="450" height="242" src="http://www.traileraddict.com/emd/22333" allowfullscreen="true" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2011/04/07/eglenceli-bir-kus-filmi-rio/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vadinin Kurtları Filistin&#8217;de&#8230;</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2011/02/18/vadinin-kurtlari-filistinde/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2011/02/18/vadinin-kurtlari-filistinde/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2011 15:08:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bienal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3939</guid>
		<description><![CDATA[Serdar Gençer &#8211; Artimetre
Kurtlar Vadisi’nin şeklini ve tarzını bilenler için yeni bir dizi bölümü. Bilmeyenler için de 2 saatlik bir aksiyon ve duygu yükseltme etkinliği diyebiliriz bu film için.
Epey zamandır devam eden TV dizisinden çıkan 3. film; Kurtlar Vadisi Filistin. Daha önce Irak ve Gladio’dan sonra gelen bu filmde, dizide devam eden hikayeden bağımsız olarak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_CG6uJ.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3940" class="wp-caption alignright" style="width: 360px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/02/kvf5.jpg"><img class="size-medium wp-image-3940" title="kvf5" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/02/kvf5-350x232.jpg" alt="kvf5" width="350" height="232" /></a><p class="wp-caption-text">Kurtlar Vadisi Has Kadro</p></div>
<p><em>Serdar Gençer &#8211; Artimetre</em></p>
<p>Kurtlar Vadisi’nin şeklini ve tarzını bilenler için yeni bir dizi bölümü. Bilmeyenler için de 2 saatlik bir aksiyon ve duygu yükseltme etkinliği diyebiliriz bu film için.</p>
<p>Epey zamandır devam eden TV dizisinden çıkan 3. film; Kurtlar Vadisi Filistin. Daha önce Irak ve Gladio’dan sonra gelen bu filmde, dizide devam eden hikayeden bağımsız olarak, Filistin’de yeni bir macera yaşanıyor: Geçtiğimiz aylarda Türkiye’den Filistin’e doğru yola çıkan Mavi Marmara gemisine baskın yapıp 9 insanımızın canına mal olan operasyonun emrini veren Moşe Ben Eliezer adlı İsrail askerini öldürmek! Filmin başında verilen Mavi Marmara ve baskın kurgusu, sadece bir sunum görüntüsü gibi duruyor. Filmin içinde baskınla ilgili bir durum yaşanmıyor. Adamlarımız, İsrail askerlerinin kontrol ettiği Filistin topraklarında görünüp, vakit kaybetmeden olay çıkarmaya ve İsrail askeri öldürmeye başlıyorlar. Bunlar olurken, bir turist olan Amerikalı Simone (Nur Aysan) adlı yahudi hanım da Vadi ekibiyle aynı minibüse biniveriyor. Baş döndüren bir kovalamaca, patlayan bombalar, hiç durmayan silah sesleri ekibimizi ve izleyenleri şaşırtmıyor tabi. Ama Simone bu işten çok ürküyor ve bu beladan kurtulmaya çalışıyor. İsrail’in Filistin’de uyguladığı şiddet politikasını benimsemeyen tarafta bulunanları temsil eden Simone, filmde hikaye ilerledikçe seyircinin vereceği tepkileri veriyor. Duruma şahit oluyor, kimin ne yaptığını anlıyor ve sürekli mesaj veriyor; “siz yahudileri temsil etmemelisiniz, siz canisiniz!”</p>
<div id="attachment_3941" class="wp-caption alignright" style="width: 360px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/02/kvf3.jpg"><img class="size-medium wp-image-3941" title="kvf3" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/02/kvf3-350x232.jpg" alt="kvf3" width="350" height="232" /></a><p class="wp-caption-text">Memati bey</p></div>
<p>Filmde verilen İsrail görüntüsünde, her türlü şiddeti hiç hesapsızca uygulayan bir devlet var. Eğer 3 kişilik bir ekibi yakalamak istiyorlarsa, bunun için tüm mahalleyi öldürebilirler, hem de hiç gözlerini kırpmadan! Bu esnada kendi askerleri de ölecektir, onlara da acımazlar! Filistin’de yaşanan durumun siyasi yönünü ortaya koymak değil amacımız, ama insani durum ortada. İnsanların yaşamak zorunda olduğu ortamın durumu tam bir felaket. İki taraf için de barış ve huzurdan çok uzak şartlar hakim. Bu film, bir barış tesis etmede fayda sağlıyor mu? Bence kesinlikle hayır. Ancak, öznel bir bakış açısıyla yola çıkan ve ‘yaptım ve oldu’ bir tarzı var diyebiliriz. Dünya İsrail’i kınar, böyle davranmamasını tembihler, ama İsrail yine bildiğini okur, kimseyi de takmaz. Kağıt üstünde görünen kınama, tavsiye kararı gibi şeyler orada yaşayan insanlara bir şey ifade etmez. Onların realiteleri bambaşkadır. Bu film de, diplomatik ilişkiyi, bir masada oturup istişare etme gibi durumları es geçerek kendi realitesini oluşturuyor. Bu açıdan bakarsak, haksız da sayılmaz ve İsrail şiddeti gerçeğinin karşısına, Filistin insanlarının yaşadıkları durumun gerçeğini koyabildiği için filmi başarılı bulabiliriz.</p>
<p>Görüntü kalitesi ve oyunculuklar beklendiği gibi. Ama kurgu ve müzikte bir aceleye gelmişlik havası var. Çekimler devam ederken bir kısmın yanması ve tekrar çekilmesi gereği buna sebep olmuş olabilir. Ama bunu çok önemsememişler gibi bir durum var. Çünkü bu haliyle bir filmden çok klibi andırıyor. Finalin gelişini adım adım hissediyorsunuz ama, şöyle sine sine bir bitiş olmuyor. Silahlar zaten patlayıp dururken, iki patlama arasında birden film bitiveriyor sanki. Yapım ekibinin, başından sonuna bir bütün arz eden bir film ortaya koyma çabası yok gibi. Yeni bir hikayede yine damdan düşme bağlantılar kurmak zorunda kalacakları için, tam bir bitiş olmayacak zaten.</p>
<a href="http://www.artimetre.com/2011/02/18/vadinin-kurtlari-filistinde/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2011/02/18/vadinin-kurtlari-filistinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Gangsterler Kralı: Jean-Pierre Melville” Pera Müzesi&#8217;nde</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2011/02/12/gangsterler-krali-jean-pierre-melville/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2011/02/12/gangsterler-krali-jean-pierre-melville/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Feb 2011 22:35:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanat Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3897</guid>
		<description><![CDATA[Pera Film, Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle 16 – 27 Şubat 2011 tarihleri arasında Fransız yönetmen Jean-Pierre Melville’in 1947-1970 tarihli filmlerinden oluşan “Gangsterler Kralı” programını sunuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_mz2Ee.jpg" class="wppt_float_left" /><dl id="attachment_3898" class="wp-caption alignright" style="width: 360px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-medium wp-image-3898" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2011/02/lecerclerouge-350x197.jpg" alt=" " width="350" height="197" /></dt>
</dl>
<p><strong>Pera Film, Fransız Kültür Merkezi </strong>işbirliğiyle <strong>16 – 27 Şubat 2011</strong> tarihleri arasında Fransız yönetmen <strong>Jean-Pierre Melville</strong>’in<strong> 1947-1970</strong> tarihli<strong> </strong>filmlerinden oluşan <strong><em>“Gangsterler Kralı”</em></strong> programını sunuyor.</p>
<p>Günümüzde özellikle 1960’lara ait karanlık ve espaslı gangster filmleriyle anılmakla birlikte, Fransız sinemacı Jean-Pierre Melville’in savaş dramlarından psikoseksüel karakter incelemelerine ve Jean Cocteau ile işbirliğine uzanan kariyeri şaşırtıcı bir çeşitlilik içerir. Pera Film programında gösterilecek filmler arasında<strong>: Denizin Sessizliği, Les Enfants Terribles, Unutulmazlar, Gölgeler Ordusu, Kızıl Çember</strong> ve belgesel <strong>Kod Adı Melville </strong>yer alıyor.</p>
<p><strong>Yapımcı Raphaël Millet, 26 Şubat Cumartesi günü saat 16:00’daki</strong> <strong>Kod Adı Melville</strong> belgeselinin ardından, Jean-Pierre Melville üzerine bir konferans verecek.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Programda 5 kurmaca, 1 belgesel film yer alıyor:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Melville’in ilk filmi <strong>Denizin Sessizliği<em>,</em></strong> 1942’de Fransa’nın Naziler tarafından işgali sırasında gizlice yazılıp dağıtılan aynı adlı romandan uyarlanmış. Melville&#8217;in uyarlaması, işgal altındaki Fransa’da geçer ve yaşlı bir adam ile yeğeninin evine yerleştirilen Alman subay Werner von Ebrennac’ı konu alır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Les Enfants Terribles<em>,</em></strong> Melville&#8217;in ikinci filmi, Fransız sinemacıları ciddi olarak etkileyen Melville’e, ülkesinin stüdyo sistemi dışında da harikalar yaratabilen bağımsız bir yönetmen olarak ün kazandırır. Film, senaryo aşamasında da Melville’le birlikte çalışan şair ve sinemacı <strong>Jean Cocteau</strong>’nun 1929 tarihli romanını temel alır.</p>
<p><strong>Unutulmazlar</strong> karmaşık ve karamsar bir gerilim filmi; kaderin cilvesi sonucu yolları kesişen iki adamın ilişkisini anlatır. Etkileyici yönetmen Melville’den sadakat ve ihanete dair göz kamaştırıcı bir Fransız kara filmi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Fransız Direnişi üzerine <strong>Gölgeler Ordusu</strong> Melville’in en öznel filmi olarak kabul edilen bir başyapıt; Lino Ventura, Paul Meurisse, Jean-Pierre Cassel ve müthiş oyuncu Simone Signoret’nin, Hitler rejimine karşı, onur konusundaki düşüncelerini sorgulayarak mücadele etmeye çalışan gözüpek yeraltı savaşçılarını canlandırdıkları sürükleyici bir atmosfer filmi.</p>
<p><strong>Kızıl Çember<em> </em></strong>filminde usta hırsız Corey hapishaneden yeni çıkmıştır. Fakat yasalara saygılı bir özgürlüğün tadını çıkarmak yerine, namlı bir kaçak ile alkolik eski bir polisin peşine takılıp yeniden suçun karanlık dünyasına adım atar. Onurlu anti kahramanlar, ortamı “cool” bir atmosfer yaratan sinematografi ve nefes kesici görüntüleri bir araya getiren film ile Melville polisiye filmlerin başyapıtlarından birine imza atıyor.</p>
<p>Yönetmenin 1973’teki ölümünün ardından, hatta 1971’de, hala hayattayken yapılmış belgeselden bu yana hazırlanan ilk film olan <strong>Kod Adı Melville</strong>, bazı TV programlarından, yönetmenin evinden, film stüdyosundan ve filmlerin setlerinden Melville’e ait arşiv görüntüleri içeriyor. Ayrıca yönetmeni tanıyan ve onunla birlikte çalışma fırsatı bulmuş ünlüleri, yönetmenden etkilenmiş sinemacıları,  2008 yılında yapılmış röportajları ve Melville’in filmlerinden parçaları da bir araya getiriyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>GÖSTERİM PROGRAMI / </strong>SCREENING SCHEDULE</p>
<p><strong>16 – 27 Şubat </strong>/ February <strong>2011</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">16 Çarşamba </span></strong><span style="text-decoration: underline;">/ Wednesday</span><br />
<strong>19:00    Denizin Sessizliği / </strong>Le Silence de La Mer</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">18 Cuma / </span></strong><span style="text-decoration: underline;">Friday</span><br />
<strong>19:00    Les Enfants Terribles</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">19 Cumartesi / </span></strong><span style="text-decoration: underline;">Saturday</span><strong> </strong><br />
<strong>19:00    Unutulmazlar / </strong>Le Doulos</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">20 Pazar / </span></strong><span style="text-decoration: underline;">Sunday</span><br />
<strong>15:00    Gölgeler Ordusu / </strong>L’Armee des Ombres<br />
<strong>18:00    Kızıl Çember / </strong>Le Cercle Rouge</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">23 Çarşamba </span></strong><span style="text-decoration: underline;">/ Wednesday</span><br />
<strong>17:00    Kod Adı Melville / </strong>Code Name Melville<strong> </strong><br />
<strong>19:00    Les Enfants Terribles</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">25 Cuma  / </span></strong><span style="text-decoration: underline;">Friday</span><br />
<strong>17:00    Kod Adı Melville / </strong>Code Name Melville<strong> </strong><br />
<strong>19:00    Kızıl Çember / </strong>Le Cercle Rouge</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">26 Cumartesi / </span></strong><span style="text-decoration: underline;">Saturday</span><br />
<strong>14:00    Denizin Sessizliği / </strong>Le Silence de La Mer<br />
<strong>16:00    Kod Adı Melville / </strong>Code Name Melville<strong> </strong><br />
<strong>17:30    Konferans / </strong>Conference<br />
<strong>19:00    Gölgeler Ordusu / </strong>L’Armee des Ombres</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">27 Pazar / </span></strong><span style="text-decoration: underline;">Sunday</span><br />
<strong>13:00    Kod Adı Melville / </strong>Code Name Melville<strong> </strong><br />
<strong>15:00    Unutulmazlar / </strong>Le Doulos<br />
<strong>17:00    Kod Adı Melville / </strong>Code Name Melville<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Yer: </strong>Pera Müzesi<br />
<strong>Adres:</strong> Meşrutiyet Cad. No: 65, Tepebaşı, Beyoğlu – İstanbul</p>
<p><strong><a href="http://www.peramuzesi.org.tr/">www.peramuzesi.org.tr</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2011/02/12/gangsterler-krali-jean-pierre-melville/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Modern Sinema’da Avustralya sinemasından bir seçki</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2010/12/04/istanbul-modern-sinema%e2%80%99da-avustralya-sinemasindan-bir-secki/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2010/12/04/istanbul-modern-sinema%e2%80%99da-avustralya-sinemasindan-bir-secki/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 13:32:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3709</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Modern Sinema, 2-12 Aralık tarihlerinde Avustralya Büyükelçiliği ile işbirliğiyle, Avustralya sinemasından 11 filmlik bir seçki sunuyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_87dh1.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3711" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-3711" title="Somersault" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/12/Somersault1-300x300.jpg" alt="Somersault" width="300" height="300" /><p class="wp-caption-text">Somersault</p></div>
<p><strong>İstanbul Modern Sinema</strong>, <strong>2-12 Aralık</strong> tarihlerinde <strong>Avustralya Büyükelçiliği</strong> ile işbirliğiyle, Avustralya sinemasından 11 filmlik bir seçki sunuyor. ‘Büyüme’ temasına odaklanan ve arka planda Avustralya manzaralarıyla bezenmiş bu filmler eşcinsellik, göçmenlik, ırkçılık gibi konular üzerinden farklı büyüme hâllerini mercek altına yatırıyor. Avustralyalı yönetmenlerin yönettiği ve Hollywood filmlerinden bildiğimiz <strong>Russell Crowe, Heath Ledger</strong> ve <strong>Toni Collette</strong> gibi oyuncuların rol aldığı filmler, büyüme sürecinin sancıları kadar eğlenceli yanlarını da yansıtıyor.</p>
<p>Programda <strong>Rachel Ward</strong>’ın “Güzel Kate” (2009), <strong>Elissa Down</strong>’ın “Siyah Balon” (2008<strong>), Richard Roxborough</strong>’un “Babam Romulus”(2007), <strong>Bill Bennett</strong>’in “Öp ya da Öldür” (1997), <strong>Rowan Woods</strong>’un “Delikanlılar” (1998) ve “Somersault” (2004), <strong>Ana Kokkinos</strong>’un “Kafa Kafaya”(1998), <strong>Geoff Burton</strong> ile <strong>Kevin Dowling</strong>’in “Hepimizin Toplamı” (1994), <strong>Sue Brooks</strong>’un “Japon Hikâyesi” (2003) ve <strong>Gregor Jordan</strong> “İki El” (1999) isimli filmleri sunulacak.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Güzel Kate / Beautiful Kate, 2009</strong></p>
<p>Yönetmen:Rachel Ward, 35mm/ 90’<br />
Oyuncular: Ben Mendelsohn, Maeve Dermody, Rachel Griffiths, Sophie Lowe<br />
Yazar Ned Kendall, ölüm döşeğindeki babasına veda etmek üzere kız kardeşi Sally tarafından büyüdüğü eve çağırılır. Aile evi uzak ve kasvetli bir bölgededir. Hikaye ilerledikçe aile hakkında tekin olmayan şeyler olduğu ortaya çıkar. Ned’in Kate adında ölmüş bir ikiz kızkardeşi vardır ve Kate’le geçirdikleri çocukluk anılarına gömülür.  Ama bu anılara yolculuk çok daha derinlere saklanmış karanlık aile sırlarını yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başlar. Rachel Ward’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği ilk film olan Güzel Kate, kuvvetli görselliği sayesinde etkileyici bir atmosfer yaratmayı başarıyor.</p>
<p><strong>Siyah Balon / The Black Balloon, 2008</strong></p>
<p>Yönetmen: Elissa Down, 35mm / 97’</p>
<p>Oyuncular: Rhys Wakefield, Luke Ford, Toni Collette</p>
<p>Thomas’ın tek istediği normal bir ergen olmaktır, fakat otistik kardeşi Charlie yüzünden tüm fırsatlar elinden kaçar. Thomas, kız arkadaşı Jackie sayesinde kardeşini kabul edebilecek midir? Yönetmen Elissa Down’un iki otistik kardeşiyle büyümüş olması da böylesine bıçak sırtı bir konuyu yeterli bir duygusallık ve keskin bir gerçekçilikle işlemesini sağlıyor. Filmde anneyi oynayan Collette’in performansıyla güçlenen film yoğun bir aile dramı içinde kendini gerçekleştirmeye çalışan Thomas’ın ölçülü ve etkiliyici hikâyesini izliyoruz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Babam Romulus / Romulus, My Father, 2007</strong></p>
<p>Yönetmen: Richard Roxborough, 35mm / 106’</p>
<p>Oyuncular: Eric Bana, Franka Potente, Marton Csokas</p>
<p>Raimond, 1950’lerin Avusturalya taşrasında Romen göçmeni Romulus ve onun Alman eşi Christina’nın oğludur. Fakir bir hayatları olduğu gibi Christina’nın da psikolojik problemleri vardır. Romulus, Christina’nın kendisini en yakın arkadaşları Mitru’yla aldattığını ve ondan bir bebek beklediğini öğrenir. Çift ayrılır, Romulus bir akıl hastanesine yatırılır. Hastaneden çıktıktan sonra Romulus oğlunu sağlıklı yetiştirebilmek için çok büyük bir mücadele verir. İmkânsız bir aşkın ve babayla oğlu arasında asla koparılamayacak kuvvetli bağın dramatik öyküsü anlatılıyor.</p>
<p><strong>Öp ya da Öldür / Kiss or Kill, 1997</strong></p>
<p>Yönetmen: Bill Bennett, 35mm / 93’</p>
<p>Oyuncular: Frances O&#8217;Connor, Matt Day, Barry Langrishe</p>
<p>İki sevgili, olan Nikki ve Al karşılarına çıkan işadamlarını soyarak hayatlarını kazanırlar. Nikki barda tanıştığı adamları otel odasına çıkarır, onları ilaçla uyutur. İşadamları genellikle evli oldukları için polise şikayet edemezler ve iki aşık bütün Avusturalya kırsalını bu şekilde dolaşır. Fakat ikilinin son kurbanı beklenmedik bir şekilde ölür ve eşyalarının arasından ünlü eski futbolcu Zipper Doyle’un pedofil olduğunu kanıtlayan bir video ortaya çıkar. Bu fırsatı kaçırmazlar ve ünlü atlete şantaj yapmaya başlarlar. Avustralya’nın içlerinde Nikki, Al, polis ve Zipper Doyle arasında amansız bir takip başlar.  Renkli yan karakterlerle bezenmiş sürükleyici bir yol filmi&#8230;</p>
<p><strong>Delikanlılar  / The Boys, 1998 </strong></p>
<p>Yönetmen: Rowan Woods, 35mm / 86’</p>
<p>Oyuncular: David Wenham, Toni Collette, Lynette Curran</p>
<p>Brett Sprague saldırı suçundan bir süre hapiste yattıktan sonra şartlı tahliye olur ve annesi, iki erkek kardeşiyle sevgilisinin onu bekledikleri evlerine geri döner. Aile Brett’in çevresinde biraraya gelir. Fakat Brett’in şiddet eğilimli yapısı, ailesindeki tüm olumlu gelişmeleri alaşağı ettiği gibi aileyi de kendisiyle birlikte felakete sürükler. Toni Collette’in Brett’in kız arkadaşı Michelle rolünde göz dolduran bir performans sergilediği film, Avusturalya kenar mahallerinde alt sınıf bir ailenin hayat mücadelesini sınıf, cinsiyet ve aile bakış açılarını ihmâl etmeyerek gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Somersault, 2004 </strong></p>
<p>Yönetmen: Rowan Woods, 35mm /  106’</p>
<p>Oyuncular: Abbie Cornish, Sam Worthington, Lynette Curran</p>
<p>Heidi, annesinin sevgilisi ile öpüşürken annesine yakalanınca evden kaçar. Bir zaman sonra kalacak bir yer ve bir markette iş bulmayı becerir. Heidi çocukluk, tekerlemeler ve boyama defterleriyle; yetişkinlik, çalışmak, cinsellikle, sosyal hakaret ve iftiralarla başa çıkmak arasında kalmıştır. Bir çiftçinin oğlu olan Joe ile sevişmektedir. Acaba yetişkinlikten kurtulup bir süre daha çocuk kalabilecek midir? Avusturalya Oscar’larında bolca ödüllendirilen Rowan Woods’un bu düşük bütçeli filmi, genç bir kızın edindiği yeni deneyimlerle cinsellik ve sevgi arasındaki farkı anlamasının güzel bir hikâyesi.</p>
<p><strong>Kafa Kafaya / Head On, 1998 </strong></p>
<p>Yönetmen: Ana Kokkinos, 35mm / 100’</p>
<p>Oyuncular: Alex Dimitriades, Paul Capsis, Julian Garner</p>
<p>19 yaşındaki Ari bir yandan cinsel kimliğini keşfetmeye çalışırken, bir yandan da Yunan göçmeni ailesiyle mücadele etmektedir. Zamanında radikal eylemci olup, bugün geleneksellik içinde hapsolmuş olan ebeveynlerinden artık nefret eden Ari, uyuşturucu kullanır ve eşcinseldir. Buna rağmen bir arkadaşının kız kardeşiyle ilişkiye giren Ari, bir yandan da hiçbir şeyden haberi olmayan geleneksel Yunan ailesinin orta sınıf hayalleriyle başa çıkmaya çalışır. Cinsel kimlik, kültürel yabancılaşma, konformizm ve bireysellik gibi konulara temas eden<em> Kafa Kafaya</em>, tam bir büyüme hikayesi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hepimizin Toplamı / The Sum of Us, 1994 </strong></p>
<p>Yönetmen: Geoff Burton &amp; Kevin Dowling, 35mm / 96’</p>
<p>Oyuncular: Jack Thompson, Russell Crowe, John Polson</p>
<p>Dul bir baba iki karmaşık sorunla karşı karşıyadır: Bir yandan kendisi için “Bayan Doğru”yu ararken, bir yandan da 20 yaşındaki eşcinsel oğlu için  “Bay Doğru”yu aramaktadır.  Filmde, alışılmış ebebeyin tavrının tersine oğlunun eşcinsel kimliği ile barışık bir baba izliyoruz. Oğlunun mutluluğu için çırpınıyor. Başlarına gelen trajediler sonrası ayakta kalmayı başaran farklı bir baba- oğlun eğlenceli ve duygusal hikâyesi.</p>
<p><strong>İz Peşinde / The Tracker, 2002 </strong></p>
<p>Yönetmen: Rolf de Heer, 35mm / 98’</p>
<p>Oyuncular: David Gulpilil, Gary Sweet, Damon Gameau</p>
<p>Yıl 1922, Avustralya’da bir yer. Avustralyalı bir Yerli beyaz bir kadını öldürmekle suçlanınca, onu yakalamak için, üç beyaz adam (Fanatik, Takipçi ve Gazi) ve onlara yardım etmesi için deneyimli bir Avustralyalı yerli (İz Sürücü) görevlendirilir. Böylece ıssız çölde iz peşine düşerler, ama ırkçılık için ve ırkçılığa karşı kendi içlerindeki mücadele, suçluyu aramalarının önüne geçecektir. Bu efsanevi film Western’i andıran aksiyonuyla, etkin oyunculuklarla, vahşi doğanın içinde geçen çarpıcı bir av öyküsü.</p>
<p><strong>Japon Hikâyesi / Japanese Story, 2003 </strong></p>
<p>Yönetmen: Sue Brooks, 35mm / 107’</p>
<p>Oyuncular: Toni Collette, Gotaro Tsunashima, Lynette Curran</p>
<p>Muhteşem Avustralya manzarası önünde önce yanlış anlamalar ve nefretle başlayan, ardından aşka dönüşen bir hikâye anlatıyor. Fakat bu filmi klasik bir aşk filmiyle karıştırmamak lazım, beklenmedik sürprizlerden sonra filmin aslında öyküsünden çok, “bundan sonra neler olacak?” sorusuna odaklandığını fark edeceksiniz. Çünkü artık yolun sonuna gelindiğinde, karakterlerden hiçbiri ilk başladığı noktaya dönecek durumda değildir.</p>
<p><strong>İki El / Two Hands, 1999 </strong></p>
<p>Yönetmen: Gregor Jordan, 35mm / 90’</p>
<p>Oyuncular: Heath Ledger, Bryan Brown, David Field</p>
<p>Bir mafya için taşıması gereken ganimeti çaldıran 19 yaşındaki Jimmy (Ledger) böylece çok azılı bir ganstere borçlanmıştır ve kısa zamanda parayı bulması gerekir. Bu arada kaybolan paralar iki çocuğun eline geçer ve onlar için de bir alışveriş çılgınlığı başlar. Jimmy bu telaş arasında masum güzel bir kıza aşık olur. Sidney’in arka sokaklarını gözler önüne seren, temposu hiç düşmeyen eğlenceli bir film.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2010/12/04/istanbul-modern-sinema%e2%80%99da-avustralya-sinemasindan-bir-secki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Kahramanlık Destanı: Nene Hatun</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2010/10/27/bir-kahramanlik-destani-nene-hatun-29-ekimde-sinemalarda/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2010/10/27/bir-kahramanlik-destani-nene-hatun-29-ekimde-sinemalarda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Oct 2010 17:56:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bienal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3684</guid>
		<description><![CDATA[Nene Hatun: Aziziye 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda gösterime giriyor. Filmin yapımcıları ile film hakkında sohbet ettik.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_LDGZG.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3697" class="wp-caption alignright" style="width: 360px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/10/VeysiDundar_Olgun.JPG"><img class="size-medium wp-image-3697" title="VeysiDundar_Olgun" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/10/VeysiDundar_Olgun-350x262.jpg" alt="VeysiDundar_Olgun" width="350" height="262" /></a><p class="wp-caption-text">Veysi Dündar (Yapımcı), Olgun Özdemir (CO Yönetmen)</p></div>
<p><strong>Nene Hatun:Aziziye</strong> 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı&#8217;nda gösterime giriyor. Yönetmenliğini Avni Kütükoğlu, yapımını Veysi Dündar ve Sabahattin Kat&#8217;ın üstlendiği filmde başrolü Açelya Elmas oynuyor.  Ülkemizde büyük bir eksiklik olan ve beyazperde de nadir olarak gördüğümüz destan ve kahramanlık hikayelerine bir yenisi ekleniyor. Nene Hatun&#8217;un Aziziye Tabyaları&#8217;nda verdiği kahramanlık öyküsünün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı&#8217;nda vizyona girmesi ise gerçekten manidar. Film&#8217;in çekimleri tamamlandığında filmin yapımcıları <strong>Veysi Dündar</strong> ve <strong>Sabahattin Kat </strong>ile hoş bir sohbet yaptık. Sağolsun Almanya ve İstanbul arasında mekik dokuyan yönetmen <strong>Olgun Özdemir</strong>&#8216;de bizi ön gösterime çağırdı ama gidemedik. Özellikle eski Yeşilçam oyuncusu olan Sabahattin Kat&#8217;ın film çekimleri ve filme dair yorumlarını dinlerken heyecenlanmadan da edemedik. Türk Sineması adına yaşadığı coşku, heves ve yaptığı işe olan güven ile ortaya çok güzel bir film çıkardıklarına hiç şüphemiz yok. <strong>Sabahattin Kat</strong> ve <strong>Veysi Dündar</strong> gibi insanların olduğunu bilmek Türk Sineması adına daha nice başarılı projenin altına atılacak imzaların garantisidir. Aşağıda yapımcılarla yaptığımız ufak röportajı okuyabilirsiniz.</p>
<p>İyisi mi bu Cumhuriyet Bayram&#8217;ında eşinizi dostunuzu toplayın ve  bu kahramanlık destanını izlemeye gidin. Gidin ki sonraki Cumhuriyet bayramlarımızda daha nice kahramanlık destanlarımızı peyazperde de izleyebilelim.</p>
<p><strong>Artimetre:</strong> Nereden çıktı bu film? Nasıl başladı?</p>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Ortak yapımcım Sabahattin Kat, Erzurum belediye başkanına bu projeden söz ediyor. Daha sonra hemen harekete geçiyoruz.</p>
<p><strong>Artimetre:</strong> Senarist, yönetmen aynı kişiler değil mi? Oyuncu kadrosunda kimler var?</p>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Evet, Avni Kütükoğlu senarist ve yönetmen. Nene Hatun&#8217;u Açelya Elmas oynuyor. Diğer oyuncularımız; Barış Koçak, Levent Ülgen, Betüm Şahin, Selahattin Taşdöğen, Serdar Gökhan, Murat Soydan, Yılmaz Köksal ve Nuri Alço. Oyuncu kadromuz son derece kuvvetli.</p>
<p><strong>Artimetre: </strong>Nuri abi&#8217;yi hep kötü rollerle biliriz bu kez nasıl göreceğiz? Hap felan?</p>
<div id="attachment_3698" class="wp-caption alignright" style="width: 209px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/10/nene_Hatun02.jpg"><img class="size-medium wp-image-3698 " title="nene_Hatun02" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/10/nene_Hatun02-199x300.jpg" alt="nene_Hatun02" width="199" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Nene Hatun Film Setinden</p></div>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Yine kötü rolde ama bu sefer tecavüz yok. (Gülüşmeler) İzleyin bakalım.</p>
<p><strong>Artimetre:</strong> Peki, film için belgesel özellikleri daha ağır basıyor diyebilir miyiz?</p>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Hayır, tam manasıyla bir sinema filmi oldu. Gerçek bir savaş filmidir desek yeridir. Filmde iki başarı hikayesi var. Bir tanesi günümüzde geçen ve Nene Hatun köyünden çıkan sporcu bir kadın. Diğeri Nene Hatun&#8217;un vatan topraklarına savunmak için verdiği zorlu mücadele.</p>
<p><strong>Artimetre:</strong> İki paralel hayatın benzer izdüşümleri yani. İki ayrı kahramanlık hikayesi izleyeceğiz yani.</p>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Aynen öyle.</p>
<p><strong>Artimetre: </strong>Bu filmi diğer yapımlardan ayıran ne var?</p>
<p><strong>Veysi Dündar: </strong>Türkiye&#8217;nin en büyük sinema platosunu kurduk. 30 haneli bir köy&#8230;Camisinden kahvehanesine kadar. 100 küsur dönüm bir arazi üzerine&#8230; Oldukça büyük bir alan. Ayrıca sinema tarihimizde de en çok figüranın rol aldığı film diyebilirim.</p>
<p><strong>Artimetre: </strong>Komik anılarınız da olmuştur tabi.</p>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Evet, normal figürana 20 TL verirken, rus ve ermeni figüranı oynayana bir o kadar daha vermek zorunda kaldık. Bu da epey komik bir durum tabi.</p>
<p><strong>Artimetre:</strong> Herşeyin bir bedeli vardır sözünü burada bifiil tecrübe etmişsiniz yani. (Gülüşmeler)</p>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Daha traji komik olanı&#8230;Türk, Ermeni kıyafetleri giyen figüranlar birbirlerine &#8220;<strong>Sen Türksün, Sen Ermenisin</strong>&#8221; diye sataşırken birbirlerine girdiler.</p>
<p><strong>Artimetre:</strong> Çok enteresan örnekler bunlar. Gerçi kalabalık, figüranlık ne diyelim&#8230; Böyle şeyler olabilirmiş gibi geliyor. Peki, uzun lafın kısasası.  Bu filmde ağlar mıyız?</p>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Valla, izleyenlerin çok gurur duyacağı ve evet, duygulanıp ağlayacakları bir film oldu diyebilirim.</p>
<p><strong>Artimetre:</strong> Filmin müziklerini kim yapmıştı?</p>
<p><strong>Veysi Dündar:</strong> Mustafa Çeçeli.</p>
<p><strong>Artimetre:</strong> O zaman ağlayacağımız kesin hocam.</p>
<p>Sizlere başarılar diliyorum. Böyle bir filme de yapımcı olmanızdan ötürü de sizleri tekrar tebrik ediyorum. Umarım devam projeleriniz gelir. Filmi merakla bekliyoruz.</p>
<p><strong>Filmin Fragmanını aşağıda izleyebilirsiniz;</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="334" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://video.mynet.com/herginn/Nene-Hatun-Aziziye-Fragman/976421.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="334" src="http://video.mynet.com/herginn/Nene-Hatun-Aziziye-Fragman/976421.swf" wmode="transparent" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2010/10/27/bir-kahramanlik-destani-nene-hatun-29-ekimde-sinemalarda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Modern Fashion Forward Film Seçkisi</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2010/10/14/istanbul-modern-fashion-forward-film-seckisi/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2010/10/14/istanbul-modern-fashion-forward-film-seckisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Oct 2010 16:11:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bienal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3679</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Modern Sinema, “Hüseyin Çağlayan 1994-2010” sergisi bitmeden önce 14 Ekim-21 Ekim tarihleri arasında dünyaca ünlü tasarımcının sevdiği moda filmlerinden oluşan beş filmlik “Fashion Forward” başlıklı programla moda ve sinema meraklılarını bir araya getiriyor.
Programda Doğu Alman Moda Enstitüsü’nde mankenlik yapan yönetmen Marco Wilms’in Doğu Berlin modacı ve bohemlerinin bugüne kadar duvarın gölgesinde gizli kalmış hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_byLlb.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3680" class="wp-caption alignright" style="width: 227px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/10/sizkimsinizpollymaggoo2.jpg"><img class="size-medium wp-image-3680  " title="sizkimsinizpollymaggoo2" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/10/sizkimsinizpollymaggoo2-217x300.jpg" alt="sizkimsinizpollymaggoo2" width="217" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Siz Kimsiniz, Polly Maggoo?</p></div>
<p><strong>İstanbul Modern Sinema</strong>, <strong>“Hüseyin Çağlayan 1994-2010”</strong> sergisi bitmeden önce <strong>14 Ekim-21 Ekim</strong> tarihleri arasında dünyaca ünlü tasarımcının sevdiği moda filmlerinden oluşan beş filmlik <strong>“Fashion Forward”</strong> başlıklı programla moda ve sinema meraklılarını bir araya getiriyor.</p>
<p>Programda Doğu Alman Moda Enstitüsü’nde mankenlik yapan yönetmen <strong>Marco Wilms</strong>’in Doğu Berlin modacı ve bohemlerinin bugüne kadar duvarın gölgesinde gizli kalmış hiç bilinmeyen dünyasına yolculuk yaptığı <strong>“Yoldaş Modası”,</strong> yeraltı gay camiasında popüler dans türü olan ve New York’un Harlem mahallesine özgü, ‘balo salonu’ cemiyeti olarak anılan 35 yılık ‘vogue’ kültürünü inceleyen yönetmen <strong>Wolfgand Busch</strong>’un <strong>“Nasıl Görünüyorum”</strong>, moda dünyasının önemli fotoğrafçılarından <strong>William Klein</strong>’ın moda endüstrisini yeren, Yeni Dalga tekniğiyle çektiği ironik filmi <strong>“Siz Kimsiniz, Polly Maggoo?”</strong>, yönetmen <strong>Jennie Livingston</strong>’ın  New York’un yeraltı kültürü üzerine dokunaklı filmi <strong>“Paris Yanıyor”</strong> ve <strong>Stanley Donen</strong>’ın Hollywood’un altın çağından, büyülü Gershwin parçaları, kostümleriyle Fred Astaire ve Audrey Hepburn’lü ünlü müzikali <strong>“Şahane Macera”</strong> isimli filmleri yer alıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Fashion Forward programı</span></strong></p>
<p><strong>Yoldaş Modası (Ein Traum in Erdbeerfolie), 2009</strong></p>
<p>Yönetmen: Marco Wilms, 82’</p>
<p>Doğu Alman Moda Enstitüsü’nde mankenlik yapmış yönetmen Marc Wilms, kendinin de dahil olduğu Doğu Berlin modacı ve bohemlerinin bugüne kadar, duvarın gölgesinde gizli kalmış, hiç bilinmeyen dünyalarına bir yolculuk yapıyor. Belgesel, modanın paralel dünyasında gelişen karşıt grupların radikal tarzını, ekonomik olarak özgür, birey olarak farklı olma isteklerini, yaratıcılık iksirini, hasret ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Wilms gençliğindeki kahramanlarla buluşuyor: Moda tasarımcısı Sabine von Oettingen, fotoğrafçı Robert Paris, stilist ve kuaför Frank Schäfer&#8230; Amaç bu birbirinden put kırıcı karakteri 20 yıl sonra efsanevi, avangart bir moda tiyatrosunda buluşturup acayip bir Doğu Bloku partisi vermek!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şahane Macera (Funny Face), 1957</strong></p>
<p>Yönetmen: Stanley Donen, 103’</p>
<p>Hollywood’un altın çağından bir müzikal! ‘Şeytan Prada’ giyiyor olabilir, ama moda dünyasının pembeler içinde kusursuzlaşan Audrey Hepburn’ünü bugün kim, nasıl unutabilir? Jo’nun, Manhattan’da çalışan, amatör felsefeci bir kitap kurdundan Paris’teki modellik kariyerine geçişini anlatan filmin diğer dev ismi de filmdeki dans koreografileri ve başoyunculuğuyla Fred Astaire. Hikâyede, dinamik bir moda dergisi editörü ve ünlü bir fotoğrafçı dergi için yeni bir yüz ararlar ve özgür ruhlu, ürkek bir kitapçı tezgâhtarına, Jo’ya rastlarlar. Böylece Jo’nun hem kendini hem de aşkı keşfedeceği Paris’e doğru yolculuğu başlar. Yaşına göre inanılmaz geçerli ve yenilikçi bu film, modayı bu kadar ciddi bir konu yaparak beyazperdeye taşımasıyla da bir ilk. Dev bir prodüksiyon olan Şahane Macera’de büyülü Gershwin parçaları da kostümleriyle Hepburn de, Astaire ile arasındaki romantizm de zamansız!</p>
<p><strong>Nasıl Görünüyorum (How Do I Look), 2006</strong></p>
<p>Yönetmen: Wolfgang Busch, 80’</p>
<p>Yeraltı gay camiasında popüler olmuş bir dans türü olan ve en çok da Madonna’nın ‘Vogue’ parçasına çekilen video klibinde tanıdığımız ‘vogue’ ruhunu, şovlarını anlatan bir belgesel! New York’un Harlem mahallesine özgü olan ve ‘balo salonu’ cemiyeti olarak anılan bu 35 yıllık kültürü inceleyen <em>Nasıl Görünüyorum</em>’da izleyeceğiniz sanatçılar yetenek ve yaratıcılıklarını Harlem sokaklarından aşırıp Queen Latifa, Madonna gibi yıldızlarla çalışmaya kadar götürmüşler. Bizi bu ‘trendsetting’ topluluğun içine sokan filmde onların yaşam tarzlarından aile değerlerine, günlük geçim savaşlarından AIDS’e kadar uzanan konularla üç kuşak vogue’cuyla tanışıyoruz. O pozları verirken özgüvenlerini nasıl kurduklarını, sanatla sosyal statülerini nasıl koruduklarını da öğreniyoruz.</p>
<div id="attachment_3681" class="wp-caption alignright" style="width: 220px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/10/fuaye70x100cm-01.jpg"><img class="size-medium wp-image-3681" title="fuaye70x100cm-01" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/10/fuaye70x100cm-01-210x300.jpg" alt="fuaye70x100cm-01" width="210" height="300" /></a><p class="wp-caption-text"> </p></div>
<p>Yönetmen: William Klein, 102’</p>
<p>Moda dünyasının önemli fotoğrafçılarından William Klein’ın bulunduğu moda dünyasına kazandırdığı bu ironik filmde, 1962 yılında Vogue kapağı olmuş, en sevdiği modeli başrole oturtur: Dorothy MacGowan. Moda endüstrisini yerin dibine sokan bu hicivde Polly Maggoo 20 yaşında, Paris’te yaşayan bir moda mankenidir. “Siz Kimsiniz?” isimli bir televizyon programına konuk olur ve Sovyet bloğunda yer alan küçük bir ülkeyi ziyaret eder. Biz de bu belgesel sırasında yönetmenin kamerasıyla birlikte onu takip ederiz. Polly’nin prensliğe gelişini, kenar bir mahallede yediği yemeği ve çocukluğunu öğreniriz. Polly’de güzel yüzü dışında da bir şeyler var mıdır? Moda ve güzellik endüstrisini taşlayan ve Fransız Yeni Dalga tekniğiyle çekilmiş film unutulmaz sahneler barındırıyor.</p>
<p><strong>Paris Yanıyor (Paris Is Burning), 1990</strong></p>
<p>Yönetmen: <strong>Jennie Livingston</strong>, 71’</p>
<p>“Paris’te Dior’un veya Chanel’in moda evini bulabilirsiniz. Harlem ise başka tür moda evlerinin doğduğu yerdir.” 80’lerin sonlarında New York’un yeraltı kültürü üzerine paleti zengin bir sosyal belge; modanın pratik olma kaygısı taşımadığı zamanlara dokunaklı bir hürmet filmi. Burada yüksek modanın aşağı gördüğü, moda delisi New Yorkluların arka perde hikâyelerini, travesti balolarını, gürültülü kutlamaları kişisel itibar için ifade aracı olarak kullanan insanları göreceksiniz. Dergi sayfalarındaki pozlardan çıkan dramatik dans hareketi vogue’u anan bu samimi portre, Madonna’nın klibinde tanıttığı akımın kremasına değil, sıkı bir rekabetin döndüğü ilk dönemlerine götürüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2010/10/14/istanbul-modern-fashion-forward-film-seckisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Filmlerde Caz Günleri (24 Eylül-17 Ekim 2010)</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2010/09/16/filmlerde-caz-gunleri-24-eylul-17-ekim-2010/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2010/09/16/filmlerde-caz-gunleri-24-eylul-17-ekim-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2010 20:57:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bienal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3652</guid>
		<description><![CDATA[Pera Film “Filmlerde Caz” programıyla, 24 Eylül – 17 Ekim 2010 tarihleri arasında 20. Akbank Caz Festivali’ne paralel olarak hazırlanan, 1930’lardan 1960’lara uzanan 8 filmlik bir seçkiyle, filmlerdeki  caz müziklerini ön plana çıkartıyor. 
Duke Ellington Beyaz Perdede!
8 filmden oluşan “Filmlerde Caz” seçkisi yedi kurmaca ve bir belgeselden oluşuyor. 1934 yapımı Vanities’de Cinayet filminde Duke Ellington’ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_1N12f.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3653" class="wp-caption alignright" style="width: 359px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/09/odds-against-to.jpg"><img class="size-medium wp-image-3653" title="odds against to" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/09/odds-against-to-349x261.jpg" alt="odds against to" width="349" height="261" /></a><p class="wp-caption-text">Odds Against Tomorrow</p></div>
<p><strong>Pera Film “Filmlerde Caz” </strong>programıyla<strong>, 24 Eylül – 17 Ekim 2010 </strong>tarihleri arasında 20. Akbank Caz Festivali’ne paralel olarak hazırlanan, 1930’lardan 1960’lara uzanan <strong>8 filmlik</strong> bir seçkiyle, filmlerdeki  caz müziklerini ön plana çıkartıyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Duke Ellington Beyaz Perdede!</strong></p>
<p>8 filmden oluşan <strong>“Filmlerde Caz” </strong>seçkisi yedi kurmaca ve bir belgeselden oluşuyor. 1934 yapımı<strong> Vanities’de Cinayet</strong> filminde Duke Ellington’ın müziği, <strong>Vincent Minelli’nin Cabin in the Sky</strong><em> </em>(1943) filminde ise Lena Horne, Ethel Waters, Louis Armstrong ve Duke Ellington’un performansları yer alıyor. <strong>Otto Preminger’in</strong> 1959’da yönettiği <strong>Bir Cinayetin Anatomisi </strong>filminin “<strong>progressive jazz</strong>” müziklerini de bir sahnede kısaca görünen Duke Ellington yazmış.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>John Cassavetes</strong>’in yazıp yönettiği, <strong>Gölgeler</strong>, Beat Kuşağı yıllarında New York’taki ırklararası ilişkileri konu alan, doğaçlama ağırlıklı bir film. <strong>Charles Mingus’</strong>un grubundan saksofoncu <strong>Shafi Hadi</strong>’nin katkıları sonucunda filmin müziği oluşturulmuş.</p>
<p>Saplantılı bir şekilde yenilik peşinde koşan yönetmen <strong>Jean-Luc Godard’ın</strong> <strong>Kadın Kadındır</strong> filmi, Amerikan müzikal komedisine muzip ve oyunbaz bir saygı duruşunda bulunuyor; ünlü besteci <strong>Michel Legrand’ın </strong>müziğiyle.</p>
<p><strong>Robert Wise</strong>’ın <strong>Yarın Tehlikede</strong><em> </em>filmi<em> </em>birbirinden nefret eden üç adamın umarsızlığını ve bu umarsızlığın sonucu olan soygunu anlatıyor. <strong>Modern Jazz Quartet</strong>’in piyanisti <strong>John Lewis</strong>’in müthiş caz müziğini de içeren bu film, bir noir mücevheri.</p>
<p><strong>Louis Malle</strong>&#8216;in  <strong>İdam Sehpası / Ascenseur Pour L&#8217;Echafaud<em> </em></strong>filmi yasak aşkı sebebiyle kocasını öldürmek ve buna intihar süsü vermek isteyen bir kadının hikayesini anlatır.  Paris&#8217;in büyüleyici görüntüleriyle <strong>Miles Davis</strong>&#8216;in müziklerinin birleştiği mutlaka izlenmesi gereken bir klasik.</p>
<p><strong>Bir Yaz Gününde Caz / Jazz on a Summer’s Day</strong> ise 1958 yılındaki <strong>Newport Caz Festivali</strong>&#8216;nde çekilen görüntülerden oluşan şimdiye kadar yapılmış en iyi caz belgesellerinden biri olarak gösteriliyor. Louis Armstrong ve Thelonius Monk gibi efsanelerin canlı performanslarının yer aldığı filmde 50&#8242;lerin caz dünyasına konuk oluyoruz.</p>
<p><a title="Pera Müzesi" href="http://www.peramuzesi.org.tr" target="_blank"><strong>www.peramuzesi.org.tr</strong></a></p>
<p><strong>Pera Müzesi Oditoryumu</strong></p>
<p><strong>Meşrutiyet Cad. No: 65, Tepebaşı</strong></p>
<p><strong>Tel: (212) 334 99 00</strong></p>
<p>Gösterim ücreti: 5 TL</p>
<p>Filmler Türkçe altyazılıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2010/09/16/filmlerde-caz-gunleri-24-eylul-17-ekim-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Inception : Başlangıç</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2010/08/16/inception-baslangic/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2010/08/16/inception-baslangic/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 14:04:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bienal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3602</guid>
		<description><![CDATA[Serdar Gencer /Artimetre
Christopher Nolan&#8217;dan yeni bir fiyasko!
Inception-Başlangıç filmi 80&#8242;li yıllardaki teknik imkanlarla çekilmiş olsaydı, kuşkusuz şimdikinden daha değerli ve akılda kalır yanları olurdu. Fakat bu hali ile, bir filmden çok henüz tamamlanmamış bir özel efekt curcunasına benziyor. Filmin geneline yayılmış, anlaşılır-takip edilebilir bir konudan çok, katman katman olmuş, içiçe girmiş ayağı sağlam bir yere basamayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_Ucdge.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3613" class="wp-caption alignright" style="width: 280px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/08/inception.jpg"><img class="size-large wp-image-3613" style="margin: 10px; border: black 1px solid;" title="inception" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/08/inception-270x400.jpg" alt="inception" width="270" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Inception Film Afişi</p></div>
<p>Serdar Gencer /Artimetre</p>
<p><strong>Christopher Nolan&#8217;dan yeni bir fiyasko!</strong></p>
<p>Inception-Başlangıç filmi 80&#8242;li yıllardaki teknik imkanlarla çekilmiş olsaydı, kuşkusuz şimdikinden daha değerli ve akılda kalır yanları olurdu. Fakat bu hali ile, bir filmden çok henüz tamamlanmamış bir özel efekt curcunasına benziyor. Filmin geneline yayılmış, anlaşılır-takip edilebilir bir konudan çok, katman katman olmuş, içiçe girmiş ayağı sağlam bir yere basamayan soyut alanlarda dolaşıyor.</p>
<p>Bir insanın rüyasına giriliyor, rüyasında zihnine bir fikir yerleştiriliyor. Kişi hiçbir şeyin farkında değil. Uyandıktan sonra, hayatına kaldığı yerden devam edecek. Ama bir farkla; rüyasında zihnine ekilen fikir, bundan sonraki hayatını şekillendirecek. Ana fikir bu kadar. Gerisi, önünün arkasının doldurulup bir film haline getirme çabası. Ama olmamış, üzgünüm&#8230;</p>
<p>Meseledir; 150 dakika boyunca susmayan <a title="Hans Zimmer - Wikipedia" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hans_Zimmer" target="_blank"><strong>Hans Zimmer</strong></a> müziği eşliğinde, içiçe girmiş rüyalarda sürekli değişen mekanlar, garip kovalamacalar içinde o rüyadan öbürüne geçişler&#8230;Ve filmin sonuna gelindiğinde, &#8220;bu kadar aksiyon ne içindi?&#8221;, &#8220;Bu adam çocuklarına kavuşmak için mi o kadar tehlike atlattı yani?&#8221; sorularına adamakıllı bir cevabın olmaması, gerçekten meseledir!</p>
<p> Teknik imkanların yüksekliği, bütçenin miktarı, o kadar ünlü oyuncu.. Hepsinden ortaya çıkarılan malesef bir özel efekt pornografisi, başka birşey değil. Oysa yönetmen, elindeki malzemeyi gerektiği dozda kullanabilmeyi başarabilseydi, Matrix&#8217;ten daha iyi bir film çıkabilirdi ortaya. Sonu gelmez tekrarlar, bölük pörçük edilmiş planlar, dingin ve hareketli sahnelerin sürekli içiçe geçirilmesi.. Nolan&#8217;ın bir önceki filmi <a title="The Dark Knight" href="http://www.imdb.com/title/tt0468569/" target="_blank">Dark Knight-Kara Şövalye</a> de aynı sorunlara sahipti. Umarım artık akıllanır da, bu kadar parayı çarçur etmekten vazgeçer.</p>

<a href='http://www.artimetre.com/2010/08/16/inception-baslangic/leonardo-dicaprio-bebek-yuzlu-aktor-daha-sert-bakmalisin-leo/' title='Leonardo bu bakışları değiştirmedikçe, bebekyüzlü olarak anılmaya devam edecek.'><img width="107" height="150" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/08/Leonardo-DiCaprio-bebek-yüzlü-aktör.-Daha-sert-bakmalısın-Leo-107x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="Leonardo bu bakışları değiştirmedikçe, bebekyüzlü olarak anılmaya devam edecek." /></a>
<a href='http://www.artimetre.com/2010/08/16/inception-baslangic/ellen-page-bu-ufacik-boylu-kiz-filmdeki-rolu-hangi-ozelligiyle-aldi-cok-merak-ediyorum/' title='Ellen Page - bu ufacık boylu kızın filmdeki rolü hangi özelliğiyle aldığı merak konusu..'><img width="113" height="150" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/08/Ellen-Page-bu-ufacık-boylu-kız-filmdeki-rolü-hangi-özelliğiyle-aldı-çok-merak-ediyorum.-113x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="Ellen Page - bu ufacık boylu kızın filmdeki rolü hangi özelliğiyle aldığı merak konusu.." /></a>
<a href='http://www.artimetre.com/2010/08/16/inception-baslangic/marion-cotillard-dengesiz-ve-duygusal-bir-kadini-oynuyor/' title='Marion-Cotillard - Dengesiz ve duygusal bir kadını oynuyor.'><img width="200" height="132" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/08/Marion-Cotillard-dengesiz-ve-duygusal-bir-kadını-oynuyor.-200x132.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="Marion-Cotillard - Dengesiz ve duygusal bir kadını oynuyor." /></a>
<a href='http://www.artimetre.com/2010/08/16/inception-baslangic/oyuncular-ne-kadar-neseli-bir-ekip/' title='Oyuncular - Ken Watanebe, Ellen Page, Leonardo, Marion Cotillard ve Tom Hardy'><img width="200" height="132" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/08/Oyuncular-ne-kadar-neşeli-bir-ekip-200x132.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="Oyuncular - Ken Watanebe, Ellen Page, Leonardo, Marion Cotillard ve Tom Hardy" /></a>
<a href='http://www.artimetre.com/2010/08/16/inception-baslangic/inception/' title='inception'><img width="101" height="150" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/08/inception-101x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="inception" /></a>

<p>Söz etmeden geçemeyeceğim nokta da; herşeyin farkında olan ve hiçbirşeyde kolay kolay şaşırmayan tiplerin canlandırıldığı holivud oyunculuğunun artık bıkkınlık verdiğidir. Beyler biraz kendinizi geliştirin artık! Paranızı boşa harcıyorsunuz, benden söylemesi! Konuyu, daha kolay algılanır bir hale getirmeniz de, filminize yine gişe yaptırır. Ama aynı zamanda akılda kalır, hatırlanır bir yanınız da olur.</p>
<p>Filmin <strong>IMDB</strong> bilgileri için <a title="Inception - IMDB" href="http://www.imdb.com/title/tt1375666/" target="_blank">tıklayın!</a> Trailer&#8217;i aşağıda izleyebilirsiniz.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="199" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd9kmz_inception-trailer-hd_shortfilms?additionalInfos=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="199" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd9kmz_inception-trailer-hd_shortfilms?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/xd9kmz_inception-trailer-hd_shortfilms"><br />
</a></strong><em><a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/shortfilms"></a></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2010/08/16/inception-baslangic/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Film Birden: Leaves of Grass ve Soul Kitchen</title>
		<link>http://www.artimetre.com/2010/05/04/iki-film-birden-leaves-of-grass-ve-soul-kitchen/</link>
		<comments>http://www.artimetre.com/2010/05/04/iki-film-birden-leaves-of-grass-ve-soul-kitchen/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 12:06:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bienal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.artimetre.com/?p=3477</guid>
		<description><![CDATA[Sinem Ergun &#8211; Artimetre
Şans eseri peşpeşe seyrettiğim iki film ilginç derecede pekçok yönüyle kesişiyor. O yüzden ikisinden de aynı anda bahsetmek istiyorum. Bunlardan biri Edward Norton&#8217;un son filmi “Leaves of Grass” ve ilk gösterimi 2009 Toronto Film Festiavlinde yapıldı. Diğeri ise Fatih Akın&#8217;ın yazdığı ve yönettiği ödüllü filmi “Soul Kitchen”.
Genel hatlarına bakıldığında iki filmde de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/wp-post-thumbnail/_NmbT2.jpg" class="wppt_float_left" /><div id="attachment_3478" class="wp-caption alignright" style="width: 221px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/05/SoulKitchen.jpg"><img class="size-medium wp-image-3478" title="SoulKitchen" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/05/SoulKitchen-211x300.jpg" alt="SoulKitchen" width="211" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Soul Kitchen Film Afiş</p></div>
<p>Sinem Ergun &#8211; Artimetre</p>
<p>Şans eseri peşpeşe seyrettiğim iki film ilginç derecede pekçok yönüyle kesişiyor. O yüzden ikisinden de aynı anda bahsetmek istiyorum. Bunlardan biri Edward Norton&#8217;un son filmi “<strong>Leaves of Grass</strong>” ve ilk gösterimi 2009 Toronto Film Festiavlinde yapıldı. Diğeri ise Fatih Akın&#8217;ın yazdığı ve yönettiği ödüllü filmi “<strong>Soul Kitchen</strong>”.</p>
<p>Genel hatlarına bakıldığında iki filmde de birbirlerinden çok farklı yaşam tarzları olan iki kardeşin kendi içlerinde dengeyi bulma mücadelesi yaşanmakta. İkisinde de biryanda dürtüleriyle hareket eden ve yasal olmayan yollarla geçinen bir kardeş varken diğer yanda düzgün ve mütevazi bir hayat sürmeye çalışan hatta kendini işe adamaya yönelmiş diğer kardeş bulunmakta.</p>
<p>İki hikayenin de tartıştığı benzer sorular şunlar: Birgün bu kardeşler aynı aileden oldukları için birbirlerinin hayatlarının içinde yeralmaka zorunda kalırsa ne olur? Daha doğrusu kendi halinde yaşayan kardeşin başına ne işler gelir? Kardeşine güvenmek doğal bir içgüdü müdür?</p>
<p>Asıl ilgimi çeken bir benzerlik daha var ki, bu belki de felsefi altyapılarını oluşturuyor iki filmin. Leaves of Grass&#8217;ın açılış sahnesinde profesör öğrencilerine Sokrates&#8217;ten bahseder, insanın hayatını kontrol etmesi gerektiğini, tutkuların ne kadar masum gözüksede disiplinize edilmesi gerektiği düşüncesini anlatır. Sokrates&#8217;i ön plana çıkaran bir açılışa sahip olan bu filmden sonra Soul Kitchen&#8217;a baktığımızda esas kahramanımızın yaşlı kiracısının ismi Sokrates&#8217;tir ve yine ilk sahnede karşımıza çıkar.</p>
<p>Peki Sokrates&#8217;e hangi amaçla gönderme yapıyor olabilirler diye düşündüm ve şununla karşılaştım: Ahlak felsefesinin kurucusu Sokrates&#8217;in inançlarından birisi şudur: “Ruhunun temiz kalması koşuluyla insanın başına gelen talihsizlikler görece önemsiz şeylerdir. Kişinin uğrayacağı gerçek felaket ruhun çürümesidir. Bunun içindir ki adaletsizliğe katlanmak, adaletsiz bir iş yapmaktan çok daha az zarar verir insana.” İşte bu iki filmi de ve özellikle Soul Kitchen&#8217;i epey açıklıyor bence.</p>
<p>Soul Kitchen, pişmiş tavuğun başına gelenlerden daha fazla aksiliklerin yaşandığı fakat gerçekçi ve hayatın içinden yansımalarla kaleme alınmış bir senaryo. Öyle ki, komedi unsurları olayların akışıyla, karakterlerin düştükleri durumlar üzerine oturtulmuş. Baş kahramanlar olan Kazancakis kardeşlerin rum kanından olmasıyla da, akdeniz ruhunu yansıttıkları için duygularını çok doğal ve yüksek seviyede ortaya koydukları bir hikaye bu. Baştan sona çok eğlenceli, yüksek tempolu ve harika müziklerin eşlik ettiği bir film. İnsana dair herşey var içinde, dostluk, aşk, aile ilişkileri ve hayallerini farklı yöntemlerle gerçeklemeye çalışan bir dolu insan. Emin olun bittiğinde yüzünüzde küçük bir gülümseme bırakacak</p>
<p>Kazancakis kardeşlerden Zinos, eski bir fabrikayı restorana çevirmiş ve fast food tarzında özensiz yemekler hazırlamaktadır. Buna rağmen belli bir müşteri potansiyeli de bulunmaktadır. Bir restorandan kovuluşuna tanık olduğu gurme şefi işe alır. Kendi bildiğini okuyan, sanatçı ruhlu, deli dolu şef az olan müşteriyide kaçırır. Maliyeciler ve sağlık müfettişleri ile iyice daralan Zinos&#8217;un kız arkadaşı Nadine ise iş için Shangaya gider, tüm bunların üzerine bir de bel fıtığı olur.</p>
<p>Bu arada hapisten hergün izinli çıkan kardeşi İllias abisinin restoranında çalışmaya başlar. Sokakta karşılaştığı okul arkadaşı emlakçı olmuştur ve restoranınıı ona satması için tüm gücünü kullanmaktadır.</p>
<div id="attachment_3479" class="wp-caption alignright" style="width: 217px"><a href="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/05/leaves_of_grass.jpg"><img class="size-medium wp-image-3479" title="leaves_of_grass" src="http://www.artimetre.com/wp-content/uploads/2010/05/leaves_of_grass-207x300.jpg" alt="leaves_of_grass" width="207" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Leaves of Grass Film Afiş</p></div>
<p>Bir müddet sonra restoranın civarında açılan bir müzik okulu sayesinde para kazanmaya başlarlar ve Nadine&#8217;in yanına gitmek üzere mekanı kardeşinin üzerine devreder. Fakat bu kararı herşeyi alt üst edecektir.</p>
<p>Edward Norton&#8217;un tek yumurta ikizlerini canlandırdığı, <strong>Leaves of Grass</strong> filmine baktığımızda ise, ikizlerden biri olan Bill, Ivy League&#8217;de yani ABD&#8217;nin en seçkin üniversitelerinden birinde felsefe profesörü olmuş ve hayatını akademik kariyerine adamışken, kardeşi Brady doğduğu şehir olan Oklahoma&#8217;da modern bir marihuana üretim çiftliği kurmanın peşinde ve mafyaya borçlanmış durumdadır.</p>
<p>Kokain bağımlısı anneleri huzur evinde kalmaktadır ve yıllardır Bill ile görüşmemektedirler.</p>
<p>Brady, başındaki beladan kurtulmak ve büyük projesini hayata geçirmek için kardeşi Bill&#8217;e ihtiyaç duyar ve kendi cenazesi yalanıyla onu Oklahoma&#8217;ya getirtir. Her ne kadar istemesede Bill bu planın bir parçası durumuna düşer.</p>
<p>Bu filmin eğlence seviyesi diğerine göre düşük olsa da asıl özelliği dijital teknolojinin harika bir örneği olması. Edward Norton&#8217;un canlandırdığı ikizler, çoğu sahnede beraber gözükmekle kalmıyor, kavga ediyor, birbirlerine sarılıyor ve yakın temasta bulunuyorlar. İkizlerden birini ağır aksanlı diğerini ise büyükşehir tiplemesiyle canlandıran Edward Norton, hem şive, hem karakteristik özellikleri ortaya çıkarmakta çok ustaca bir iş yapmış.</p>
<p>Aslında kara mizah türünde olan L<strong>eavse of Grass </strong>çok akıllarda kalacak bir film gibi gözükmüyor, hikaye sanki “olması gereken de buydu” vicdanıyla zorlama bir finalle bitiriliyor.</p>
<p>Edward Norton hayranıysanız ve onu bir komedi – dram filmiyle uzun zaman sonra tekrar izlemek isteyenlere tavsiye ederim.</p>
<p>Leaves of Grass <strong>IMDB Bilgileri</strong> için <a href="http://www.imdb.com/title/tt1151359/" target="_blank">tıklayın</a>.</p>
<p>Soul Kitchen <strong>IMDB Bilgileri</strong> için <a href="http://www.imdb.com/title/tt1244668/" target="_blank">tıklayın</a>.</p>
<p><strong>Leaves of Grass ve Soul Kitchen Fragmanları;</strong></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="345" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="Metacafe_4214056" /><param name="src" value="http://www.metacafe.com/fplayer/4214056/leaves_of_grass_movie_trailer.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="345" src="http://www.metacafe.com/fplayer/4214056/leaves_of_grass_movie_trailer.swf" allowfullscreen="true" wmode="transparent" name="Metacafe_4214056"></embed></object><br />
<span style="font-size: xx-small;"><a href="http://www.metacafe.com/watch/4214056/leaves_of_grass_movie_trailer/"></a></span></p>
<p><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="300" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7821300&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="300" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7821300&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.artimetre.com/2010/05/04/iki-film-birden-leaves-of-grass-ve-soul-kitchen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

