Sanat Haberleri

260. Antik A.Ş. Müzayedesi Ardından

10 Mart 2010
erol akyavas

Erol Akyavaş - Kuşatma (266 cm x 385cm) 1982

Banu Küçüksubaşı – Artimetre

Antik A.Ş.  genel anlamda 260′ıncı, Çağdaş Sanat Alanın’da yaptığı 2. Müzayedesinde 200 eserin 191’ini sattı! Müzayedenin en pahalı satışları Erol Akyavaş, Abdurrahman Öztoprak ve Ömer Uluç eserleri üzerinden yapıldı. Yerli sanatçıların yanısıra Damian Hirst, Armand Fernandez, Julian Opie gibi Dünya Çağdaş Sanatı’nın önemli isimlerinin işleri yer aldı. Müzayedenin gerçekleştirildiği salon çok kalabalık olmakla beraber gözlemlediğim kadarıyla telefonla katılanlar da oldukça fazlaydı.

Müzayedenin başyapıtı hiç kuşkusuz Türk Sanat Tarihi’nin başlıca yapıtlarından biri olan Erol Akyavaş’ın ‘Kuşatma’ adlı 266×385cm boyutlarındaki 1982 tarihli tablosuydu. Kuşatma’nın anıtsal görkemi 1.5 milyon Liradan açıldı ve 2.1 milyon Türk Lirası’nı buldu. Onu 350 bin TL ile Ömer Uluç’un ‘Nü’ sü ve 300 bin TL’ ye alıcı bulan Abdurrahman Öztoprak’ın ‘Soyut Kompozisyon’u takip etti.

mubin orhon

Mübin Orhon - Kırmızı (100 x 100 cm) - 1975

Kuşatma dışında en beğendiğim eserlerin başında Mübin Orhon’un ‘Kırmızı’sı geliyor. 100×100 cm. ebatlarında 1975 tarihli ‘Kırmızı’ öyle canlı,konuşan bir kırmızıydı ki ona bakarken duyduğum coşkuyla kırmızıyı bir köre bile anlatabilirdim. Böyle düşünen başka biri bu esere 240 binTL teklifle sahip oldu. Eserleri yurtdışında da oldukça rağbet gören Mübin Orhon’un Türkiye’de alıcı bulluyor olması beni çok sevindiriyor. Çünkü gözlemlediğim kadarıyla Türk sanat alıcısı çok soyut ve felsefi içeriklere fazla yatırım yapmıyor. Alacağı resim üzerinde tanımlayabildiği ya da estetik endişe güden betimlemeleri ya da sanatçısının tanınıyor olmasını tercih ediyor. Buna en güzel örnek Ömer Uluç’un ‘Nü’ soyutlamalarının, içinde amorf figürizasyonlar kullandığı tablolarından daha çok rağbet görmesi ve daha pahalıya satılması. Haluk Akakçe, Ebru Uygun, Zekai Ormancı gibi kendini estetik anlamda da ispat etmiş sanatçıların eserleri ise yukarıda bahsettiğim sebeplerle rahatça alıcı buluyor. Antik Aş.’nin düzenlediği her iki çağdaş sanat müzayedesinde de bunları akıllıca gözettiğini düşünüyorum.

Bunun dışında Selma Gürbüz’ün ‘Uzakdoğu Figürler’i en beğendiğim eserler içinde yer alıyor. Sanatçının kendine has ikonografisi ve tekrarlarından oluşturduğu derinlik duygusundan kendimi alamadım. Japon Bayrağına bir gönderme olduğunu düşündüğüm güneş ve stilize kadin-dalga betimlerini, başarılı bir perspektif duygusu ile birleştiren 260×141 cm.lik 2008 tarihli bu iş 95.bin TL’ye alıcı buldu.

gulay semercioglu

Gülay Semercioğlu - The Red Eye

Müzayede’nin en başarılı çıkışı ise açılış fiyatı olan 15 bin TL’yi üçe katlayarak 45 bin TL’ye satılan Gülay Semercioğlu’nun ‘The Red Eye’ isimli tel, tahta ve vida ile adeta bir kumaş dokurcasına bu malzemeleri estetik manevralarla kararak ortaya çıkardiği geometrik kurgusu yaptı. Gülay Semercioğlu fuarlarda bu işleriyle hep yer almasına rağmen bu fiyatları görmesi aslında değinmek istediğim başka bir olguyu gündeme getiriyor. O da Türk Sanat Piyasasında sanat simsarının çok önemli olduğu! Diğer çağdaş sanat müzayedeleri ile karşılaştırdığımda, Antik Aş’nin köklü bir geçmişi iyi bir repütasyon ve sanat anlayışı ile bir çatı altında topladığını ve tarafsızca baktığımda diğerlerine sadece iki müzayede de fark attığını görüyorum.

Müzayede de Ainish Kapoor’un dokuzresimden oluşan kompozisyonu 60 bim TL, Damien Hirst’ün ‘Purple Butterfly’ ı 125 bin TL’ye Julian Opie’nin ‘Shahnoza Dancing White Dress’i 65 binTL’ye satıldı. Bu sanatçıların ülkemizde satılmaya başladığını görmek güzel doğrusu. Türkiye’de sınırlı sanatçı ve alıcı sirkülasyonu artık tıkanmış, hem alıcı hem satıcı olarak yurtdışı pazarlara açılma vakti son 1-2 senedir gelmişti. Sotheby’s in Nisanda ki müzayedesi de bu konuda hareketlilik getirecektir.

Haluk Akakçe’nin ‘They call it love;I call it madness’isimli video performansı 25 bin TL ile açıldı 55bin TL’ye kadar çıktı. Youssef Nabil,Eve Arnold,İzzet Keribar, Nuri Bilge Ceylan, Çerkes Karadağ, Saygun Dura, Lale Tara, Mehmet Günyeli’nin fotoğrafları 1750 ile 10 bin TL aralığında fiyatlara satıldı. Video ve fotoğraf günümüzün ifade araçları olarak batıda çoktan sanat içindeki yerini aldı. Hala sanat denince vazoda çiçek resmi görmek isteyenlere şunu belirtmek gerekir ki sanatçı geçmişte yaşayan biri değil bizimle birlikte bugünü yaşayan, bugünün dijital dünyasında bizlerle ekranlara bakan, bilgisayar da fotoğraflarının çözünürlüğü ile oynayan kişilerdir. Bu görsel algının ve teknolojinin onların sanatlarına yansıması kaçınılmazdır. Bugünün videoları, fotoğrafları, enstelasyonları ve bu gibi klasik sanat anlayışının çoğu zaman yadsıma eğiliminde olduğu pratikler yarına, bugün ile ilgili zamanın ruhunu yansıtacak en önemli belgelerdir. Tıpkı bugün, Da Vinci’lerin, Michelangelo’ların bizlere o zamanın ruhunu miras bıraktığı gibi…Fotoğraf-video işlere bu gözle bakan ve yatırım yapanları kutluyorum.

Nuri Bilge ceylan nude on the beach

Nuri Bilge Ceylan - Nude On The Beach

Yukarıda da dediğim gibi Türk sanatsever tanıdığı, gözünün alışık olduğu, duyduğu gazete de okuduğu sanatçıya yatırım yapma eğiliminde. Yenilere yönelmesi için onları tanıması gerekiyor. Tanınmış ve çoğu ölmüş ustalarımızı bugünlere getirmek her ne kadar yüksek bir misyon olsa da günü yakalamak, güncel-genç sanatçıları bulup çıkartmak, zamanın ruhunu hissetmek için sadece işletme bilgisi ve sanat sevgisine sahip olmak bugünün sanat alıcısını doğru yönlemdirmekte artık yetersizdir. Sanatın pratiği, tarihi, felsefesi üzerine eğitim görmüş ve bunu işletme disiplinleri ile birleştirmiş, sanat sözkonusu olduğunda dünü bilen, bugünü anlayan, yarını öngören iş gücünün profesyonel anlamda ticari sanat kurumları içinde yer aldığı ve sanat eserinin aslında bir borsa kağıdından öte değerlendirilmesi gerektiğinin ayırdına varıldığı günler yakın gibi görünüyor. Çünkü sanat tarihten bu yana birikerek çoğalan bir disiplindir. Her dönem öncekilerin birikimini içerir ve onun üzerine kurulur. Sanatın ederi buna göre belirlenir. ‘Falanca kimi aldı ve buna ne kadar ödedi?’ diye değerlendirilmez. Bugün dünün üzerine kuruldu yarın da bugünün üzerine kurulacaktır. Eser değerlendirilmesi-satışı-yarın ne satacağını öngörmek bu süreklilik gözetilerek doğru biçimde yapılabilir. Sanat satma olgusuna sadece işletme mantığı ile yaklaşanlar bunu kaçırıyor. Ticari sanat kurumları iş yaparken, sanatı değerlendiriken bunu gözettiğinde ve sanat olgusuna ‘bugün ne satılıyor’ dan öte bakabildiğinde satışta başarıyı yakalaması kaçınılmaz olacaktır.


Etiketler:
Kategoriler: Sanat Haberleri

Gallateria’dan Bahar Sergisi Katılım Duyurusu

09 Mart 2010
IMG_0419

Gallateria Sanat Galerisi'nden Bir Görünüm

26 Mart – 15 Nisan 2010 tarihleri arasında Gallateria Sanat Galerisi’nde “Bahar Karması II” sergisi düzenlenecektir. İlgilenenler galeri’nin yapmış olduğu duyuruyu aşağıda okuyabilirler.  Son başvuru tarihi 21 Mart 2010.

“Soğuk, ıslak ve gri kışın ardından bahar çok özlenir oldu bu sene İstanbul’da.” Gallateria, tüm sanatçıların içindeki bahar coşkusunu tüm renkleriyle birlikte görmek istiyor ve onları bu coşkularını görünür kılmaya davet ediyor.

Gallateria  İkinci Karma Sergisi Katılım Duyurusu:

BaHaR KaRmAsI- II “İÇİNİZDEKİ BAHARI GÖSTERİN”

26 Mart – 15 Nisan 2010

Serginin en iyi şekilde tanıtımı, davetiyelerin düzenlenmesi ve dağıtılması Gallateria tarafından gerçekleştirilecektir. Açılış kokteyli ve katılıma göre belirlenecek alternatif etkinliklerin düzenlenmesi yine Gallateria tarafından organize edilecektir. Sergi sunuş tasarımı sanatçılarla iletişim halinde olmak kaydıyla galeri genel koordinatörü Miglena Mihaylova ve galeri asistanı ressam Evren Baytöre tarafından gerçekleştirilecektir.

Katılım şartları:

  • Her sanatçı sergiye en fazla iki işiyle katılabilir.
  • Küçük boyutlu işler tercih sebebidir.
  • Katılım şartları ile ilgili bilgi için lütfen galeri ile iletişime geçin.

Katılmak istediğiniz işlerin fotoğrafını/fotoğraflarını, eski işlerinizden örneklerin fotoğraflarını ve kısa özgeçmişinizi en geç 21 Mart 2010 tarihine kadar galeri mailine gönderin. Galeri ekibinin karar sürecini takiben sergiye katılacaklar 22 Mart tarihinde duyurulacaktır.”

Gallateria Sanat Galerisi

Adres: Serdar-ı Ekrem Caddesi No:22 Kamondo Han Galata, Beyoğlu
Telefon: 0212 2528090
e-mail: gallateria.ist@gmail.com

www.gallateria.com


Etiketler:
Kategoriler: Sanat Haberleri

Disk Atan Atlet 4 Nisan’a Kadar İstanbul’da

06 Mart 2010

Ezgi Esen – Artimetre

“Disk Atan Atlet” (Townley Discobolus)

“Disk Atan Atlet” (Townley Discobolus)

The British Museum koleksiyonunun en göze çarpan ve tanınmış heykellerinden biri olan “Disk Atan Atlet” (Townley Discobolus) İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin The British Museum ile ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar sonucunda “Disk Atan Atlet” heykeli TÜRSAB’ın ana sponsorluğuyla İstanbul’a geldi. Heykel, 04 Nisan 2010 tarihine kadar İstanbul Arkeoloji Müzeleri Klasik Bina’da ziyaretçilerle buluşuyor.

Townley Discobolus, ideal güzelliği resmetmesinin yanı sıra sonsuza kadar genç kalan bir atletin denge, uyum ve mükemmel oranlar fikrinin de vücut bulmuş halidir. Modern zamanlarda da bilinen antik dönem heykelleri arasında yer alan, ünü ulusal sınırları aşan ve ortak kültürel mirasın simgesi olan Disk Atan Atlet İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde ziyaretçilerini bekliyor.

M.Ö. 5.yy’da yaşamış ünlü Yunan heykeltraş Myronun yaptığı bilinen fakat günümüzde kayıp olan bronz bir heykelin kopyası olan Discobolus heykeli antik Yunan dünyasının ideal güzellik kavramını yansıtır. Antik dönemin en bilinen simgelerinden “Disk Atan Atlet” heykeli 1791 yılında, İmparator Hadrian’ın İtalya, Tivoli’deki villasında bulunmuş ve İngiliz koleksiyoner Charles Townley tarafından satın alınmıştır. Bir süre koleksiyonerin Londra’daki ev-müzesinde sergilenmiş sonrasında The British Museum koleksiyonları arasındaki yerini almıştır. Bulunduğu zaman kafası eksik olan heykele yine antik fakat gövdeye ait olmayan bir kafa yerleştirilmiştir. Bu kafa, tartışmaya yol açacak şekilde, arkaya değil de öne doğru bakmaktadır. Oysaki orijinalinde heykelin geriye, diski tutan ele dönmüş bir şekilde bakıyor olması kuvvetle muhtemeldir.

Heykel yalnızca elindeki diski fırlatmaya hazırlanan bir adamı tasvir etmez; daha çok, kafa, gövde ve uzuvlar bir dizi birbirine zıt kuvvet halinde sıralanmıştır. Heykelin duruşu, denge, uyum, simetri ve oran gibi Yunan dünyasında sadece heykeller için değil yaşayan insanlar için de önemli kabul edilen idealleri simgeler.

“Disk Atan Atlet” (Townley Discobolus)

Yer: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Adres: Osman Hamdi Bey Yokuşu  Sultanahmet, İSTANBUL
Telefon: +90 212 527 2700
www.istanbularkeoloji.gov.tr

Sergi, 4 Nisan 2010′a kadar açıktır. Müze, 09:00 – 17:00 saatleri arası açık olup, Pazartesi günleri kapalıdır.


Etiketler:
Kategoriler: Sanat Haberleri

Kitap Tanıtım: Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları

06 Mart 2010
Büyük Sanatcilar

Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları - Elizabeth Lunday

Gazeteci Elizabeth Lunday bugün en çok tanıdığımız ressam ve heykeltraşların hayatını magazinsel yönleri ile bir araya getirerek kitap haline getirmiş.  Domingo Yayınları’ndan eğlenceli ve bolca illüstrasyonlu bir minik rönesans ve sonrası sanat tarihi kitabı da diyebiliriz buna.

Ressam ve heykeltraşların hayatları genelde en absürd yerlerinden kaleme alınmış ve böylece ortaya rönesans ve sonrası paparazzi tarzında bir kitap ortaya çıkmış.

İlgi duyan herkesin bir solukta okuyup bitireceği, plastik sanatlar alanına yeni girenler içinse güzel bir başlangıç/referans kitap. Ancak kitap ilk baskısında yazarın rahat ve esprili dilini çevirme konusunda bir takım sıkıntılar yaşamış ve acele edilmiş olduğu hissini yaratıyor. Çevirideki bu sıkıntı okurken bazen rahatsızlık verici olabiliyor.

Kitabın Arka Kapağı’ndan…

“Leonardo da Vinci’den (sözde sodomist) tutun da Caravaggio’ya (hüküm yemiş katil), Edward Hopper’a (karısını dövmekle itham edilir) varana kadar herkes hakkında taşkın anekdotlar sunan Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları, büyük ustaların uluslararası sanatının gerisindeki ahlaksızca, buğulu ve gözü kara hikayeleri anlatıyor. Michelangelo’nun vücut kokusu çok kötü olduğu için asistanlarının onunla çalışmaya dayanamadığını; Vincent van Gogh’un bazen doğrudan doğruya tüpten boya yediğini; ve Georgia O’Keefe’nin çıplak resim yapmaya bayıldığını öğreneceksiniz. İşte asla unutamayacağınız bir sanat tarihi dersi”


Paylaş: FacebookTwitterDeliciousDiggStumbleUponTechnorati
1 Yorum »

Etiketler:
Kategoriler: Sanat Haberleri

Akbank 6. Kısa Film Festivali 1-11 Mart 2010

27 Şubat 2010

Ezgi Esen – Artimetre

Akbank 6. Kısa Film Festivali

Akbank 6. Kısa Film Festivali

Akbank 6. Kısa Film Festivali, altıncı yılında kısa film severler için üretimin, bilginin paylaşıldığı bir platform olma amacını bir adım daha ileriye taşıyor. Festival bölümlerine bu yıl bir yenisi daha eklendi. “Deneyimler” adlı yeni bölüme, engin kısa film kültürüne sahip Patrice Carré konuk oluyor. “Uluslararası Bölüm” de yine geniş bir kısa film seçkisi sunmayı hedefledik. “Belgesel Sinema” bölümünde Hasan Özgen, “Kısadan Uzuna” bölümünde ise Barış Pirhasan festivalin konukları. “Canlandırma Filmler” festival’in yine en renkli bölümleri arasında. “Özel Gösterim” de bu yıl İspanya’dan kısa filmler mercek altına alındı. Söyleşiler ve atölye çalışmaları, sinema sektöründeki tecrübeli isimlerin deneyimlerini festivalin takipçilerine aktarmalarını sağlayacak. “Festival Kısaları” bölümünde ise yılın en iyi yerli kısa filmlerini belirleyecek heyecanlı bir yarışma sinemaseverleri bekliyor.

Tüm gösterimler Akbank Sanat’ta gerçekleşecek ve ücretsiz olarak izleyiciye ulaşacak.

FESTİVAL KISALARI

Yapılan değerlendirme sonucunda festivalin ulusal yarışmalı bölümüne, 20 kurmaca ve 10 belgesel olmak üzere toplam 30 film alındı. Ocak 2009 sonrası prodüksiyonlardan oluşan bu bölümde, filmler ingilizce altyazılı olarak gösteriliyor.

DENEYİMLER

Festivalin yeni bölümü “Deneyimler”in ilk konuğu Patrice Carré. Fransa’da Canal +’a ait CinéCinéma kanalında uluslararası kısa film alımlarının başında bulunan Patrice Carré, engin kısa film kültürüyle, yine aynı televizyonda kısa metraj filmlerle ilgili bir de program sunuyor. “Deneyimler” bölümünde Patrice Carré’nin yönetmenliğini yaptığı “La femme qui a vu l’ours” adlı kısa film ve deneyimlerini aktaracağı “Kısa Filmin, Kitleye Ulaşmasında Yöntem ve Kriterler” başlığı altında bir de söyleşi bulunuyor.

ULUSLARARASI BÖLÜM

“Uluslararası Bölüm”de Türkiye, İtalya, Almanya, Hollanda, Yunanistan, Polonya, Avustralya, İngiltere, Fas, İrlanda, Singapur, Avusturya, Fransa, İran, İzlanda, Ukrayna ve İspanya’dan oluşan seçki film severlerle buluşuyor. Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali, Cannes, Locarno, Rotterdam, Montpellier, Sundance Film Festivali gibi dünyanın saygın festivallerinden ödüller alan kısa filmler, “Uluslararası Bölüm”ün konuğu oluyor.

KISADAN UZUNA – BARIŞ PİRHASAN

Sinemaya kısa filmle başlayan ve uzun metraj filmlerle sinema serüvenlerine devam eden Barış Pirhasan’ın kısa filmlerinin yanı sıra ilk uzun metraj filmi de festival kapsamında gösterime sunuluyor. Barış Pirhasan’ın “The Hitch”, “Things of No Importance” ve “Gül ile Adem” adlı kısa filmlerinin yanı sıra ilk uzun metraj filmi “Küçük Balıklar Üzerine Bir Masal” festivalde sinemaseverlerle buluşuyor.

BELGESEL SİNEMA – HASAN ÖZGEN

Bu yıl Hasan Özgen’e ayrılan “Belgesel Sinema” bölümünde sinemaseverler, yönetmenin “Ateşin Göçü”, “Ve Taşlar Tanıktır”, “Tarihin Kilidi: Çanakkale” ve “Gelenler, Gidenler ve Kalanlar” isimli belgesellerini izleme imkanı buluyor.

CANLANDIRMA KISALAR

“Canlandırma Kısalar” bölümünde bu yıl, dünya festivallerinden önemli ödüllere sahip; İngiltere, İspanya, Hollanda, İrlanda, Almanya, Avustralya, Polonya ve Türkiye’den seçkin canlandırma kısa film örneklerine yer veriliyor.

SÖYLEŞİLER VE ATÖLYE ÇALIŞMALARI

Festival kapsamındaki söyleşiler sinemaseverleri önemli isimlerle buluşturmayı, bilgileri pratiğe dökmeyi hedeflerken, Akbank Sanat’ın 3. katında yapılacak atölye çalışmaları da festivalin bir başka rengi oluyor.

Tüm Etkinlikler Ücretsizdir.

Akbank 6. Kısa Film Festivali

Tarih : 1 – 11 Mart 2010
Yer : Akbank Sanat Beyoğlu
Adres : İstiklal Cad. No:8 Beyoğlu – İstanbul

www.akbankkisafilm.com
www.akbanksanat.com

www.akbanksanat.com

Etiketler: ,
Kategoriler: Sanat Haberleri