Sinema

“Gangsterler Kralı: Jean-Pierre Melville” Pera Müzesi’nde

12 Şubat 2011

Pera Film, Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle 16 – 27 Şubat 2011 tarihleri arasında Fransız yönetmen Jean-Pierre Melville’in 1947-1970 tarihli filmlerinden oluşan “Gangsterler Kralı” programını sunuyor.

Günümüzde özellikle 1960’lara ait karanlık ve espaslı gangster filmleriyle anılmakla birlikte, Fransız sinemacı Jean-Pierre Melville’in savaş dramlarından psikoseksüel karakter incelemelerine ve Jean Cocteau ile işbirliğine uzanan kariyeri şaşırtıcı bir çeşitlilik içerir. Pera Film programında gösterilecek filmler arasında: Denizin Sessizliği, Les Enfants Terribles, Unutulmazlar, Gölgeler Ordusu, Kızıl Çember ve belgesel Kod Adı Melville yer alıyor.

Yapımcı Raphaël Millet, 26 Şubat Cumartesi günü saat 16:00’daki Kod Adı Melville belgeselinin ardından, Jean-Pierre Melville üzerine bir konferans verecek.

Programda 5 kurmaca, 1 belgesel film yer alıyor:

Melville’in ilk filmi Denizin Sessizliği, 1942’de Fransa’nın Naziler tarafından işgali sırasında gizlice yazılıp dağıtılan aynı adlı romandan uyarlanmış. Melville’in uyarlaması, işgal altındaki Fransa’da geçer ve yaşlı bir adam ile yeğeninin evine yerleştirilen Alman subay Werner von Ebrennac’ı konu alır.

Les Enfants Terribles, Melville’in ikinci filmi, Fransız sinemacıları ciddi olarak etkileyen Melville’e, ülkesinin stüdyo sistemi dışında da harikalar yaratabilen bağımsız bir yönetmen olarak ün kazandırır. Film, senaryo aşamasında da Melville’le birlikte çalışan şair ve sinemacı Jean Cocteau’nun 1929 tarihli romanını temel alır.

Unutulmazlar karmaşık ve karamsar bir gerilim filmi; kaderin cilvesi sonucu yolları kesişen iki adamın ilişkisini anlatır. Etkileyici yönetmen Melville’den sadakat ve ihanete dair göz kamaştırıcı bir Fransız kara filmi.

Fransız Direnişi üzerine Gölgeler Ordusu Melville’in en öznel filmi olarak kabul edilen bir başyapıt; Lino Ventura, Paul Meurisse, Jean-Pierre Cassel ve müthiş oyuncu Simone Signoret’nin, Hitler rejimine karşı, onur konusundaki düşüncelerini sorgulayarak mücadele etmeye çalışan gözüpek yeraltı savaşçılarını canlandırdıkları sürükleyici bir atmosfer filmi.

Kızıl Çember filminde usta hırsız Corey hapishaneden yeni çıkmıştır. Fakat yasalara saygılı bir özgürlüğün tadını çıkarmak yerine, namlı bir kaçak ile alkolik eski bir polisin peşine takılıp yeniden suçun karanlık dünyasına adım atar. Onurlu anti kahramanlar, ortamı “cool” bir atmosfer yaratan sinematografi ve nefes kesici görüntüleri bir araya getiren film ile Melville polisiye filmlerin başyapıtlarından birine imza atıyor.

Yönetmenin 1973’teki ölümünün ardından, hatta 1971’de, hala hayattayken yapılmış belgeselden bu yana hazırlanan ilk film olan Kod Adı Melville, bazı TV programlarından, yönetmenin evinden, film stüdyosundan ve filmlerin setlerinden Melville’e ait arşiv görüntüleri içeriyor. Ayrıca yönetmeni tanıyan ve onunla birlikte çalışma fırsatı bulmuş ünlüleri, yönetmenden etkilenmiş sinemacıları,  2008 yılında yapılmış röportajları ve Melville’in filmlerinden parçaları da bir araya getiriyor.

GÖSTERİM PROGRAMI / SCREENING SCHEDULE

16 – 27 Şubat / February 2011

16 Çarşamba / Wednesday
19:00    Denizin Sessizliği / Le Silence de La Mer

18 Cuma / Friday
19:00    Les Enfants Terribles

19 Cumartesi / Saturday
19:00    Unutulmazlar / Le Doulos

20 Pazar / Sunday
15:00    Gölgeler Ordusu / L’Armee des Ombres
18:00    Kızıl Çember / Le Cercle Rouge

23 Çarşamba / Wednesday
17:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville
19:00    Les Enfants Terribles

25 Cuma  / Friday
17:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville
19:00    Kızıl Çember / Le Cercle Rouge

26 Cumartesi / Saturday
14:00    Denizin Sessizliği / Le Silence de La Mer
16:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville
17:30    Konferans / Conference
19:00    Gölgeler Ordusu / L’Armee des Ombres

27 Pazar / Sunday
13:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville
15:00    Unutulmazlar / Le Doulos
17:00    Kod Adı Melville / Code Name Melville

Yer: Pera Müzesi
Adres: Meşrutiyet Cad. No: 65, Tepebaşı, Beyoğlu – İstanbul

www.peramuzesi.org.tr


İstanbul Modern Sinema’da Avustralya sinemasından bir seçki

04 Aralık 2010
Somersault

Somersault

İstanbul Modern Sinema, 2-12 Aralık tarihlerinde Avustralya Büyükelçiliği ile işbirliğiyle, Avustralya sinemasından 11 filmlik bir seçki sunuyor. ‘Büyüme’ temasına odaklanan ve arka planda Avustralya manzaralarıyla bezenmiş bu filmler eşcinsellik, göçmenlik, ırkçılık gibi konular üzerinden farklı büyüme hâllerini mercek altına yatırıyor. Avustralyalı yönetmenlerin yönettiği ve Hollywood filmlerinden bildiğimiz Russell Crowe, Heath Ledger ve Toni Collette gibi oyuncuların rol aldığı filmler, büyüme sürecinin sancıları kadar eğlenceli yanlarını da yansıtıyor.

Programda Rachel Ward’ın “Güzel Kate” (2009), Elissa Down’ın “Siyah Balon” (2008), Richard Roxborough’un “Babam Romulus”(2007), Bill Bennett’in “Öp ya da Öldür” (1997), Rowan Woods’un “Delikanlılar” (1998) ve “Somersault” (2004), Ana Kokkinos’un “Kafa Kafaya”(1998), Geoff Burton ile Kevin Dowling’in “Hepimizin Toplamı” (1994), Sue Brooks’un “Japon Hikâyesi” (2003) ve Gregor Jordan “İki El” (1999) isimli filmleri sunulacak.

Güzel Kate / Beautiful Kate, 2009

Yönetmen:Rachel Ward, 35mm/ 90’
Oyuncular: Ben Mendelsohn, Maeve Dermody, Rachel Griffiths, Sophie Lowe
Yazar Ned Kendall, ölüm döşeğindeki babasına veda etmek üzere kız kardeşi Sally tarafından büyüdüğü eve çağırılır. Aile evi uzak ve kasvetli bir bölgededir. Hikaye ilerledikçe aile hakkında tekin olmayan şeyler olduğu ortaya çıkar. Ned’in Kate adında ölmüş bir ikiz kızkardeşi vardır ve Kate’le geçirdikleri çocukluk anılarına gömülür.  Ama bu anılara yolculuk çok daha derinlere saklanmış karanlık aile sırlarını yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başlar. Rachel Ward’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği ilk film olan Güzel Kate, kuvvetli görselliği sayesinde etkileyici bir atmosfer yaratmayı başarıyor.

Siyah Balon / The Black Balloon, 2008

Yönetmen: Elissa Down, 35mm / 97’

Oyuncular: Rhys Wakefield, Luke Ford, Toni Collette

Thomas’ın tek istediği normal bir ergen olmaktır, fakat otistik kardeşi Charlie yüzünden tüm fırsatlar elinden kaçar. Thomas, kız arkadaşı Jackie sayesinde kardeşini kabul edebilecek midir? Yönetmen Elissa Down’un iki otistik kardeşiyle büyümüş olması da böylesine bıçak sırtı bir konuyu yeterli bir duygusallık ve keskin bir gerçekçilikle işlemesini sağlıyor. Filmde anneyi oynayan Collette’in performansıyla güçlenen film yoğun bir aile dramı içinde kendini gerçekleştirmeye çalışan Thomas’ın ölçülü ve etkiliyici hikâyesini izliyoruz.

Babam Romulus / Romulus, My Father, 2007

Yönetmen: Richard Roxborough, 35mm / 106’

Oyuncular: Eric Bana, Franka Potente, Marton Csokas

Raimond, 1950’lerin Avusturalya taşrasında Romen göçmeni Romulus ve onun Alman eşi Christina’nın oğludur. Fakir bir hayatları olduğu gibi Christina’nın da psikolojik problemleri vardır. Romulus, Christina’nın kendisini en yakın arkadaşları Mitru’yla aldattığını ve ondan bir bebek beklediğini öğrenir. Çift ayrılır, Romulus bir akıl hastanesine yatırılır. Hastaneden çıktıktan sonra Romulus oğlunu sağlıklı yetiştirebilmek için çok büyük bir mücadele verir. İmkânsız bir aşkın ve babayla oğlu arasında asla koparılamayacak kuvvetli bağın dramatik öyküsü anlatılıyor.

Öp ya da Öldür / Kiss or Kill, 1997

Yönetmen: Bill Bennett, 35mm / 93’

Oyuncular: Frances O’Connor, Matt Day, Barry Langrishe

İki sevgili, olan Nikki ve Al karşılarına çıkan işadamlarını soyarak hayatlarını kazanırlar. Nikki barda tanıştığı adamları otel odasına çıkarır, onları ilaçla uyutur. İşadamları genellikle evli oldukları için polise şikayet edemezler ve iki aşık bütün Avusturalya kırsalını bu şekilde dolaşır. Fakat ikilinin son kurbanı beklenmedik bir şekilde ölür ve eşyalarının arasından ünlü eski futbolcu Zipper Doyle’un pedofil olduğunu kanıtlayan bir video ortaya çıkar. Bu fırsatı kaçırmazlar ve ünlü atlete şantaj yapmaya başlarlar. Avustralya’nın içlerinde Nikki, Al, polis ve Zipper Doyle arasında amansız bir takip başlar.  Renkli yan karakterlerle bezenmiş sürükleyici bir yol filmi…

Delikanlılar  / The Boys, 1998

Yönetmen: Rowan Woods, 35mm / 86’

Oyuncular: David Wenham, Toni Collette, Lynette Curran

Brett Sprague saldırı suçundan bir süre hapiste yattıktan sonra şartlı tahliye olur ve annesi, iki erkek kardeşiyle sevgilisinin onu bekledikleri evlerine geri döner. Aile Brett’in çevresinde biraraya gelir. Fakat Brett’in şiddet eğilimli yapısı, ailesindeki tüm olumlu gelişmeleri alaşağı ettiği gibi aileyi de kendisiyle birlikte felakete sürükler. Toni Collette’in Brett’in kız arkadaşı Michelle rolünde göz dolduran bir performans sergilediği film, Avusturalya kenar mahallerinde alt sınıf bir ailenin hayat mücadelesini sınıf, cinsiyet ve aile bakış açılarını ihmâl etmeyerek gözler önüne seriyor.

Somersault, 2004

Yönetmen: Rowan Woods, 35mm /  106’

Oyuncular: Abbie Cornish, Sam Worthington, Lynette Curran

Heidi, annesinin sevgilisi ile öpüşürken annesine yakalanınca evden kaçar. Bir zaman sonra kalacak bir yer ve bir markette iş bulmayı becerir. Heidi çocukluk, tekerlemeler ve boyama defterleriyle; yetişkinlik, çalışmak, cinsellikle, sosyal hakaret ve iftiralarla başa çıkmak arasında kalmıştır. Bir çiftçinin oğlu olan Joe ile sevişmektedir. Acaba yetişkinlikten kurtulup bir süre daha çocuk kalabilecek midir? Avusturalya Oscar’larında bolca ödüllendirilen Rowan Woods’un bu düşük bütçeli filmi, genç bir kızın edindiği yeni deneyimlerle cinsellik ve sevgi arasındaki farkı anlamasının güzel bir hikâyesi.

Kafa Kafaya / Head On, 1998

Yönetmen: Ana Kokkinos, 35mm / 100’

Oyuncular: Alex Dimitriades, Paul Capsis, Julian Garner

19 yaşındaki Ari bir yandan cinsel kimliğini keşfetmeye çalışırken, bir yandan da Yunan göçmeni ailesiyle mücadele etmektedir. Zamanında radikal eylemci olup, bugün geleneksellik içinde hapsolmuş olan ebeveynlerinden artık nefret eden Ari, uyuşturucu kullanır ve eşcinseldir. Buna rağmen bir arkadaşının kız kardeşiyle ilişkiye giren Ari, bir yandan da hiçbir şeyden haberi olmayan geleneksel Yunan ailesinin orta sınıf hayalleriyle başa çıkmaya çalışır. Cinsel kimlik, kültürel yabancılaşma, konformizm ve bireysellik gibi konulara temas eden Kafa Kafaya, tam bir büyüme hikayesi.

Hepimizin Toplamı / The Sum of Us, 1994

Yönetmen: Geoff Burton & Kevin Dowling, 35mm / 96’

Oyuncular: Jack Thompson, Russell Crowe, John Polson

Dul bir baba iki karmaşık sorunla karşı karşıyadır: Bir yandan kendisi için “Bayan Doğru”yu ararken, bir yandan da 20 yaşındaki eşcinsel oğlu için  “Bay Doğru”yu aramaktadır.  Filmde, alışılmış ebebeyin tavrının tersine oğlunun eşcinsel kimliği ile barışık bir baba izliyoruz. Oğlunun mutluluğu için çırpınıyor. Başlarına gelen trajediler sonrası ayakta kalmayı başaran farklı bir baba- oğlun eğlenceli ve duygusal hikâyesi.

İz Peşinde / The Tracker, 2002

Yönetmen: Rolf de Heer, 35mm / 98’

Oyuncular: David Gulpilil, Gary Sweet, Damon Gameau

Yıl 1922, Avustralya’da bir yer. Avustralyalı bir Yerli beyaz bir kadını öldürmekle suçlanınca, onu yakalamak için, üç beyaz adam (Fanatik, Takipçi ve Gazi) ve onlara yardım etmesi için deneyimli bir Avustralyalı yerli (İz Sürücü) görevlendirilir. Böylece ıssız çölde iz peşine düşerler, ama ırkçılık için ve ırkçılığa karşı kendi içlerindeki mücadele, suçluyu aramalarının önüne geçecektir. Bu efsanevi film Western’i andıran aksiyonuyla, etkin oyunculuklarla, vahşi doğanın içinde geçen çarpıcı bir av öyküsü.

Japon Hikâyesi / Japanese Story, 2003

Yönetmen: Sue Brooks, 35mm / 107’

Oyuncular: Toni Collette, Gotaro Tsunashima, Lynette Curran

Muhteşem Avustralya manzarası önünde önce yanlış anlamalar ve nefretle başlayan, ardından aşka dönüşen bir hikâye anlatıyor. Fakat bu filmi klasik bir aşk filmiyle karıştırmamak lazım, beklenmedik sürprizlerden sonra filmin aslında öyküsünden çok, “bundan sonra neler olacak?” sorusuna odaklandığını fark edeceksiniz. Çünkü artık yolun sonuna gelindiğinde, karakterlerden hiçbiri ilk başladığı noktaya dönecek durumda değildir.

İki El / Two Hands, 1999

Yönetmen: Gregor Jordan, 35mm / 90’

Oyuncular: Heath Ledger, Bryan Brown, David Field

Bir mafya için taşıması gereken ganimeti çaldıran 19 yaşındaki Jimmy (Ledger) böylece çok azılı bir ganstere borçlanmıştır ve kısa zamanda parayı bulması gerekir. Bu arada kaybolan paralar iki çocuğun eline geçer ve onlar için de bir alışveriş çılgınlığı başlar. Jimmy bu telaş arasında masum güzel bir kıza aşık olur. Sidney’in arka sokaklarını gözler önüne seren, temposu hiç düşmeyen eğlenceli bir film.


Etiketler: ,
Kategoriler: Sinema

Bir Kahramanlık Destanı: Nene Hatun

27 Ekim 2010
VeysiDundar_Olgun

Veysi Dündar (Yapımcı), Olgun Özdemir (CO Yönetmen)

Nene Hatun:Aziziye 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda gösterime giriyor. Yönetmenliğini Avni Kütükoğlu, yapımını Veysi Dündar ve Sabahattin Kat’ın üstlendiği filmde başrolü Açelya Elmas oynuyor.  Ülkemizde büyük bir eksiklik olan ve beyazperde de nadir olarak gördüğümüz destan ve kahramanlık hikayelerine bir yenisi ekleniyor. Nene Hatun’un Aziziye Tabyaları’nda verdiği kahramanlık öyküsünün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda vizyona girmesi ise gerçekten manidar. Film’in çekimleri tamamlandığında filmin yapımcıları Veysi Dündar ve Sabahattin Kat ile hoş bir sohbet yaptık. Sağolsun Almanya ve İstanbul arasında mekik dokuyan yönetmen Olgun Özdemir‘de bizi ön gösterime çağırdı ama gidemedik. Özellikle eski Yeşilçam oyuncusu olan Sabahattin Kat’ın film çekimleri ve filme dair yorumlarını dinlerken heyecenlanmadan da edemedik. Türk Sineması adına yaşadığı coşku, heves ve yaptığı işe olan güven ile ortaya çok güzel bir film çıkardıklarına hiç şüphemiz yok. Sabahattin Kat ve Veysi Dündar gibi insanların olduğunu bilmek Türk Sineması adına daha nice başarılı projenin altına atılacak imzaların garantisidir. Aşağıda yapımcılarla yaptığımız ufak röportajı okuyabilirsiniz.

İyisi mi bu Cumhuriyet Bayram’ında eşinizi dostunuzu toplayın ve  bu kahramanlık destanını izlemeye gidin. Gidin ki sonraki Cumhuriyet bayramlarımızda daha nice kahramanlık destanlarımızı peyazperde de izleyebilelim.

Artimetre: Nereden çıktı bu film? Nasıl başladı?

Veysi Dündar: Ortak yapımcım Sabahattin Kat, Erzurum belediye başkanına bu projeden söz ediyor. Daha sonra hemen harekete geçiyoruz.

Artimetre: Senarist, yönetmen aynı kişiler değil mi? Oyuncu kadrosunda kimler var?

Veysi Dündar: Evet, Avni Kütükoğlu senarist ve yönetmen. Nene Hatun’u Açelya Elmas oynuyor. Diğer oyuncularımız; Barış Koçak, Levent Ülgen, Betüm Şahin, Selahattin Taşdöğen, Serdar Gökhan, Murat Soydan, Yılmaz Köksal ve Nuri Alço. Oyuncu kadromuz son derece kuvvetli.

Artimetre: Nuri abi’yi hep kötü rollerle biliriz bu kez nasıl göreceğiz? Hap felan?

nene_Hatun02

Nene Hatun Film Setinden

Veysi Dündar: Yine kötü rolde ama bu sefer tecavüz yok. (Gülüşmeler) İzleyin bakalım.

Artimetre: Peki, film için belgesel özellikleri daha ağır basıyor diyebilir miyiz?

Veysi Dündar: Hayır, tam manasıyla bir sinema filmi oldu. Gerçek bir savaş filmidir desek yeridir. Filmde iki başarı hikayesi var. Bir tanesi günümüzde geçen ve Nene Hatun köyünden çıkan sporcu bir kadın. Diğeri Nene Hatun’un vatan topraklarına savunmak için verdiği zorlu mücadele.

Artimetre: İki paralel hayatın benzer izdüşümleri yani. İki ayrı kahramanlık hikayesi izleyeceğiz yani.

Veysi Dündar: Aynen öyle.

Artimetre: Bu filmi diğer yapımlardan ayıran ne var?

Veysi Dündar: Türkiye’nin en büyük sinema platosunu kurduk. 30 haneli bir köy…Camisinden kahvehanesine kadar. 100 küsur dönüm bir arazi üzerine… Oldukça büyük bir alan. Ayrıca sinema tarihimizde de en çok figüranın rol aldığı film diyebilirim.

Artimetre: Komik anılarınız da olmuştur tabi.

Veysi Dündar: Evet, normal figürana 20 TL verirken, rus ve ermeni figüranı oynayana bir o kadar daha vermek zorunda kaldık. Bu da epey komik bir durum tabi.

Artimetre: Herşeyin bir bedeli vardır sözünü burada bifiil tecrübe etmişsiniz yani. (Gülüşmeler)

Veysi Dündar: Daha traji komik olanı…Türk, Ermeni kıyafetleri giyen figüranlar birbirlerine “Sen Türksün, Sen Ermenisin” diye sataşırken birbirlerine girdiler.

Artimetre: Çok enteresan örnekler bunlar. Gerçi kalabalık, figüranlık ne diyelim… Böyle şeyler olabilirmiş gibi geliyor. Peki, uzun lafın kısasası.  Bu filmde ağlar mıyız?

Veysi Dündar: Valla, izleyenlerin çok gurur duyacağı ve evet, duygulanıp ağlayacakları bir film oldu diyebilirim.

Artimetre: Filmin müziklerini kim yapmıştı?

Veysi Dündar: Mustafa Çeçeli.

Artimetre: O zaman ağlayacağımız kesin hocam.

Sizlere başarılar diliyorum. Böyle bir filme de yapımcı olmanızdan ötürü de sizleri tekrar tebrik ediyorum. Umarım devam projeleriniz gelir. Filmi merakla bekliyoruz.

Filmin Fragmanını aşağıda izleyebilirsiniz;


Etiketler: ,
Kategoriler: Röportajlar, Sinema

İstanbul Modern Fashion Forward Film Seçkisi

14 Ekim 2010
sizkimsinizpollymaggoo2

Siz Kimsiniz, Polly Maggoo?

İstanbul Modern Sinema, “Hüseyin Çağlayan 1994-2010” sergisi bitmeden önce 14 Ekim-21 Ekim tarihleri arasında dünyaca ünlü tasarımcının sevdiği moda filmlerinden oluşan beş filmlik “Fashion Forward” başlıklı programla moda ve sinema meraklılarını bir araya getiriyor.

Programda Doğu Alman Moda Enstitüsü’nde mankenlik yapan yönetmen Marco Wilms’in Doğu Berlin modacı ve bohemlerinin bugüne kadar duvarın gölgesinde gizli kalmış hiç bilinmeyen dünyasına yolculuk yaptığı “Yoldaş Modası”, yeraltı gay camiasında popüler dans türü olan ve New York’un Harlem mahallesine özgü, ‘balo salonu’ cemiyeti olarak anılan 35 yılık ‘vogue’ kültürünü inceleyen yönetmen Wolfgand Busch’un “Nasıl Görünüyorum”, moda dünyasının önemli fotoğrafçılarından William Klein’ın moda endüstrisini yeren, Yeni Dalga tekniğiyle çektiği ironik filmi “Siz Kimsiniz, Polly Maggoo?”, yönetmen Jennie Livingston’ın  New York’un yeraltı kültürü üzerine dokunaklı filmi “Paris Yanıyor” ve Stanley Donen’ın Hollywood’un altın çağından, büyülü Gershwin parçaları, kostümleriyle Fred Astaire ve Audrey Hepburn’lü ünlü müzikali “Şahane Macera” isimli filmleri yer alıyor.

Fashion Forward programı

Yoldaş Modası (Ein Traum in Erdbeerfolie), 2009

Yönetmen: Marco Wilms, 82’

Doğu Alman Moda Enstitüsü’nde mankenlik yapmış yönetmen Marc Wilms, kendinin de dahil olduğu Doğu Berlin modacı ve bohemlerinin bugüne kadar, duvarın gölgesinde gizli kalmış, hiç bilinmeyen dünyalarına bir yolculuk yapıyor. Belgesel, modanın paralel dünyasında gelişen karşıt grupların radikal tarzını, ekonomik olarak özgür, birey olarak farklı olma isteklerini, yaratıcılık iksirini, hasret ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Wilms gençliğindeki kahramanlarla buluşuyor: Moda tasarımcısı Sabine von Oettingen, fotoğrafçı Robert Paris, stilist ve kuaför Frank Schäfer… Amaç bu birbirinden put kırıcı karakteri 20 yıl sonra efsanevi, avangart bir moda tiyatrosunda buluşturup acayip bir Doğu Bloku partisi vermek!

Şahane Macera (Funny Face), 1957

Yönetmen: Stanley Donen, 103’

Hollywood’un altın çağından bir müzikal! ‘Şeytan Prada’ giyiyor olabilir, ama moda dünyasının pembeler içinde kusursuzlaşan Audrey Hepburn’ünü bugün kim, nasıl unutabilir? Jo’nun, Manhattan’da çalışan, amatör felsefeci bir kitap kurdundan Paris’teki modellik kariyerine geçişini anlatan filmin diğer dev ismi de filmdeki dans koreografileri ve başoyunculuğuyla Fred Astaire. Hikâyede, dinamik bir moda dergisi editörü ve ünlü bir fotoğrafçı dergi için yeni bir yüz ararlar ve özgür ruhlu, ürkek bir kitapçı tezgâhtarına, Jo’ya rastlarlar. Böylece Jo’nun hem kendini hem de aşkı keşfedeceği Paris’e doğru yolculuğu başlar. Yaşına göre inanılmaz geçerli ve yenilikçi bu film, modayı bu kadar ciddi bir konu yaparak beyazperdeye taşımasıyla da bir ilk. Dev bir prodüksiyon olan Şahane Macera’de büyülü Gershwin parçaları da kostümleriyle Hepburn de, Astaire ile arasındaki romantizm de zamansız!

Nasıl Görünüyorum (How Do I Look), 2006

Yönetmen: Wolfgang Busch, 80’

Yeraltı gay camiasında popüler olmuş bir dans türü olan ve en çok da Madonna’nın ‘Vogue’ parçasına çekilen video klibinde tanıdığımız ‘vogue’ ruhunu, şovlarını anlatan bir belgesel! New York’un Harlem mahallesine özgü olan ve ‘balo salonu’ cemiyeti olarak anılan bu 35 yıllık kültürü inceleyen Nasıl Görünüyorum’da izleyeceğiniz sanatçılar yetenek ve yaratıcılıklarını Harlem sokaklarından aşırıp Queen Latifa, Madonna gibi yıldızlarla çalışmaya kadar götürmüşler. Bizi bu ‘trendsetting’ topluluğun içine sokan filmde onların yaşam tarzlarından aile değerlerine, günlük geçim savaşlarından AIDS’e kadar uzanan konularla üç kuşak vogue’cuyla tanışıyoruz. O pozları verirken özgüvenlerini nasıl kurduklarını, sanatla sosyal statülerini nasıl koruduklarını da öğreniyoruz.

fuaye70x100cm-01

Yönetmen: William Klein, 102’

Moda dünyasının önemli fotoğrafçılarından William Klein’ın bulunduğu moda dünyasına kazandırdığı bu ironik filmde, 1962 yılında Vogue kapağı olmuş, en sevdiği modeli başrole oturtur: Dorothy MacGowan. Moda endüstrisini yerin dibine sokan bu hicivde Polly Maggoo 20 yaşında, Paris’te yaşayan bir moda mankenidir. “Siz Kimsiniz?” isimli bir televizyon programına konuk olur ve Sovyet bloğunda yer alan küçük bir ülkeyi ziyaret eder. Biz de bu belgesel sırasında yönetmenin kamerasıyla birlikte onu takip ederiz. Polly’nin prensliğe gelişini, kenar bir mahallede yediği yemeği ve çocukluğunu öğreniriz. Polly’de güzel yüzü dışında da bir şeyler var mıdır? Moda ve güzellik endüstrisini taşlayan ve Fransız Yeni Dalga tekniğiyle çekilmiş film unutulmaz sahneler barındırıyor.

Paris Yanıyor (Paris Is Burning), 1990

Yönetmen: Jennie Livingston, 71’

“Paris’te Dior’un veya Chanel’in moda evini bulabilirsiniz. Harlem ise başka tür moda evlerinin doğduğu yerdir.” 80’lerin sonlarında New York’un yeraltı kültürü üzerine paleti zengin bir sosyal belge; modanın pratik olma kaygısı taşımadığı zamanlara dokunaklı bir hürmet filmi. Burada yüksek modanın aşağı gördüğü, moda delisi New Yorkluların arka perde hikâyelerini, travesti balolarını, gürültülü kutlamaları kişisel itibar için ifade aracı olarak kullanan insanları göreceksiniz. Dergi sayfalarındaki pozlardan çıkan dramatik dans hareketi vogue’u anan bu samimi portre, Madonna’nın klibinde tanıttığı akımın kremasına değil, sıkı bir rekabetin döndüğü ilk dönemlerine götürüyor.


Paylaş: FacebookTwitterDeliciousDiggStumbleUponTechnorati
1 Yorum »

Etiketler:
Kategoriler: Sinema

Filmlerde Caz Günleri (24 Eylül-17 Ekim 2010)

16 Eylül 2010
odds against to

Odds Against Tomorrow

Pera Film “Filmlerde Caz” programıyla, 24 Eylül – 17 Ekim 2010 tarihleri arasında 20. Akbank Caz Festivali’ne paralel olarak hazırlanan, 1930’lardan 1960’lara uzanan 8 filmlik bir seçkiyle, filmlerdeki  caz müziklerini ön plana çıkartıyor.

Duke Ellington Beyaz Perdede!

8 filmden oluşan “Filmlerde Caz” seçkisi yedi kurmaca ve bir belgeselden oluşuyor. 1934 yapımı Vanities’de Cinayet filminde Duke Ellington’ın müziği, Vincent Minelli’nin Cabin in the Sky (1943) filminde ise Lena Horne, Ethel Waters, Louis Armstrong ve Duke Ellington’un performansları yer alıyor. Otto Preminger’in 1959’da yönettiği Bir Cinayetin Anatomisi filminin “progressive jazz” müziklerini de bir sahnede kısaca görünen Duke Ellington yazmış.

John Cassavetes’in yazıp yönettiği, Gölgeler, Beat Kuşağı yıllarında New York’taki ırklararası ilişkileri konu alan, doğaçlama ağırlıklı bir film. Charles Mingus’un grubundan saksofoncu Shafi Hadi’nin katkıları sonucunda filmin müziği oluşturulmuş.

Saplantılı bir şekilde yenilik peşinde koşan yönetmen Jean-Luc Godard’ın Kadın Kadındır filmi, Amerikan müzikal komedisine muzip ve oyunbaz bir saygı duruşunda bulunuyor; ünlü besteci Michel Legrand’ın müziğiyle.

Robert Wise’ın Yarın Tehlikede filmi birbirinden nefret eden üç adamın umarsızlığını ve bu umarsızlığın sonucu olan soygunu anlatıyor. Modern Jazz Quartet’in piyanisti John Lewis’in müthiş caz müziğini de içeren bu film, bir noir mücevheri.

Louis Malle‘in  İdam Sehpası / Ascenseur Pour L’Echafaud filmi yasak aşkı sebebiyle kocasını öldürmek ve buna intihar süsü vermek isteyen bir kadının hikayesini anlatır.  Paris’in büyüleyici görüntüleriyle Miles Davis‘in müziklerinin birleştiği mutlaka izlenmesi gereken bir klasik.

Bir Yaz Gününde Caz / Jazz on a Summer’s Day ise 1958 yılındaki Newport Caz Festivali‘nde çekilen görüntülerden oluşan şimdiye kadar yapılmış en iyi caz belgesellerinden biri olarak gösteriliyor. Louis Armstrong ve Thelonius Monk gibi efsanelerin canlı performanslarının yer aldığı filmde 50′lerin caz dünyasına konuk oluyoruz.

www.peramuzesi.org.tr

Pera Müzesi Oditoryumu

Meşrutiyet Cad. No: 65, Tepebaşı

Tel: (212) 334 99 00

Gösterim ücreti: 5 TL

Filmler Türkçe altyazılıdır.


Etiketler:
Kategoriler: Sinema