Salih Seçkin Sevinç – Artimetre
Geçtiğimiz günlerde Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi’nde Nisan ayında düzenlenecek olan Art Bosphorus sanat fuarı etkinlikleri çerçevesinde çok anlamlı bir panel düzenlendi: “Çağdaş Türk Resminin Gelişimi ve Dünyadaki Pazar Payı…” Ressam Devrim Erbil yönetiminde gerçekleşen panel’in konuşmacıları: Prof Dr. Ayla Ersoy, Sanat Tarihçisi Prof Dr. Kaya Özsezgin, Ressam Ekrem Kahraman ve Bedri Baykam’dı.
Çok verimli geçen ve oldukça isabetli noktalara değinilen güzel bir paneldi. Konuşmalarda birçok başlık vardı ancak genel olarak bir özet yapacak olursak panelin ana hatları aşağıdaki gibiydi.
Devrim Erbil’in söz vermesi ile konuşmaya başlayan Ayla Aksoy Türk Resim sanatı’nın sorunlarına değinmeden önce sanatçıyı iki kısma ayırdığını dile getirdi. 1 . Hayatını Sanata Adayanlar, 2. Kendini Sanatçı Addedenler. Bu şekilde mevcut piyasanın da üretim ayağında taban sorunsalına değinmiş oldu. Ayrıca galerilerin ve müzayede evlerinin görevlerini karıştırdığını, özellikle müzayede evleri tarafından piyasanın manipule edildiğini söyledi. Bunların dışında kadınların prestij galericiliği denilen bir galericilik anlayışı ile vakit geçirmek amacıyla kurdukları galerilerin olması gereken galericilik ilkeleri ile örtüşmediğini ve bunun da piyasadaki çarkların verimli işlemesinde sorun çıkardığını sözlerine ekledi.
Daha sonra söz alan sanat tarihçisi Kaya Özsezgin ise Türk Resim sanatı’nın kısa özgeçmişinden bahsettikten sonra, Sanat’ın toplumun bir kurumu olduğunu, sanatçıların ve Türk Sanatı’nın bugünkü şartlara gelene kadar çok mücadeleler verdiğini ancak günümüzde halen bilinçli resim alıcısı olmadığını söyledi. Müzelerin yetersiz olduğunu, sadece kendi sanatımızdan örnekler toplayarak müze olunamayacağını, dünya’nın hiçbir yerinde yalnız o ülkenin sanatçılarının çalışmalarından örnekleri içeren müzelerin olmadığını belirtti.
Bedri Baykam ise bir ressam olarak sanatçı gözüyle sorunları ele aldı ve kendi resimlerinin halen anlaşılamamasından, 2010 Kültür Başkenti’nin bir iflas alanı olmasına kadar geniş bir spektrumda konuştu. Türk resim borsası’nın eleştirdiği ve çok tehlikeli bulduğu üç temel yanından bahsetti. İlk olarak Türkiye’de bu borsa’nın bilgi, bilinç ve eğitim üzerine geliştirilmiş bir borsa olmadığını söyledi. İkincisi Türkiye’de dedikodu borsa’sının olmasından yakındı. Üçüncü olarak ta ölüm borsası denen kavramı açıkladı. Yani ölüme yakın bir sanatçının üzerinden prim yapılmaya çalışılmasını.
Ressam Ekrem Kahraman ise Türkiye’nin toplumsal yapısında bir çöküş ve kaos yaşadığını belirterek söze girdi. Bu küresel oyun içerisinde ekonomi dergilerinin piyasayı manipüle etmesinden ve sanat’ın masumiyet alanından çıkarılmış olmasından bahsetti. Şu anda sanat piyasasında bir hareketlilik olduğunu, bunun da normal yatırım araçlarının tıkanmasından ötürü, sanata yönelimin çoğalması ile gerçekleştiğini belirtti.
Bu güzel “Panel”i düzenleyen Art Bosphorus ekibine teşekkürler… Devamını bekliyoruz.







