Serdar Gençer – Artimetre
Bu filmde bir çok özellik var. Hem bir Spielberg tarzı çocuk macerası. Hem de J.J.Abrams tarzı gizem hikayesi. Hem aile bağları, hem de arkadaşlık ve çocukluk aşkı var. Ben izlediğimde Spelberg’in The Goonies filmiyle, Abrams’ın meşhur dizisi Lost’tan bir çok izdüşüm yakaladım.
1 kız ve 5 erkek çocuktan oluşan bir arkadaş grubu. İçlerinden biri, film çekmeye meraklı. Gerekli ekipmanı var. Bu arada yıl 1979. Lillian adında bir kasabada yaşıyorlar. Bir gece, hepsi evinden izinsiz çıkıp -13 yaşındaki Alice’in sürdüğü arabayla üstelik- uzak bir istasyona gidiyorlar. Burada filmlerinin en önemli bölümünü çekecekler. Hazırlıklar sürerken, gelen trenin sesi duyuluyor. Herşey hazırlanıyor ve sahne çekilmeye başlanıyor. Tam tren bunların hizasından geçerken büyük bir kaza oluyor ve koca tren raydan çıkıyor. Vagonlar büyük bir gürültüyle etrafa dağılıyor. Bu hengamede birbirini kaybeden ekip tekrar toplanıp hemen oradan kaçıyorlar. Macera da böylece başlıyor. Kazanın arkasında gizli gizemli bir durum var. Ama izleyici olarak biz de, filmdeki çocuklar da anlayamıyor. Zaman ilerledikçe öykü açılıyor ve ipuçları bir bir arka plandaki durumları ortaya koyuyor. Çocukların içinde öne çıkan 2 tanesi var. Biri Alice’i oynayan Elle Fanning. (Dakota Fanning’in küçük kardeşi) Diğeri de Riley Griffiths. Elle Fanning sadece 13 yaşında, ama performansı yaşının üstünde. Filmdeki çocuklar da şaşırıyor hatta! Filmin yönetmenini oynayan çocuk oyuncu Riley Griffiths ise bana Goonies’deki Chunk’ı hatırlattı. Hani şu yeraltındaki ucubeyle dost olan Chunk!
Film, gizemli macera seven yetişkinler için birebir. Spielberg’in Indiana Jones, Close Encounters ve Goonies’ini izleyip sevenler bu filmi de severler. Teknik bakımdan da oldukça göz dolduran filmin kamerasındandır herhalde, bazı sahnelerde kumlanma çok vardı. Özellikle tercih edilmiş de olabilir, dramatik bir etki katmak için.
Yönetmen J.J.Abrams diye, Lost gibi cacığa bağlayacak sanmayın. Filmin sonu gayet net bir şekilde bitiyor, tüm hikaye toparlanıyor. Ama siz bununla yetinmeyin, yazıları da bitene kadar izleyin



















