Etiket » araştırma

Serafim Meleği Yüzünü Dünya’ya Açtı

30 Ocak 2010
ayasofya12

Serafim Meleği ve Yüzü Açılmayan Diğer Melekler

S.Sema Olgaç – (Sanat Yazarı – Eleştirmen)

Ayasofya’da “Serafim meleği” yüzünü dünyaya açtı.

“Sur’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.” 39/Zümer Süresi-68(Diyanet Meali)

“Kayzer Konstantin’in eskiden üzerinde bir Atena tapınağının bulunduğu yere kendi sarayını kurmasıyla, Bizans sanatı Doğuda ilk eserini kuruyordu. Bu yapı, onun birçok yere kurduğu sütunlu bazilikalardan biri idi. “Chiritus” diye tasdik edilen bu yapıya özelliklerine uygun olarak “Hagia Sofia” (Kutsal Hikmet) adı verilmiştir. Yapı 415 tarihinde III.Theodosius tarafından yeniden inşa edilmişti. 532-537 tarihleri arasında Jüstinyen tarafından yıktırılan bu yapının yerine, bugünkü büyük Ayasofya inşa edildi. Birçok felaketleri atlatan bu kilise, Osmanlılar zamanında çeşitli onarımlar ve ilavelerle bugüne dek yaşadı.” 1*

Yüce bir görkemlilik etkisi yaratan mozaikleri ve erişilmez sınırsızlık etkisi yaratan kubbesiyle doğu ve batının sentezi olan bu görkemli yapı o dönemler kubbesiyle “sınırlanamaz kozmosun” küçük bir sembolü olarak da nitelendiriliyordu.

Ayasofya’nın ilk planı ve içini gösteren gravürler 1680′de G.J.Grelot tarafından yayımlanmıştır. Ayasofya’nın içini ve mozaiklerini gösteren en iyi desenler ise 1710′da İstanbul’da bulunan İsveç’li Cornelius Loos tarafından çizilmiştir.

Ayasofya günümüzde 1993 yılında yine restorasyona sokuldu. Ana kubbe kuzeydoğu çeyreğinde yaklaşık 500 m² bezemeli yüzeylerde yer alan mozaik ve mozaik taklitlerinin restorasyonu ve konservasyonu gerçekleştirildi. Tessera mozaikler, oynayanlar yerine sağlamlaştırıldı. Zahmetli bir işlem olan bu çalışma ile altın, gümüş mozaikler teker teker yeniden sağlamlaştırılmış, Ayasofya iç narteks tonoz yüzeylerinde bulunan yaklaşık 600 m² mozaik ve mozaik taklidi yüzeylerde konservasyon ve restorasyon gerçekleştirilmiştir.

2009 yılında müzede yapılan restorasyon çalışmaları sırasında müzenin kuzeydoğu kubbesinde “Serafim Meleği” figürü ortaya çıkmıştır. Bu tarihi olay ne yazık ki müzede 17 yıldır süren restorasyon çalışmaları için kurulan 520 m² genişliğinde, 55 metre yüksekliğinde ve 181 ton ağırlığındaki çelik iskele yüzünden ziyaretçilere gösterilememiştir.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı sayesinde çalışmalara hız kazandırılarak nihayet iskele İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç’in ev sahipliğinde, Ayasofya Müzesi Başkanı Haluk Dursun’nun katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında söküldü. Artık müzenin ayrılmaz bir parçası gibi olan bu iskele için “Alameti Farika” diye nitelendirdikleri ve hatta esprili bir şekilde sergilenmesini bile düşündükleri bu iskelenin 17 yıl sonra nihayet kaldırılması sonucu kubbe bütün görkemiyle ortaya çıktı. Ve 700 yaşında olduğu tahmin edilen altı kanatlı melek Serafim nihayet Ayasofya’da dünyaya yüzünü açtı. 160 yıl sonra gün yüzüne çıkarılan, önemli bir keşif olan Serafim figürü müzeyi yeniden dünyanın gündemine taşımıştır.

Serafim meleği esasında bilinen bir meleğin diğer adıdır. “Dört büyük melek” Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail isimli meleklere denir. Allah’ın emriyle kıyamet kopacağı zaman Sura üflemekle görevli melekten biri olan İsrafil’dir. Bu nedenle Sur meleği olarak da bilinir. “İsrafil ismi İbranice Serafim kelimesinden geldiği, sonra serafin ve serafil şeklinde değiştirilerek İsrafil haline getirildiği, şan ve şeref anlamında olduğu söylenmiştir.”2*

serafim meleği

Serafim Meleği

Isaya altıncı bölüm Kutsal Kitap’ta Seraflar hakkındaki tek bölümdür. “Her serafin altı kanadı vardır. İkisi uçmak, ikisini ayaklarını, geri kalan ikisini de yüzlerini kapatmak için kullanırlardı.( Isaya 6:2)” Sonuç olarak İslam dinindeki dört büyük melekten biridir.

“Ayasofya’yı yeniden keşfetmenin zamanı” sloganıyla ziyaretçilerini bekleyen müzede restorasyonun bittiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. “ İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın Ayasofya’daki çalışmalarının ikinci aşamasını galeri katının onarımı oluşturuyor. Ayrıca, I.Mahmut Kütüphanesi, I.Mahmut Şadırvanı ve Sıbyan Mektebi’nin restorasyonları da yer alıyor. Üzerlerinde “Hz. Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” isimlerinin yazılı olduğu, 7,5 metre çapındaki dünyanın en büyük hat levhaları kabul edilen 8 adet hat levhanın konservasyonu ve restorasyonu ile Ayasofya’nın iç mekan aydınlatmasını sağlayan kandilliklerin restorasyonu ve maksurelerin restorasyonu da Ajans’ın çalışmaları kapsamında yer alıyor. Ayrıca, Ayasofya cephe acil onarım işi kapsamında, Ayasofya Bilim Kurulu’nun denetiminde gerçekleştirilecek cephe restorasyonu ile uzun yıllardır yapıya zarar veren çimento esaslı derzler ve sıvalardan yapı arındırılacak.”3* Yaniçalışmalar daha uzun yıllar devam edecek ve bu demektir ki yakında yeni “alameti farikalar” göreceğiz ama kubbenin görkemini artık hiçbiri gölgeleyemeyecek.

Depremlerin, hastalıkların, savaşların, insanların güzellikleri, mutlulukları ve sevinçleri yok ettiği bir zaman diliminde Ayasofya’nın kubbesindeki diğer üç meleğin yüzleri şimdilik kapalı, umarım onlar da yüzlerini açmaz ve sonu getirmezler. Çünkü “Hagia Sofia’da” yüzünü açan “Serafim” meleği bence tüm dünyaya bir mesaj veriyor. “ Dünyanız bir tane…”

1*Dünya Sanat Tarihi / Adnan Turani /Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / sayfa 185

2*İslam Ansiklopedisi İsrafil maddesi. Ali Arslan Aydın, Şamil İslam Ansiklopedisi: 4/131-132

3*25.01.2010 basına dağıtılan metinden alıntı


Etiketler:
Kategoriler: Sanat Haberleri

Sanat Eseri Satışında Sosyal Medya Pazarlamasının Önemi – Salih Seçkin Sevinç

11 Ocak 2010
Facebook.com

Facebook

Salih Seçkin Sevinç / Artimetre

Günümüzde ortalama her birey zamanının önemli bir kısmını bilgisayarının başında, herhangi bir sosyal paylaşım ortamında ilgilendiği bir konu hakkında bilgi toplayarak ya da bu konuda bilgi sahibi olan insanlarla aynı web sitelerine girip fikir alışverişi yaparak geçiriyor. Peki bu sosyal paylaşım ortamlarından kast edilen nedir? Aslında bunun sınırları henüz net bir şekilde belirlenmemiş olmakla beraber halen gelişmekte olan bir mecra olduğu için ana oyunculardan yalnızca bir kısmının isimlerini vermem doğru olacaktır; Bloglar, Google, MSN, Facebook, Youtube, Twitter, Myspace, Flickr, Digg, Delicious v.b.

Artık birçoğumuz herhangi bir ürün veya hizmet satın alma kararını bu ürünü veya hizmeti satın almış olan kişilerin Internet üzerindeki tecrübe ve yorumlarını inceledikten sonra veriyoruz. Bizimle aynı uğraşları veya benzer zevkleri olan insanlarla beraber aynı sanal topluluklarda biraraya geliyor ve onlarla kendi tecrübelerimizi eşzamanlı olarak paylaşmaktan büyük zevk duyuyoruz. Çalışmalarımızı, eserlerimizi, yazılarımızı, bir saat önce ne yediğimizi, şu an neye odaklandığımızı, neye canımızın sıkıldığını, yani paylaşmaktan çekinmediğimiz herşeyi istediğimiz herkesle her an paylaşabiliyoruz.

İşte bu alt kültürün oluşturduğu yeni pazarlama alanı, geleceğin pazarlama çalışmalarına da yön verecek olan son derece etkili bir yolu oluşturmuş oldu. Daha önce hiçbir pazarlama enstrümanında göremeyeceğiniz kadar hedefe yönelik olan bu yeni araçlar, geleceğin pazarlama çalışmalarında çok önemli yere sahip olacaklar.

Sosyal Medya olarak adlandırılan bu alanların hepsi klasik anlamda ürün ve hizmetlerin pazarlanmasının yanı sıra, sanatçıların ya da galerilerin de bir araya gelerek kendi portföylerinin sergilenmesi ve satılması imkanını doğurmuştur. Doğru kurgulandığı takdirde bu model kusursuz bir pazarlama döngüsünü sağlamaktadır.

Sanat eseri satışlarının geleceği internettedir.

Klasik ürün veya hizmet satışına yönelik pazarlama çalışmaları henüz geleneksel reklam mecraları içerisinden dışarı çıkamamıştır.. Bunun nedeni sosyal medya alanlarındaki reklam, tanıtım, CRM gibi faaliyetlerin tamamının çok düşük bütçelerle yürütülmesidir. Mevcut konkürler ve dev medya satın alma duvarları içinde hapis olan kurumların bu alanları etkili kullanmaya başlamasına daha epey yol vardır. Hal böyle iken bu alt kültüre ait alanlar ayrıca fonksiyonları gereği de sanat ve kültür işleri ile uğraşanların uzmanlaştığı, yoğunlaştığı ve hakim olduğu yerler haline gelmeye başlamalılar.

MySpace.com

MySpace

Sosyal Medya ağı’nda yer alan enstrümanlar ve oyuncular yıllar içinde elbette değişecektir ancak sanal dünyada yerlerini almaya başlayan markalar işin manifestosunu belirleyen temelleri atmaya çoktan başladılar bile.

Bugün internet üzerinden satışa yönelik önde gelen internet markaları önemli sosyal paylaşım siteleri için yazılımlar ve uygulamalar geliştirmekte, sosyal medya ağları ile iletişimin sürekliliğini sağlamaktadır. E-Bay, Etsy gibi günde milyonlarca kişinin ziyaret ettiği dev alışveriş merkezleri sosyal medya ağlarına yönelik sürekli uygulamalar geliştirmektedir.

Bütün bu bahsedilenleri uzunca bir örnek ile detaylandıracak olursak; A sanatçısı veya B galerisi; normal bir web sitesinden defalarca üstün uygulamalara sahip olan blogger.com’dan kendi adına tamamen ücretsiz bir blog oluşturup burada en son etkinlikleri veya portföye eklenen son eserleri anında izleyiciler ile paylaşabilir, eserin satışının yapıldığı siteye veya sitelere link verebilir, buradan doğrudan satış yapabilir, eser ile ilgili yorumları alabilir, ortak ilgi alanlarındaki kişilerle zincir bağlantılar oluşturabilir, izleyicilerin güncellemelerden haberdar olması için e-mail listesine kayıt olmalarını sağlayabilir, beğenilere göre eklenecek ücretsiz yazılımlarla sitenin içeriğini ve görselliğini zenginleştirebilir, kurduğu siteyi belirleyeceği günlük bütçe ile Google Adwords de sponsor bağlantılarda en üst sıralarda gösterebilir, Facebook’ta ya da Myspace’de sanatçı ya da galeri adına kurulan global sayfalarda ortak ilgi alanlarına sahip daha fazla hayran ve izleyici kitlesi ile buluşturabilir, eserleri yine bu sayfalarda ya da görsel paylaşım sitelerinden önde gelenlerinde gösterebilir, galeriyi veya doğrudan sanatçıyı tanıtıcı görsellerden birer video oluşturup bunu Youtube veya benzeri sitelerde yayına sokarak galerinin veya sanatçının yayıldığı yüzü genişletebilir ve bütün bunların hepsi arasında çarpraz bağlar oluşturarak edinilen bütün bilgileri tek bir havuzda toplayabilir.

İşin en güzel kısmı da bütün bunları ilgili kişinin tamamen kimseye bağlı kalmadan, medya satın almaları yapmadan, sıfıra yakın pazarlama bütçesi ile tek başına yapabilecek olmasıdır.

Bu bağlamda internet, insanlara pazarlama alanında daha önce tanınmamış sınırsız imkanlar tanımaktadır.Yine de atlanmaması gereken nokta bütün bu bahsedilen alanların kurgulanmasının uzmanlık gerektirdiğidir.

Twitter.com

Twitter

Daha somut bir örnek daha verelim; A galerisi bir sanatçısını yurt dışında bir sergi ile tanıtacak. Bunun duyurusunu kendi web sitesinde yapacağı gibi, milyonlarca kişinin kullandığı Facebook’ta sanatçıya özel oluşturulan ücretsiz sayfada ve yine aynı şekilde kendi galerisi adına yaptığı sayfada duyurabilir. Facebook reklamlarını kullanarak belirleyeceği günlük bütçe ile sanatçının gideceği ülkedeki yaş, cinsiyet, eğitim durumu, ilgi alanları v.b kriterleri seçerek doğrudan hedef kitleye yönelik reklam çalışmasını oluşturabilir, bu reklamlardan varyasyonlar çıkararak kendi galerisinin web sayfasına veya Facebook’daki sayfasına ya da blog’una izleyicileri yönlendirebilir.

Dünya’nın önde gelen ve sanata yön veren galerilerinden biri olan Saatchi Galeri’de sergi açmayı düşünmeyecek ya da koleksiyonuna girmeyi talep etmeyecek bir sanatçı yoktur sanırım. Bugün Saatchi Gallery’nin internet sitesinde kendinize ait bir portfolyo hazırlayabilir ve Saatchi Gallery’nin web sitesinin içine yüklediğiniz eserlerinizin olduğu linki gururla etrafınızdaki insanlara iletebilirsiniz.

Saatchi Gallery’nin bu hizmeti de kendine ait bir sosyal medya mecrasıdır. Kültür ve Sanat alanının önde gelen bütün isimler hızla kendi sosyal medya devrimlerini tamamlamak zorundadırlar. Çünkü bu alan klasik reklam mecralarının aksine sanat eseri satışı için en uygun zemini sağlamaktadır.

İki yüz milyon aktif kullanıcısı ile hergün yüz milyonlarca kişinin profilini güncellediği Facebook ve Myspace’de sizinle aynı ilgi alanlarına sahip olan insanların olduğunu bir kere daha belirtmek isterim. Orada eserlerinizi ve portföyünüzü tanımak isteyen binlerce kişi sizleri bekliyor.

Yoksa sizin hala Facebook’ta bir sanatçı ya da galeri sayfanız yok mu?

Bu makale ilk olarak RH+ Sanart Dergisi Ekim 2009 sayısı’nda yayınlandı.


Etiketler:
Kategoriler: Makaleler

Büyük Çağdaş Sanat Balonu Belgeseli DVD’de…

07 Kasım 2009

ben_lewisdvd1 Haziran 2009 tarihli Ben Lewis’in “Büyük Çağdaş Sanat Balonu Nasıl Patladı?” makalesine daha önce yine sitemizde yer vermiş ve sanat eleştirmeni Ben Lewis’in “The Great Contemporary Art Bubble – Büyük Çağdaş Sanat Balonu” isimli belgeselini BBC’de yayınlattığını bildirmiştik.

Daha sonra bu yazımız üzerine BBC üzerinden belgeseli izleyemeyen okuyucularımız bize uzun zamandır tekrar nereden izleyebileceklerini sormaktaydılar.

Dünya çağdaş sanatı ve perde arkasına ilişkin eşsiz bir çalışma olan belgeseli artık Ben Lewis’in kendi web sitesi üzerinden sipariş verebilir ödemeyi PayPal üzerinden kredi kartı ile gerçekleştirebilirsiniz.

Çağdaş sanat işi içinde olan herkesin izlemesi gereken 90 dakikalık harika bir belgesel.

DVD’ye aşağıdaki link’ten buyrun…

http://www.benlewis.tv/?cat=22


Etiketler:
Kategoriler: Sanat Haberleri

İzmir’in Kültür Açılımı

21 Ekim 2009
İzmir'de 24 Ekim'de Kültür Çalıştayı düzenleniyor.

İzmir'de 24 Ekim'de Kültür Çalıştayı düzenleniyor.

Uluslararası standartlarda bir opera binası için düğmeye basan İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi de kenti İzmir Kültür Çalıştayı adıyla ‘kültür, sanat ve tasarım metropolü’ haline getirmeyi amaçlayan kültürel seferberlik projesini hayata geçiriyor.

Son dönemde kültür ve sanata yönelik projeleri ve güncel etkinlikleriyle dikkat çeken İzmir’de, hazırlıkları Büyükşehir Belediyesi tarafından 24 Ekim günü gerçekleştirilecek olan İzmir Kültür Çalıştayı, mimarlardan heykeltıraş ve gazetecilere, tiyatroculardan müzisyen ve yazarlara, yönetmenlerden akademisyenlere kadar kendi alanlarında Türkiye’nin etkin isimlerini buluşturacak.

İzmir Akdeniz’in İncisi Olma Yolunda

Kentteki kültürel etkinliklere evsahipliği yapan Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilecek Çalıştay’da, öncelikle İzmir’in Türkiye’de, Ege’de ve Akdeniz coğrafyasında kültür ve sanat alanındaki mevcut durum ve konumu belirlenecek. İzmirliler’in kültür ve sanat alanındaki ihtiyaç ve önceliklerinin de ele alınacağı Çalıştay’da, İzmir’in Akdeniz’in diğer kültür merkezleri Barselona, Marsilya, Venedik,

Çalıştaya Tarihi Havagazı Fabrikası ev sahipliği yapacak.

Çalıştaya Tarihi Havagazı Fabrikası ev sahipliği yapacak.

Roma, Atina, İskenderiye ve Beyrut gibi kentlerle işbirliği kurması ve ortak kültür ve sanat projeleri oluşturulması yolunda uluslararası adımlar atılması konuları da masaya yatırılacak.

İzmir’in vizyonu konusunda “tarihi bir dönemeç” olarak nitelendirilen bu çalışmaların en önemli bölümünü ise kentin kültür ve sanat altyapısı ve etkinlikleri bakımından zenginleştirilmesi ile kültürel üretimin gelişiminin özendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla atılacak adımlar oluşturacak.
Tüm bir gün boyunca devam edecek olan İzmir Kültür Çalıştayı’nda, ‘kültür endüstrileri’, ‘kentsel tasarım’, ’sanatlar’, ‘kültürel miras’ ve ‘kültür politikaları’ başlıklarında beş farklı grupta çalışmalar yapılacak. Gruplar, eşzamanlı olarak atölye çalışmaları gerçekleştirecek ve önerilerini birer sunum haline getirerek çalıştayın sonunda düzenlenecek olan panelde dile getirecekler. Ayrıca sunumlar, ayrıntılı olarak yazılı bir sonuç bildirgesi şeklinde kamuoyuna duyurulacak.


Etiketler:
Kategoriler: Sanat Haberleri

DNArtist’le Türkiye’de Bir İlk

21 Ekim 2009
Tasarımlar dekoratif yönüyle de dikkat çekiyor

Tasarımlar dekoratif yönüyle de dikkat çekiyor

Kişinin kendi DNA’sından yaratılan, kişiye özel sanat eseri DNArtist ile Türkiye’de!

DNArtist tasarımları, yaratıcısı Selin Atasoy Hartevioğlu’nun başkanlığında biyokimyacılar, moleküler genetikçiler, tasarımcılar ve fotoğrafçılardan oluşan geniş bir ekibin iki yıl süren çalışmaları sonucunda doğdu.

Dünya modern sanat müzelerinde sergilenen DNA portreler, 21. yüzyılın modern portreleri olarak karşımıza çıkıyor. Hartevioğlu’na göre ‘En ileri teknolojilerin buluşturduğu bilimle sanatın vardığı bu son noktada, her biri eşsiz DNArtist portreleri başdöndürücü ve sıra dışı görüntüleri ile bir çok yaşam alanını bambaşka bir boyuta taşıyacaklar.’

Portre sahibinin yapması gereken, kendisine yüzde 100 güvenlik ve gizlilik amacıyla isimsiz ve özel bir takip kodu ile yollanan svap kitini uygulayarak, yanağının içinden basit ve acısız bir şekilde hücre örneği almak ve bunu DNArtist’e geri yollamak…

DNArtist ayrıca özel projeleri de hayata geçiriyor. Camdan, metale, ahşaptan, akriliğe bir çok farklı malzeme ile, özel renk ve boyutlarda yepyeni tasarımlar hazırlanabiliyor. Detaylı bilgi almak için DNArtist’in web sayfasına bakabilirsiniz.


Etiketler:
Kategoriler: Sanat Haberleri