Ezgi Esen – Artimetre

Umum-i Osman-ı Binasi
Bizans dönemi Hippodromu’ndan Osmanlı dönemi Atmeydanı’na, İstanbul’un en önemli kamusal alanına bir yolculuk; “Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi”
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin en önemli yapılarından birini, olağanüstü güzellikteki anıtların süslediği görkemli Hippodrom’u ve Osmanlı döneminin Atmeydanı’nı adeta yeniden kuran ve çevresindeki yaşamı irdeleyen bir sergiye ev sahipliği yapıyor; “Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi”.
Hippodrom Bizans İstanbulu’nun en büyük ve önemli yapılarından biriydi. Atmeydanı ise Osmanlı dönemi İstanbulu’nun en önemli ve hareketli kamusal alanlarından biri oldu. Cumhuriyetin kuruluş döneminde de önemli olaylara ev sahipliği yapan ve Sultanahmet semtinde bulunan İstanbul’un bu çok özel ve renkli alanını, Pera Müzesi’nin üçüncü katında ağırlayan “Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi” sergisi, son derece görkemli eserlerle, 4. yüzyıldan arkeolojik bulgular, mimari çizimler, resimler, fotoğraflar ve gündelik yaşam objeleriyle İstanbulluları yaşadıkları kentle ilgili bir bellek yolculuğuna çıkarıyor.
16 Şubat 2010 tarihinden itibaren ziyarete açılacak olan “Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi” sergisinde, Paris Louvre Müzesi’nden Cluny Müzesi’ne, İstanbul Arkeloji Müzesi’ne, Topkapı Sarayı’ndan, İslam Eserleri Müzesi’ne, özel koleksiyonlara, farklı yerlerden bir araya getirilen önemli eserlerin ilk kez bu kapsamda sergilenmesi de ayrı bir önem taşıyor.
Bizans imparatorlarının izlediği araba yarışları, Atmeydanı’nda Osmanlı sultanının izlediği oyunları ve şenlikleriyle, tarih içinde birbirini izleyen uygarlıklara göre farklılaşan kültürel yaşam biçimlerine sahne olmuş bu meydan, “Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi” sergisiyle yeniden kurgulanıyor ve çevresindeki yaşam gözler önüne seriliyor.
İstanbul’un Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin kültürel zenginliğini öne çıkaran etkinlikler düzenleyen İstanbul Araştırmaları Enstitüsü işbirliğiyle gerçekleşen, küratörlüğünü Ekrem Işın’ın bilimsel danışmanlığını ise Brigitte Pitarakis ve M. Baha Tanman’ın yaptığı “Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi” sergisi 18 Nisan 2010 tarihine kadar sanatseverleri bekliyor olacak.
Pek çok arkeolojik bulgunun bu kapsamda ilk kez Pera Müzesi’nde sergileneceği “Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi”nin arkeolog, tarihçi, bilimadamı gibi uzmanların yanı sıra, yaşadığı kentin tarihine merak duyan İstanbulluların ilgisinin yoğun olacağı bir sergi olması bekleniyor.
‘Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi’ Sergisi
Yer: Pera Müzesi
Tarih: 16 Şubat – 18 Nisan 2010
Adres: Meşrutiyet Caddesi No:65 Tepebaşı, Beyoğlu – İSTANBUL
Telefon: +90 212 334 99 00
‘Hippodrom / Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi’ Sergisi, 18 Nisan 2010 tarihine kadar açık kalacak.
“Şehir ölçeğine yerleştirilmiş her meydan, kalabalıkları yüksek sesle konuşmaya zorlar, ara sokakların, kuytu köşelerin fısıltılı dili burada çözülür. Şehir hayatına ilişkin bütün coşkulu sahneler kamu meydanlarına aittir. Kalabalıkların öfkesi, imparatorlar ve sultanların taht hesapları, siyasetin güler yüzünü yansıtan kolektif eğlenceler, tarihin iç dokusuna bu mekânlardan yayılır. Üst üste yığılmış, iç içe geçmiş kültürel tabakalaşmanın arkeolojik kazı alanlarına dönüştürdüğü bu cezbedici anlatılar, şehirlerin sırlarını keşfetmek için açık birer davettir. Kaybolmuş toplumsal kimliklerin hatıra arşivine dalanlar, anıtsal üslupları araştıranlar ya da sıradan gözlemciler, kendi adlarına çıkartılmış kışkırtıcı davete uyup meydanların kalabalığına karışırlar. Geçmiş ile bugün arasında gidip gelen hafıza yolculuğunu yaşamak için eşsiz bir fırsattır bu.”
Sergi Küratörü Ekrem Işın.
“Bu sergi, ziyaretçiyi Bizans Konstantinopolis’inin en önemli mimari yapılarından biriyle ilgili bir geziye çıkarıyor. On beşinci ve on altıncı yüzyıldan kalma tasvirlerde, Hipodrom yapısının Osmanlı fethi zamanında oldukça iyi korunmuş olduğu görülür. Ne var ki, Osmanlı saraylarının ve Sultan Ahmet Camisi’nin yapılması, Hipodrom’daki kalıntıların dağılmasında önemli bir rol oynamıştır. Gene de, bu geniş açık alanın atlarla bağlantısı korunmuştur. Alan, Osmanlı döneminde Atmeydanı olarak biliniyor ve cirit karşılaşmaları yapmak için kullanılıyordu. Osmanlılar ve sultanlar da, bu alanda kutlamalar ve halk gösterileri düzenlemeyi sürdürdüler. Günümüzde Hipodrom’u ziyaret edenler, bu alanın günümüze ulaşan üç anıtını –Örme Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Mısır Dikilitaşı– görebilirler; ama pek az kişi, on bir yüzyıldan uzun süre varlığını sürdüren özgün Hipodrom’un görkemini ve boyutlarını zihninde canlandırabilir.”
Sergi Bilimsel Danışmanı Brigitte Pitarakis.







