Salih Seçkin Sevinç, Ezgi Esen – Artimetre
Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi’nde çalınan tablolar sanat gündemini epey meşgul etti. Kimi 13 adet Hoca Ali Rıza’nın karakalemi çalındı dedi, kimi İbrahim Çallı’nın orjinalleri de gitmiş dedi. Kimi orjinal eser kayıpları yüzleri buluyor dedi, kimi ise Feyhaman Duran, Hikmet Onat, Nurullah Berk’in de isimlerini verdi. Rakamlar havada uçuşurken Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi’nin depolama ve eser barındırmaya ait içler acısı görüntüsü de ortaya çıktı. Şaşırdık.
Sanat eserlerine ait bir kamuoyu vicdanımız eksikti. O da oldu. Tüm sanat camiasına hayırlı ve uğurlu olsun.
Rakamlar ne olursa olsun ortada bir hırsızlık olayı var ve müzedeki usta fırçaların işleri bir şekilde senelerdir zaten düzenli olarak çalınıyor. Ancak kimse 2002′den ya da belki de daha öncesinden beri içi boşaltılan müzenin neden yeni beyanat verdiğini, ayrıca artan sanat eseri hırsızlıklarının neden şimdi gündeme oturduğunu sormadı.
Esas soru gerçekten burada gizli: Neden şimdi?
Çünkü, müzayede evleri yalnızca klasik ve antika eserleri değil çağdaş sanat eserlerini de satmaya başladılar. Artık çağdaş sanat eserleri satışı için ayrı kataloglar hazırlanıyor. Burhan Doğançay’ın bir eseri vergi ve komisyonlarla beraber 2,9 milyon TL’ye, Erol Akyavaş’ın bir eseri ise 2 milyon TL’ya alıcı buluyor. Bu şekilde işadamları da sanatçılar da iki sene öncesine kadar ütopik olabilecek bir gündemin parçası oluyorlar. Çağdaş sanatçılarımızın eserleri değer kazanıyor. Sothebey’s Türk Çağdaş Sanatı’na el atıyor. Özel müzeler kuruluyor ve profesyonel anlamda müze işletmeciliği gittikçe dikkat çekmeye başlıyor. Resim piyasasanın oyuncuları müzeleri için ya da portföylerinde bulunan sanatçıların kıymetini daha da arttırabilmek için rekor fiyatlara alımlar yapıyorlar. Bazı müzayede evleri tamamen çağdaş sanat galerilerine dönüşüyor. Hatta, Cem Yılmaz da artık Fikret Mualla’lı, Burhan Doğançay ve Salvador Dali’li bir hafta sonu müzayedesinde 250 bin TL’lık alışveriş yapabiliyor. Türkiye’de Plastik Sanatlar piyasası son beş senede inanılmaz bir büyüme yaşıyor.
Daha ne olsun?

Hoca Ali Rıza - "Peyzaj" (42,6 x 62cm) - Özel Koleksiyon
Soygunla ilgili Ankara Resim Heykel Müzesi’nin müdür yardımcısı Ali İhsan Bey’den beyanat almaya çalıştık. Düzeltecekleri ya da medyada geçen haberlere ekleyecekleri bir gelişme var mı diye sorduk. Fakat, sürecin yargıya intikal ettiğini, kendisinin devlet memuru olduğu gerekçesiyle bu konuda bir beyanat veremeyeceği cevabını aldık.
Daha sonra İstanbul Resim Heykel Müzesi’nden müdür yardımcısı Metin Çetiner ile görüştük, kendisinin de görüşlerini aldık. Ankara’daki soygun hakkındaki düşüncelerini ve kendi müzelerinde benzer bir hırsızlık durumu olup olmadığını sorduk. Bu konuda bizlere; “Müze binasının yıllarca uzun bir restorasyon sürecine maruz kalması, eserlerin gerektiği gibi korunamaması konusunda etken bir rol oynamış olabilir. Ankara’daki bürokrasiye bağlı yönetim anlayışı, yönetim kadrosunun yetersiz çalışmaları ve müze içerisinde yeterli sayı ve donanımda çalışanın bulunmaması, bu sonucu doğurmuştur. İstanbul Resim Heykel Müzesi, Mimar Sinan GSU’ya bağlı bir müzedir. Biz, sık sık toplantılar ve güncellemeler yapan alanında olgunlaşmış bir kadroya sahibiz. Bizim müzemizde bu tür olumsuzluklar hiç yaşanmadı ve yaşanması da olası değildir.” dedi.

İstanbul Sanat Evi, Beyoğlu
Ayrıca, konuyla ilgili ressam ve yetkili kurumlardan da yorumlar aldık. İstanbul Sanat Evi yetkilileri, daha bu olay patlak vermeden, henüz geçen hafta Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden telefon aldıklarını ilettiler. Söz konusu telefonda özel bir koleksiyonda bulunan “Orhan Peker“, “Turan Erol” ve “Fikret Mualla” tablolarının çalınmış olduğu ve konuyla ilgili soruşturma başlatılmış olduğu anlaşıldı. İlgili polis memuru böyle bir vakanın daha önce Bodrum’da yaşanmadığını, Türkiye’de de örnek vakaların azlığı nedeniyle çeşitli kurumları arayarak bilgi istediklerini ve spesifik bir alan olduğu için ne yapılması gerektiği hususunda fazla malumata sahip olmadıklarını söylediler. Polis memuru internet’te “Orhan Peker” diye aratınca İstanbul Sanat Evi’nin “Ressamlar Ansiklopedisi“ne ulaşmış ve bu doğrultuda kurumdan “Türkiye Sanat Piyasası” ve ilgili bağlantılar hakkında bilgi almış. İstanbul Sanat Evi, Müze soygunu ile ilgili olarak şaşırmadıklarını ve ilerleyen günlerde gelişen piyasa ile daha fazla hırsızlık olaylarının gündeme gelebileceğini, hatta bunu Bodrum’daki soygunu takip eden polis memuruna da ilettiklerini söylediler.
Ressam Peyami Gürel; “Türkiye’de resim piyasası ve bu konu ile ilgili borsa ancak oluşuyor. Resimlerin de alınıp satılan bir değer olduğu daha yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Kapitalizm de sürecini tamamlıyor. Bu yüzden konunun da şimdi ortaya çıkması ve gündeme oturması gayet doğal.” derken; Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Başkanı, Ressam Bedri Baykam ise; “Ben o müzenin bir çalışanı değilim ve işleyişi konusunda bir bilgiye sahip değilim. Bu tür bir soygunun yapılmış olmasını ancak genel bir sorunla ilişkilendirebilirim; o da tüm sorunların altındaki esas sebep olan devletin sanata ve sanatçıya olan yetersiz ilgisi ve bütçesidir. Devlet, bugün hala bir modern sanat müzesi açmış değildir. Yetersiz donanımlı kadrolar, yetersiz sayıda çalışan ve komik rakamlı bütçeler bu gibi sorunların esas sebebidir.” diye özetliyor. Ressam Ekrem Kahraman ise bu durum için; “Resim piyasası’nın değerinin artması evet bunun için bir etkendir. Ama kanımca asıl etken bu değildir ve arkasında başka bürokratik süreçler dönmektedir.” diyor.
Soygun ve beraberinde getirdiği iyileştirmeye yönelik en güzel yazılardan bir tanesi Hürriyet’in Pazar eki’nde severek okuduğumuz “Kültürazzi” köşesinin gizemli yazarı “Devletin Elindeki Tabloların Kataloğu Neden Yok” başlığı ile geldi. Köşe yazarı, resimlerin envanterinin olmasının bir işe yaramayacağını, ancak envanterdeki eserlerin kataloglanarak kamuoyuna mal edilmesinin en doğrusu olacağını söyleyerek güzel bir öneride bulunmuş.
Eldeki bütün bu veriler bizi yeni bir soruya doğru yöneltiyor;
- Türk modern ve çağdaş sanat piyasası’nın gelişimi, sanat eseri hırsızlıklarındaki artış, mezatçıların kulvar değiştirmesi, konunun eleştirel boyutta ele alınışının artışı ve yeni önerilerin ortaya çıkması bir sağlık işareti mi yoksa yozlaşmanın sadece gayri ciddi bir gündem yaratması mı?
Cevabını ilerleyen günlerde yine burada tartışacağız.









Evet arkadaslar ozel koleksiyonerler haric eldeki mallar iyi bir kopi yada tesadufdufen ellenmemis bir resim caliniyorsa polisden once sanat danismanlari bilir kanatindeyim