08 Nisan 2010

Art Dubai Çağdaş Sanat Fuarı

Banu Küçüksubaşı – Artimetre

Bahdad Lahooti

Bahdad Lahooti

Orayntalizm’e asırlar sonra verilen yanıtlardan başlıcası, ART DUBAI.

Oryantalizm Batı’nın Doğu’ya bakış açısıdır.  19 yüzyıl ile birlikte Batı medeniyetleri çoğu zaman doğu toprakları üzerindeki sömürgeciliğini haklı çıkarmak üzere taraflı propaganda aracı olarak sanatı kullanmıştır. Bu bakış açısı hala günümüzde ki savaşlara da bahane oluyor. İslam ve Batı medeniyeti arasındaki mücadelede Batı uygarlığı lehine veriler elde etmeye çalışılmasına Orta Doğu coğrafyasından son yıllarda gelen yanıt ve aksini gösterme yolunda yapılan atılımların birçoğu da sanat üzerinden olmakta. Batıya yanıt batının sanat enstrumanları kullanılarak verilmekte. Doğu artık sanatsal üretimlerini sahipleniyor ve bunu da batıya satmayı beceriyor!!!

Art Dubai şu Orta Doğu coğrafyasında gerçekleştirilen birçok sanatsal faaliyetin başlıcası olan Çağdaş Sanat Fuarı. Fuara bu yıl Orta Doğu, Avrupa ve denizaşırı ülkelerden yaklaşık 70 kadar galeri katılım gösterdi. Avrupalı galerilerin çoğunun sahiplerinin doğu kökenli olup yurtdışında kendi coğrafyasının sanatçılarını tanıtma misyonu edinmiş olmaları dikkatimi çekti.

Hassan Meer, Moon Series Photograpy

Hassan Meer, Moon Series Photograpy

Genelde başka fuarlar şehrin finans sektörünün yer aldığı bölgede yapılırken sanat fuarının Dubai’nin en pahalı otellerinin bulunduğu Jumeirah’da yapılması aslında yeni bir Arap kimliği oluşturma politikasının ve bu yolla ön yargılı batı toplumunu yumuşatma ve daha çok turist çekme amacının bir parçası olduğu da gözden kaçmamalı. Yani sanat sadece sanat sektörüne ve bunun aktörlerine değil doğru politikalar güdüldüğünde bütünün refahına hizmet edecek bir kaynaktır. Sanatı çoğu zaman gereksiz bulan ve sadece 2010 Kültür Başkenti gibi hedefini tutturmasını sağlayamadığı projelerle kendi propagandasını yaptığını sanan hükümet rahatlıkla bu konuda bu faaliyetleri maddi ve manevi destekleyen ve ülkesini kalkındıracak “kültür politikaları” üretilmesini sağlayan Dubai Şeyhi Al Maktoum’u örnek alabilir diye düşünüyorum.

Özellikle fuarın açılış akşamı davetlilerin çoğunun yabancı olması bu fuarın özellikle yabancılara ülkeyi tanıtmak, temelde batı kültürüne ait bir iletişim biçimi olan plastik sanat uygulamalarına sanılanın aksine açık olduklarının fakat bu pratikleri kendi kültürleri ölçüsünde yansıtma kararında olduklarının manifestosu gibiydi.

Gerçekten de fuarda yer alan eserler coğrafyanın geleneklerine ters düşecek şekilde bir çıplaklık ve pornografi içermemekle birlikte bu gibi dinsel ve geleneksel kısıtlamaların, çoğunluğu yurtdışında yaşayan ve eğitim alan Orta Doğulu sanatçıların, sanatın temel ögeleri olan renk,biçim ve geometriyi İslam sanatının pratikleri ola gelen kaligrafi(hat), minyatür, çerçeve ile sınırlanmadığında sonsuza giden geometrik ve bitksel motiflerle sentezleyerek başarılı soyut ve kavramsal işler çıkarmalarına sebep olduğu gözümden kaçmadı.

Kate Eric

Kate Eric

Orta Doğulu sanatçıların seçtiği konular ise genel olarak Emperyalizm eleştirisi, Amerikan işgaline tepki, Doğu Toplumlarında kadının kimliğinin sorgulanması, petrolün neden olduğu savaş ve getirdiği yıkım ile ilgili olmakla beraber tarihe mal olmuş İslam kaynaklı sanatların çağdaş yorumları idi. Fotoğraflara konu olarak da genelde Doğulu kadın, erkek ve çocuklara rastalanıyordu.

Avrupa, Amerika, Avusturalya’dan gelen ve Doğu kökenli olmayan galerilerde de soyut ve kavramsal işler yanında doğuluların hoşuna gidebilecek arabesk kıvrımlar ve canlı renkli işler yer aldi. Uzak Doğu’lu sanatçıların işlerin genelde doğu mistisizmin bir ögesi olan sabır ve süreci işleyen eserler çoğunluktaydı.Uzak Doğulu sanatçıların eserlerinin bazıları tuval üzerine boncuk, payet vb. maddeler ile adeta dantel gibi işlenmişti. Bu sanatçıların bir diğer eğilimide parçalardan yola çıkarak bütüne ulaştıkları portreler resmetmekti. Her iki şekilde de Uzak Doğunun uzun sürelere yayılan ve sabır erdemini geliştiren detaylı işleri felsefe ve geleneklerinin bir uzantısı olarak hala önem verdiklerinin göstergesiydi.

Kim Dong Yoo "Diana vs  Queen Elizabeth"

Kim Dong Yoo "Diana vs Queen Elizabeth"

Fuara katılan tek Türk galeri Dirim Art’tı. Standında Ekrem Yalçındağ, Ramazan Bayrakoğlu, Ebru Uygun, Ghada Amer’in işlerini sergilerdiler ve satışlardan da gayet memnun olduklarını belirttiler. Bunun dışında Türk sanatçılardan Gülay Semercioğlu’nun bir işi İsviçreli bir galeri olan Galerie Kashya Hildebrand’ta Nazif Topçuoğlu’nun fotoğrafları ise Dubai’li bir galeri olan Green Art Gallery de yer aldı. Türk galeriler de bu tür uluslararsı fuarlarda yer almalılar diye düşünüyorum. Zaten fuarlara katılan bir elin parmağını geçmeyecek kadar Türk sanat galerisi var benim lafım diğerlerine. Galeriler gerek işletme anlayışı gerek sanatçı seçiminde reform yapmadıkları takdirde yetenekli,başarılı ve de genç sanatçılarımız bu platformlarda yabancı galeriler üzerinden yerlerini alıyorlar ve alacaklar, fakat Türkiye ve Türk sanat piyasası maalesef bundan kar edemeyecek.
Fuara yabancı basının ilgisi yoğundu. Organizasyon gayet başarılı fuar dışı plananlanan etkinlikler renkli ve doyurucuydu. Bunlar dışında Art Dubai de satışı yapılan birkaç iş ve fiyatları şöyle: Bahdad Lahooti ‘A cliche for mass media’ 4700 $, Nja Mahdaoui eserleri 14.000-45.000$ arası,Nazif Topçuoğlu ‘Suicide’ 9360$,Sadquain Naqqash 200.000$, Havy Kahraman ‘Passing Time’ 30.000$.

Faurdaki işleri alanların arasında Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri kraliyet ailesi üyeleri, Dubai, Katar, İran ve Avrupalı koleksiyonerler vardı. Avrupa basınının fuara ilgisi yoğundu. Doğu ile batının birleşme noktası olan İstabulda böylesi bir faaliyet ve uluslararası dolaşım beklenirdi. Bu ilgiyi bize göstermemelerinin sebebi bir kimliğimizin ve kültür politikamızın olmaması maalesef. Dubai Emirinin kızı ve hanedan üyesi kadınlar açılıştan önce sergiyi gezdiler, galeri ve eserlerle tek tek ilgilendiler ve sorular sordular. Bizde ise bunu yapması gerekenler hala türbanı nerelerine takacaklarını düşüne dursun.

Nja Mahdaoui, Oil On Canvas

Nja Mahdaoui, Oil On Canvas

Bazı kişilerin ‘Para olduktan sonra tabi yapılır bunlar’ dediğini duyar gibiyim. Fakat Dubai’de gerçekten kumdan başka hiçbir şey olmamasına rağmen burayı otelleri, alışveriş ve iş merkezleri ve çeşitli uluslararsı fuarları ile yatırım yapılacak ve para harcanacak bir nokta haline dönüştürmüşler. Düzenledikleri sanat fuarında bizdeki fuarları fersah fersah geçecek derecede çağdaş işlere yer vermişler. Bizde olay sadece satış kaygısı maalesef. Sanatsal içeriği dikkate alan yok. Sanat bir dil ve evrensel bir dil. İşte Araplar bu dili konuşarak ülkelerinin imajlarını parlatıyorlar ve paraya çeviriyorlar. Bizde ‘çağdaş’ adı altında sanat galerilerinde yer alan işlerin ve sanatçıların kaçı günümüzün çağdaş sanat lisanını konuşuyor sorarım size. Satıyor diye tekrar tekrar üretilen işlerden geçilmiyor Türkiye. 21. yüzyılın sanat dilini konuşmayı başaranları yakında Sotheby’s de dinleyeceğiz zaten.

Bütün bunlar paradan çok vizyon meselesi. Bizim ülkemizin de bunları ve hatta daha iyilerini yapacak kapasitesi olmasına rağmen vizyon sahibi insanlar dışlanıp en sonunda da yurtdışına kaçmak zorunda bırakılıyorlar. Halbuki olay her sektörde sen-ben çekişmelerinden öteye gidebildiğinde herkes kazanacak. ‘Senin sanatın benim dinime-düşünceme aykırı “Bu çok saçma kim alır bunu, satmaz bu canım” diye bir düşünceleri olsaydı Dubai başarılı olamazdı. Oryantalizmi doğuyu aşşağılamak için ortaya çıkaranların torunları bayıla bayıla eser aldılar, tatil ve alışveriş yaptılar. Halbuki Oryantalizme ilk cevabı verenler bizim Osman Hamdi’lerimiz, Halife Abdül Mecidlerimiz,  Halil Paşalarımızdı. Bizler onların misyonunu devam ettiremedik. Sonuçta ister sanatı, ister turizmi geliştirmeyi hedeflemiş olsun doğru vizyon politika ve styaratejilerle, kalifiye iş gücü çalıştırarak 15-20 Mart 2010 arası Dubai zenginleri ağırladı, parasına para kattı!!!


Paylaş: FacebookTwitterDeliciousDiggStumbleUponTechnorati

Etiketler:


Yorum bırakabilirsiniz