Etiket » Sinema

Başarılı Bir Dönem Filmi: “Water For Elephants”

14 Nisan 2011
water_for_elephants_movie01

Water for Elephants - Film Poster

Salih Seçkin Sevinç – Artimetre

Kanada asıllı yazar Sara Gruen‘ın aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan film bu senenin en iddialı yapımlarından. Direktörlüğünü Francis Lawrence‘ın üstlendiği filmde,  “Inglorious Basterds – Soysuzlar Çetesi” filminde hepimizin aklında kalan SS Subayı Albay Hans Landa (Christoph Waltz) bu sefer August rolüyle karşımıza çıkıyor.

Ayrıca Twilight serisinden voleyi vuran Robert Pattinson (Jacob) ile oskar ödüllü Reese Witherspoon (Marlena) diğer başrolü paylaşan oyuncular.

Filmin konusuna gelince; 1930′lu yıllarda Amerika’da ekonomik kriz zamanında veterinerlik okumakta olan Jacob, okulunun bitirme sınavında anne ve babasının trafik kazası geçirip öldüklerini öğrenir. Bütün kariyer planlarını bir kenara bırakarak aç kalmamak adına “Ne iş olsa yaparım” modu ile yollara düşer. Kendini yollara vurup tren yolunda ilerlerken bir yük trenine atlayıverir. Tesadüfen bindiği bu trenin aslında bir sirk treni olduğunu anladığında kendini çoktan sirkte çalışmaya başlamış bir vaziyette bulur. İşin görünür tarafı oldukça renklidir ancak perde arkası hiç görünür tarafı gibi değildir.

water-for-elephants-movie-photo-02

Water for Elephants - Filmden Bir Sahne

İşte filmde tam da burada, August rolündeki Christoph Waltz‘un muhteşem oyunculuğuna bir kere daha şahit oluyoruz. Çatışma ve drama unsurlarını tetikleyen ve filmde gerilimi yükselten usta bir oyuncu var karşımızda. Ha unutmada, bir de filmde yan kadrodan bir başrol oyuncumuz daha var o da bir fil ve ismi de ; Rosie. Kendisine gerçekten şapka çıkartmak gerekiyor.

Water for Elephants sizi başından sonuna kadar oyunculuklar ve yönetmenin usta anlatımıyla tempoyu hiç kaybetmeden yakalıyor ve bir daha bırakmıyor.  Ayrıca soluğunuzu tutarak izleyeceğiniz bir final ile de taçlandırıyor.

Hikaye, kurgu on numara. Anlatım ve oyuncular süper!

Francis Lawrence de gerçekten çok güzel bir hikaye yakalmış ve bunu beyzaperdeye son derece başarılı bir şekilde aktarmış.

Kesinlikle senenin en iyi filmlerinden biri olmaya aday. Mutlaka izleyin.

Tek handikap filmin “Aşkın Büyüsü” diye Türkçeye çevrilmiş olması…

Filmle ilgili daha fazla bilgi için Beyazperde’ye buyrun!

Trailer aşağıda;


Etiketler:
Kategoriler: Sinema

Eğlenceli Bir “Kuş” Filmi: Rio

07 Nisan 2011
Rio-Movie-Poster-3

Rio - Film Afişi

Salih Seçkin Sevinç – Artimetre

Bugün Beyazperde.com‘un RİO filmi ön gösterimindeydik. Buz Devri yapımcıları ve yönetmeni yine son derece matrak bir animasyona imza atmışlar. Bu matrak animasyonu 3D deneyimi ile izliyorsunuz. Üstelik hikaye birde Rio De Jenerio’da tam da karnaval zamanı şekillendiği için unutulmaz ve son derece eğlendirci bir animasyon izleyebileceğinizi söyleyebilirim.

Filmin olayı kısaca şöyle; Nesli tükenmekte olan Makav türü bir kuş olan “Mavili“nin daha yavru iken kendi yuvasından çalınarak, yıllar sonra dişi makav kuşu olan “Harika” ile biraraya getirilmesi ve bu esnada Rio’da başlarına gelen ve birbirlerine yakınlaşmalarını sağlayan maceraların gelişmesi…  Ayrıca son derece eğlenceli animasyon karakterleri ile bu hikayenin rengarenk sunumu… İşte filmin konusu. Ancak aradaki diyaloglar, espriler ve animasyonun baştan sona “şeker” kıvamında oluşu muhteşem!  Filmindetaylı konusu hakkında daha fazla bilgi almak için Beyazperde.com’a buyrun!

Dikkatimi çeken bir diğer artı; Türkçe seslendirmelerin oldukça başarılı oluşu.Yekta Kopan, Levent Sülün, Fatih Özacun seslendiren isimlerden sadece bazıları…

Filmi, yetişkinlerin izleyip neşeli vakit geçirebilecekleri, çocukların da mutluluktan çıldırabilecekleri bir yapım olarak görüyorum.

Neşeli seyirler.

Filmin Fragmanı Aşağıda;


Etiketler:
Kategoriler: Sinema

Vadinin Kurtları Filistin’de…

18 Şubat 2011
kvf5

Kurtlar Vadisi Has Kadro

Serdar Gençer – Artimetre

Kurtlar Vadisi’nin şeklini ve tarzını bilenler için yeni bir dizi bölümü. Bilmeyenler için de 2 saatlik bir aksiyon ve duygu yükseltme etkinliği diyebiliriz bu film için.

Epey zamandır devam eden TV dizisinden çıkan 3. film; Kurtlar Vadisi Filistin. Daha önce Irak ve Gladio’dan sonra gelen bu filmde, dizide devam eden hikayeden bağımsız olarak, Filistin’de yeni bir macera yaşanıyor: Geçtiğimiz aylarda Türkiye’den Filistin’e doğru yola çıkan Mavi Marmara gemisine baskın yapıp 9 insanımızın canına mal olan operasyonun emrini veren Moşe Ben Eliezer adlı İsrail askerini öldürmek! Filmin başında verilen Mavi Marmara ve baskın kurgusu, sadece bir sunum görüntüsü gibi duruyor. Filmin içinde baskınla ilgili bir durum yaşanmıyor. Adamlarımız, İsrail askerlerinin kontrol ettiği Filistin topraklarında görünüp, vakit kaybetmeden olay çıkarmaya ve İsrail askeri öldürmeye başlıyorlar. Bunlar olurken, bir turist olan Amerikalı Simone (Nur Aysan) adlı yahudi hanım da Vadi ekibiyle aynı minibüse biniveriyor. Baş döndüren bir kovalamaca, patlayan bombalar, hiç durmayan silah sesleri ekibimizi ve izleyenleri şaşırtmıyor tabi. Ama Simone bu işten çok ürküyor ve bu beladan kurtulmaya çalışıyor. İsrail’in Filistin’de uyguladığı şiddet politikasını benimsemeyen tarafta bulunanları temsil eden Simone, filmde hikaye ilerledikçe seyircinin vereceği tepkileri veriyor. Duruma şahit oluyor, kimin ne yaptığını anlıyor ve sürekli mesaj veriyor; “siz yahudileri temsil etmemelisiniz, siz canisiniz!”

kvf3

Memati bey

Filmde verilen İsrail görüntüsünde, her türlü şiddeti hiç hesapsızca uygulayan bir devlet var. Eğer 3 kişilik bir ekibi yakalamak istiyorlarsa, bunun için tüm mahalleyi öldürebilirler, hem de hiç gözlerini kırpmadan! Bu esnada kendi askerleri de ölecektir, onlara da acımazlar! Filistin’de yaşanan durumun siyasi yönünü ortaya koymak değil amacımız, ama insani durum ortada. İnsanların yaşamak zorunda olduğu ortamın durumu tam bir felaket. İki taraf için de barış ve huzurdan çok uzak şartlar hakim. Bu film, bir barış tesis etmede fayda sağlıyor mu? Bence kesinlikle hayır. Ancak, öznel bir bakış açısıyla yola çıkan ve ‘yaptım ve oldu’ bir tarzı var diyebiliriz. Dünya İsrail’i kınar, böyle davranmamasını tembihler, ama İsrail yine bildiğini okur, kimseyi de takmaz. Kağıt üstünde görünen kınama, tavsiye kararı gibi şeyler orada yaşayan insanlara bir şey ifade etmez. Onların realiteleri bambaşkadır. Bu film de, diplomatik ilişkiyi, bir masada oturup istişare etme gibi durumları es geçerek kendi realitesini oluşturuyor. Bu açıdan bakarsak, haksız da sayılmaz ve İsrail şiddeti gerçeğinin karşısına, Filistin insanlarının yaşadıkları durumun gerçeğini koyabildiği için filmi başarılı bulabiliriz.

Görüntü kalitesi ve oyunculuklar beklendiği gibi. Ama kurgu ve müzikte bir aceleye gelmişlik havası var. Çekimler devam ederken bir kısmın yanması ve tekrar çekilmesi gereği buna sebep olmuş olabilir. Ama bunu çok önemsememişler gibi bir durum var. Çünkü bu haliyle bir filmden çok klibi andırıyor. Finalin gelişini adım adım hissediyorsunuz ama, şöyle sine sine bir bitiş olmuyor. Silahlar zaten patlayıp dururken, iki patlama arasında birden film bitiveriyor sanki. Yapım ekibinin, başından sonuna bir bütün arz eden bir film ortaya koyma çabası yok gibi. Yeni bir hikayede yine damdan düşme bağlantılar kurmak zorunda kalacakları için, tam bir bitiş olmayacak zaten.

YouTube Preview Image

Etiketler:
Kategoriler: Sinema

“Gangsterler Kralı: Jean-Pierre Melville” Pera Müzesi’nde

12 Şubat 2011

Pera Film, Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle 16 – 27 Şubat 2011 tarihleri arasında Fransız yönetmen Jean-Pierre Melville’in 1947-1970 tarihli filmlerinden oluşan “Gangsterler Kralı” programını sunuyor.

Günümüzde özellikle 1960’lara ait karanlık ve espaslı gangster filmleriyle anılmakla birlikte, Fransız sinemacı Jean-Pierre Melville’in savaş dramlarından psikoseksüel karakter incelemelerine ve Jean Cocteau ile işbirliğine uzanan kariyeri şaşırtıcı bir çeşitlilik içerir. Pera Film programında gösterilecek filmler arasında: Denizin Sessizliği, Les Enfants Terribles, Unutulmazlar, Gölgeler Ordusu, Kızıl Çember ve belgesel Kod Adı Melville yer alıyor.

Yapımcı Raphaël Millet, 26 Şubat Cumartesi günü saat 16:00’daki Kod Adı Melville belgeselinin ardından, Jean-Pierre Melville üzerine bir konferans verecek.

Programda 5 kurmaca, 1 belgesel film yer alıyor:

Melville’in ilk filmi Denizin Sessizliği, 1942’de Fransa’nın Naziler tarafından işgali sırasında gizlice yazılıp dağıtılan aynı adlı romandan uyarlanmış. Melville’in uyarlaması, işgal altındaki Fransa’da geçer ve yaşlı bir adam ile yeğeninin evine yerleştirilen Alman subay Werner von Ebrennac’ı konu alır.

Les Enfants Terribles, Melville’in ikinci filmi, Fransız sinemacıları ciddi olarak etkileyen Melville’e, ülkesinin stüdyo sistemi dışında da harikalar yaratabilen bağımsız bir yönetmen olarak ün kazandırır. Film, senaryo aşamasında da Melville’le birlikte çalışan şair ve sinemacı Jean Cocteau’nun 1929 tarihli romanını temel alır.

Unutulmazlar karmaşık ve karamsar bir gerilim filmi; kaderin cilvesi sonucu yolları kesişen iki adamın ilişkisini anlatır. Etkileyici yönetmen Melville’den sadakat ve ihanete dair göz kamaştırıcı bir Fransız kara filmi.

Fransız Direnişi üzerine Gölgeler Ordusu Melville’in en öznel filmi olarak kabul edilen bir başyapıt; Lino Ventura, Paul Meurisse, Jean-Pierre Cassel ve müthiş oyuncu Simone Signoret’nin, Hitler rejimine karşı, onur konusundaki düşüncelerini sorgulayarak mücadele etmeye çalışan gözüpek yeraltı savaşçılarını canlandırdıkları sürükleyici bir atmosfer filmi.

Kızıl Çember filminde usta hırsız Corey hapishaneden yeni çıkmıştır. Fakat yasalara saygılı bir özgürlüğün tadını çıkarmak yerine, namlı bir kaçak ile alkolik eski bir polisin peşine takılıp yeniden suçun karanlık dünyasına adım atar. Onurlu anti kahramanlar, ortamı “cool” bir atmosfer yaratan sinematografi ve nefes kesici görüntüleri bir araya getiren film ile Melville polisiye filmlerin başyapıtlarından birine imza atıyor.

Yönetmenin 1973’teki ölümünün ardından, hatta 1971’de, hala hayattayken yapılmış belgeselden bu yana hazırlanan ilk film olan Kod Adı Melville, bazı TV programlarından, yönetmenin evinden, film stüdyosundan ve filmlerin setlerinden Melville’e ait arşiv görüntüleri içeriyor. Ayrıca yönetmeni tanıyan ve onunla birlikte çalışma fırsatı bulmuş ünlüleri, yönetmenden etkilenmiş sinemacıları,  2008 yılında yapılmış röportajları ve Melville’in filmlerinden parçaları da bir araya getiriyor.

GÖSTERİM PROGRAMI / SCREENING SCHEDULE

16 – 27 Şubat / February 2011

16 Çarşamba / Wednesday
19:00    Denizin Sessizliği / Le Silence de La Mer

18 Cuma / Friday
19:00    Les Enfants Terribles

19 Cumartesi / Saturday
19:00    Unutulmazlar / Le Doulos

20 Pazar / Sunday
15:00    Gölgeler Ordusu / L’Armee des Ombres
18:00    Kızıl Çember / Le Cercle Rouge

23 Çarşamba / Wednesday
17:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville
19:00    Les Enfants Terribles

25 Cuma  / Friday
17:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville
19:00    Kızıl Çember / Le Cercle Rouge

26 Cumartesi / Saturday
14:00    Denizin Sessizliği / Le Silence de La Mer
16:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville
17:30    Konferans / Conference
19:00    Gölgeler Ordusu / L’Armee des Ombres

27 Pazar / Sunday
13:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville
15:00    Unutulmazlar / Le Doulos
17:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville

Yer: Pera Müzesi
Adres: Meşrutiyet Cad. No: 65, Tepebaşı, Beyoğlu – İstanbul

www.peramuzesi.org.tr


İstanbul Modern Sinema’da Avustralya sinemasından bir seçki

04 Aralık 2010
Somersault

Somersault

İstanbul Modern Sinema, 2-12 Aralık tarihlerinde Avustralya Büyükelçiliği ile işbirliğiyle, Avustralya sinemasından 11 filmlik bir seçki sunuyor. ‘Büyüme’ temasına odaklanan ve arka planda Avustralya manzaralarıyla bezenmiş bu filmler eşcinsellik, göçmenlik, ırkçılık gibi konular üzerinden farklı büyüme hâllerini mercek altına yatırıyor. Avustralyalı yönetmenlerin yönettiği ve Hollywood filmlerinden bildiğimiz Russell Crowe, Heath Ledger ve Toni Collette gibi oyuncuların rol aldığı filmler, büyüme sürecinin sancıları kadar eğlenceli yanlarını da yansıtıyor.

Programda Rachel Ward’ın “Güzel Kate” (2009), Elissa Down’ın “Siyah Balon” (2008), Richard Roxborough’un “Babam Romulus”(2007), Bill Bennett’in “Öp ya da Öldür” (1997), Rowan Woods’un “Delikanlılar” (1998) ve “Somersault” (2004), Ana Kokkinos’un “Kafa Kafaya”(1998), Geoff Burton ile Kevin Dowling’in “Hepimizin Toplamı” (1994), Sue Brooks’un “Japon Hikâyesi” (2003) ve Gregor Jordan “İki El” (1999) isimli filmleri sunulacak.

Güzel Kate / Beautiful Kate, 2009

Yönetmen:Rachel Ward, 35mm/ 90’
Oyuncular: Ben Mendelsohn, Maeve Dermody, Rachel Griffiths, Sophie Lowe
Yazar Ned Kendall, ölüm döşeğindeki babasına veda etmek üzere kız kardeşi Sally tarafından büyüdüğü eve çağırılır. Aile evi uzak ve kasvetli bir bölgededir. Hikaye ilerledikçe aile hakkında tekin olmayan şeyler olduğu ortaya çıkar. Ned’in Kate adında ölmüş bir ikiz kızkardeşi vardır ve Kate’le geçirdikleri çocukluk anılarına gömülür.  Ama bu anılara yolculuk çok daha derinlere saklanmış karanlık aile sırlarını yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başlar. Rachel Ward’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği ilk film olan Güzel Kate, kuvvetli görselliği sayesinde etkileyici bir atmosfer yaratmayı başarıyor.

Siyah Balon / The Black Balloon, 2008

Yönetmen: Elissa Down, 35mm / 97’

Oyuncular: Rhys Wakefield, Luke Ford, Toni Collette

Thomas’ın tek istediği normal bir ergen olmaktır, fakat otistik kardeşi Charlie yüzünden tüm fırsatlar elinden kaçar. Thomas, kız arkadaşı Jackie sayesinde kardeşini kabul edebilecek midir? Yönetmen Elissa Down’un iki otistik kardeşiyle büyümüş olması da böylesine bıçak sırtı bir konuyu yeterli bir duygusallık ve keskin bir gerçekçilikle işlemesini sağlıyor. Filmde anneyi oynayan Collette’in performansıyla güçlenen film yoğun bir aile dramı içinde kendini gerçekleştirmeye çalışan Thomas’ın ölçülü ve etkiliyici hikâyesini izliyoruz.

Babam Romulus / Romulus, My Father, 2007

Yönetmen: Richard Roxborough, 35mm / 106’

Oyuncular: Eric Bana, Franka Potente, Marton Csokas

Raimond, 1950’lerin Avusturalya taşrasında Romen göçmeni Romulus ve onun Alman eşi Christina’nın oğludur. Fakir bir hayatları olduğu gibi Christina’nın da psikolojik problemleri vardır. Romulus, Christina’nın kendisini en yakın arkadaşları Mitru’yla aldattığını ve ondan bir bebek beklediğini öğrenir. Çift ayrılır, Romulus bir akıl hastanesine yatırılır. Hastaneden çıktıktan sonra Romulus oğlunu sağlıklı yetiştirebilmek için çok büyük bir mücadele verir. İmkânsız bir aşkın ve babayla oğlu arasında asla koparılamayacak kuvvetli bağın dramatik öyküsü anlatılıyor.

Öp ya da Öldür / Kiss or Kill, 1997

Yönetmen: Bill Bennett, 35mm / 93’

Oyuncular: Frances O’Connor, Matt Day, Barry Langrishe

İki sevgili, olan Nikki ve Al karşılarına çıkan işadamlarını soyarak hayatlarını kazanırlar. Nikki barda tanıştığı adamları otel odasına çıkarır, onları ilaçla uyutur. İşadamları genellikle evli oldukları için polise şikayet edemezler ve iki aşık bütün Avusturalya kırsalını bu şekilde dolaşır. Fakat ikilinin son kurbanı beklenmedik bir şekilde ölür ve eşyalarının arasından ünlü eski futbolcu Zipper Doyle’un pedofil olduğunu kanıtlayan bir video ortaya çıkar. Bu fırsatı kaçırmazlar ve ünlü atlete şantaj yapmaya başlarlar. Avustralya’nın içlerinde Nikki, Al, polis ve Zipper Doyle arasında amansız bir takip başlar.  Renkli yan karakterlerle bezenmiş sürükleyici bir yol filmi…

Delikanlılar  / The Boys, 1998

Yönetmen: Rowan Woods, 35mm / 86’

Oyuncular: David Wenham, Toni Collette, Lynette Curran

Brett Sprague saldırı suçundan bir süre hapiste yattıktan sonra şartlı tahliye olur ve annesi, iki erkek kardeşiyle sevgilisinin onu bekledikleri evlerine geri döner. Aile Brett’in çevresinde biraraya gelir. Fakat Brett’in şiddet eğilimli yapısı, ailesindeki tüm olumlu gelişmeleri alaşağı ettiği gibi aileyi de kendisiyle birlikte felakete sürükler. Toni Collette’in Brett’in kız arkadaşı Michelle rolünde göz dolduran bir performans sergilediği film, Avusturalya kenar mahallerinde alt sınıf bir ailenin hayat mücadelesini sınıf, cinsiyet ve aile bakış açılarını ihmâl etmeyerek gözler önüne seriyor.

Somersault, 2004

Yönetmen: Rowan Woods, 35mm /  106’

Oyuncular: Abbie Cornish, Sam Worthington, Lynette Curran

Heidi, annesinin sevgilisi ile öpüşürken annesine yakalanınca evden kaçar. Bir zaman sonra kalacak bir yer ve bir markette iş bulmayı becerir. Heidi çocukluk, tekerlemeler ve boyama defterleriyle; yetişkinlik, çalışmak, cinsellikle, sosyal hakaret ve iftiralarla başa çıkmak arasında kalmıştır. Bir çiftçinin oğlu olan Joe ile sevişmektedir. Acaba yetişkinlikten kurtulup bir süre daha çocuk kalabilecek midir? Avusturalya Oscar’larında bolca ödüllendirilen Rowan Woods’un bu düşük bütçeli filmi, genç bir kızın edindiği yeni deneyimlerle cinsellik ve sevgi arasındaki farkı anlamasının güzel bir hikâyesi.

Kafa Kafaya / Head On, 1998

Yönetmen: Ana Kokkinos, 35mm / 100’

Oyuncular: Alex Dimitriades, Paul Capsis, Julian Garner

19 yaşındaki Ari bir yandan cinsel kimliğini keşfetmeye çalışırken, bir yandan da Yunan göçmeni ailesiyle mücadele etmektedir. Zamanında radikal eylemci olup, bugün geleneksellik içinde hapsolmuş olan ebeveynlerinden artık nefret eden Ari, uyuşturucu kullanır ve eşcinseldir. Buna rağmen bir arkadaşının kız kardeşiyle ilişkiye giren Ari, bir yandan da hiçbir şeyden haberi olmayan geleneksel Yunan ailesinin orta sınıf hayalleriyle başa çıkmaya çalışır. Cinsel kimlik, kültürel yabancılaşma, konformizm ve bireysellik gibi konulara temas eden Kafa Kafaya, tam bir büyüme hikayesi.

Hepimizin Toplamı / The Sum of Us, 1994

Yönetmen: Geoff Burton & Kevin Dowling, 35mm / 96’

Oyuncular: Jack Thompson, Russell Crowe, John Polson

Dul bir baba iki karmaşık sorunla karşı karşıyadır: Bir yandan kendisi için “Bayan Doğru”yu ararken, bir yandan da 20 yaşındaki eşcinsel oğlu için  “Bay Doğru”yu aramaktadır.  Filmde, alışılmış ebebeyin tavrının tersine oğlunun eşcinsel kimliği ile barışık bir baba izliyoruz. Oğlunun mutluluğu için çırpınıyor. Başlarına gelen trajediler sonrası ayakta kalmayı başaran farklı bir baba- oğlun eğlenceli ve duygusal hikâyesi.

İz Peşinde / The Tracker, 2002

Yönetmen: Rolf de Heer, 35mm / 98’

Oyuncular: David Gulpilil, Gary Sweet, Damon Gameau

Yıl 1922, Avustralya’da bir yer. Avustralyalı bir Yerli beyaz bir kadını öldürmekle suçlanınca, onu yakalamak için, üç beyaz adam (Fanatik, Takipçi ve Gazi) ve onlara yardım etmesi için deneyimli bir Avustralyalı yerli (İz Sürücü) görevlendirilir. Böylece ıssız çölde iz peşine düşerler, ama ırkçılık için ve ırkçılığa karşı kendi içlerindeki mücadele, suçluyu aramalarının önüne geçecektir. Bu efsanevi film Western’i andıran aksiyonuyla, etkin oyunculuklarla, vahşi doğanın içinde geçen çarpıcı bir av öyküsü.

Japon Hikâyesi / Japanese Story, 2003

Yönetmen: Sue Brooks, 35mm / 107’

Oyuncular: Toni Collette, Gotaro Tsunashima, Lynette Curran

Muhteşem Avustralya manzarası önünde önce yanlış anlamalar ve nefretle başlayan, ardından aşka dönüşen bir hikâye anlatıyor. Fakat bu filmi klasik bir aşk filmiyle karıştırmamak lazım, beklenmedik sürprizlerden sonra filmin aslında öyküsünden çok, “bundan sonra neler olacak?” sorusuna odaklandığını fark edeceksiniz. Çünkü artık yolun sonuna gelindiğinde, karakterlerden hiçbiri ilk başladığı noktaya dönecek durumda değildir.

İki El / Two Hands, 1999

Yönetmen: Gregor Jordan, 35mm / 90’

Oyuncular: Heath Ledger, Bryan Brown, David Field

Bir mafya için taşıması gereken ganimeti çaldıran 19 yaşındaki Jimmy (Ledger) böylece çok azılı bir ganstere borçlanmıştır ve kısa zamanda parayı bulması gerekir. Bu arada kaybolan paralar iki çocuğun eline geçer ve onlar için de bir alışveriş çılgınlığı başlar. Jimmy bu telaş arasında masum güzel bir kıza aşık olur. Sidney’in arka sokaklarını gözler önüne seren, temposu hiç düşmeyen eğlenceli bir film.


Etiketler: ,
Kategoriler: Sinema