Gazeteci Elizabeth Lunday bugün en çok tanıdığımız ressam ve heykeltraşların hayatını magazinsel yönleri ile bir araya getirerek kitap haline getirmiş. Domingo Yayınları’ndan eğlenceli ve bolca illüstrasyonlu bir minik rönesans ve sonrası sanat tarihi kitabı da diyebiliriz buna.
Ressam ve heykeltraşların hayatları genelde en absürd yerlerinden kaleme alınmış ve böylece ortaya rönesans ve sonrası paparazzi tarzında bir kitap ortaya çıkmış.
İlgi duyan herkesin bir solukta okuyup bitireceği, plastik sanatlar alanına yeni girenler içinse güzel bir başlangıç/referans kitap. Ancak kitap ilk baskısında yazarın rahat ve esprili dilini çevirme konusunda bir takım sıkıntılar yaşamış ve acele edilmiş olduğu hissini yaratıyor. Çevirideki bu sıkıntı okurken bazen rahatsızlık verici olabiliyor.
Kitabın Arka Kapağı’ndan…
“Leonardo da Vinci’den (sözde sodomist) tutun da Caravaggio’ya (hüküm yemiş katil), Edward Hopper’a (karısını dövmekle itham edilir) varana kadar herkes hakkında taşkın anekdotlar sunan Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları, büyük ustaların uluslararası sanatının gerisindeki ahlaksızca, buğulu ve gözü kara hikayeleri anlatıyor. Michelangelo’nun vücut kokusu çok kötü olduğu için asistanlarının onunla çalışmaya dayanamadığını; Vincent van Gogh’un bazen doğrudan doğruya tüpten boya yediğini; ve Georgia O’Keefe’nin çıplak resim yapmaya bayıldığını öğreneceksiniz. İşte asla unutamayacağınız bir sanat tarihi dersi”









Ünlü ve saygı duyduğum bu üstadların magazinsel yönlerini öğrenmek istemem açıkcası. Yani örneğin Michelangelo’nun koktuğunu bilmek onu gözümde tabiiki düşürmez ama böyle bir bilgiyi bilipde hatırlamak istemem. Onun yerine Michelangelo denilince Ademin yaratılış freskii gelsin aklıma daha iyi:) Her alanda magazin hayatımızda fazla yer almasın bence.