Sinem Ergun – Artimetre
Bu yıl “Yabancı dilde en iyi film” Oscar ödülünü alan Argantin-İspanya ortak yapımı film haklı bir ödülün sahibi. Bir yanda hukuk sistemini eleştiren, diğer yanda geçmiş bir cinayetin izleriyle gerilim yaratan, fakat hepsinin ötesinde romantizmin ağırlığını baştan sona yayan bir hikaye bu. Çok natürel, yumuşak, duru ve kırılgan bir dille anlatılmış. Sonuna kadar hipnotize vaziyette seyrediyor insan.
Tutkunun biçimleri tartışılıyor esasında. Cinayete sebep olan bir tutku, yıllarca gizlenen bir tutku, sarhoşluk tutkusu, futbol tutkusu, intikam tutkusu. Ve tüm tutkuları ele veren gözler. İşte filmin çıkış ve zirve noktası.
Film 1999 yılında başlar. Eski dostu bir hakimi ziyarete gelen Esposito emekliliğinde bir roman yazacağını ve hikayenin beraber çalıştıkları eski bir davayla ilgili olduğunu fakat nereden başlayacağını bilemediğini söyler. Flashback ile geçmişe gideriz.
Esposito adliyede memurdur. Sene 1974. Bir cinayeti soruşturmak üzere görevlendirilir. 23 yaşında yeni evli bir kız tecavüz edilerek öldürülmüştür. Adliyenin diğer departmanı dava kapansın diye 2 işçiyi olaydan sorumlu tutar ama Esposito gerçek katili bulmakta kararlıdır. Alkolik ortağı Sandoval ve üniversiteli avukat Irene’yi ikna etmeye çalışır.
Esposite öldürülen kızın eşi Ricardo ile birlikte fotoğraf albümünü incelerken resimlerde bir adamın gözlerinin hep kızın üzerinde olduğu dikkatini çeker ve bunun üzerine bunun bir tutku cinayeti olabileceğini düşünür.
Esposito 20 yıllık geçmişi hafızasının derinliklerinde eşelerken, romanını oluşturmaya başlamıştır. Film günümüz ve geçmişle içiçe ilerler. Irene ile aralarında itiraf edilmeyi bekleyen aşk 20 yıldır sürmektedir. Ayrı hayatlar yaşanmıştır ama sınıf ve sosyal farklılıklar yüzünden bunca yıl dile getirilmemiştir. Ama gözlerde ve bakışlarda bu tango hala yaşanmaya devam etmektedir.
Bunun yanısıra Ricardo, aşkını kaybetmenin acısıyla yaşamak zorundadır ve bunun intikamı onda bir tutku haline gelmeye başlar.
Alkolik Sandoval filmin komedi unsurlarını yaratan hazırcevap, sevimli bir karakter. Aynı zamanda önemli noktalarda kilit rol oynamakta.
Hikaye ilerledikçe hukuk sisteminin yozlaşması gözler önüne daha da fazla serilir. Çaresizlik tüm kahramanların hayatlarında bir dönüm noktası olacaktır.
Yönetmen Juan José Campanella‘nın Oscar’a aday gösterilen ikinci filmi bu kez ödülü almayı başardı. 2001 yılında “Son of the Bride” ile aday olan filminde de bu filmde olduğu gibi başrolü Ricardo Darin canlandırmıştı.
1959 doğumlu Campanella şu sıralar birçok ülkede yayınlan ünlü diziler “House”, “Law & Order: Special Victims Unit”, “Law & Order: Criminal Intent” gibi dizilerin yönetmenliğini yapmakta.
Bahsetmeden geçmemek gerek. Bu filmin çekimlerinde en çok zorlanılan sahne futbol sahasında çekilen olmuş. Bu sahneye özellikle dikkat etmenizi öneririm. Çünkü havadan stadyuma yaklaşarak başlayan çekim, futbolcuların arasına inerek devam eder ve ardından tribünlere seyricilerin yanında son bulur. Montajı öyle etkileyicidir ki sanki tek bir kamerayla yapılmış gibi kesintisiz bir devamlılık vardır. Zaten ön çalışması 2 yıl, çekimleri 3 gün ve montajı da 9 ay sürmüş bu sahnenin.
20 yıllık bir geçmişi sorgulayan hikayenin seyirciye sorduğu bir soru vardır. “Boş bir hayatı nasıl yaşarsın?” Film bu sorunun cevabıyla son bulacaktır.
IMDB bilgileri için tıklayın.







