S.Sema Olgaç – (Sanat Yazarı – Eleştirmen)
Ayasofya’da “Serafim meleği” yüzünü dünyaya açtı.
“Sur’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.” 39/Zümer Süresi-68(Diyanet Meali)
“Kayzer Konstantin’in eskiden üzerinde bir Atena tapınağının bulunduğu yere kendi sarayını kurmasıyla, Bizans sanatı Doğuda ilk eserini kuruyordu. Bu yapı, onun birçok yere kurduğu sütunlu bazilikalardan biri idi. “Chiritus” diye tasdik edilen bu yapıya özelliklerine uygun olarak “Hagia Sofia” (Kutsal Hikmet) adı verilmiştir. Yapı 415 tarihinde III.Theodosius tarafından yeniden inşa edilmişti. 532-537 tarihleri arasında Jüstinyen tarafından yıktırılan bu yapının yerine, bugünkü büyük Ayasofya inşa edildi. Birçok felaketleri atlatan bu kilise, Osmanlılar zamanında çeşitli onarımlar ve ilavelerle bugüne dek yaşadı.” 1*
Yüce bir görkemlilik etkisi yaratan mozaikleri ve erişilmez sınırsızlık etkisi yaratan kubbesiyle doğu ve batının sentezi olan bu görkemli yapı o dönemler kubbesiyle “sınırlanamaz kozmosun” küçük bir sembolü olarak da nitelendiriliyordu.
Ayasofya’nın ilk planı ve içini gösteren gravürler 1680′de G.J.Grelot tarafından yayımlanmıştır. Ayasofya’nın içini ve mozaiklerini gösteren en iyi desenler ise 1710′da İstanbul’da bulunan İsveç’li Cornelius Loos tarafından çizilmiştir.
Ayasofya günümüzde 1993 yılında yine restorasyona sokuldu. Ana kubbe kuzeydoğu çeyreğinde yaklaşık 500 m² bezemeli yüzeylerde yer alan mozaik ve mozaik taklitlerinin restorasyonu ve konservasyonu gerçekleştirildi. Tessera mozaikler, oynayanlar yerine sağlamlaştırıldı. Zahmetli bir işlem olan bu çalışma ile altın, gümüş mozaikler teker teker yeniden sağlamlaştırılmış, Ayasofya iç narteks tonoz yüzeylerinde bulunan yaklaşık 600 m² mozaik ve mozaik taklidi yüzeylerde konservasyon ve restorasyon gerçekleştirilmiştir.
2009 yılında müzede yapılan restorasyon çalışmaları sırasında müzenin kuzeydoğu kubbesinde “Serafim Meleği” figürü ortaya çıkmıştır. Bu tarihi olay ne yazık ki müzede 17 yıldır süren restorasyon çalışmaları için kurulan 520 m² genişliğinde, 55 metre yüksekliğinde ve 181 ton ağırlığındaki çelik iskele yüzünden ziyaretçilere gösterilememiştir.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı sayesinde çalışmalara hız kazandırılarak nihayet iskele İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç’in ev sahipliğinde, Ayasofya Müzesi Başkanı Haluk Dursun’nun katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında söküldü. Artık müzenin ayrılmaz bir parçası gibi olan bu iskele için “Alameti Farika” diye nitelendirdikleri ve hatta esprili bir şekilde sergilenmesini bile düşündükleri bu iskelenin 17 yıl sonra nihayet kaldırılması sonucu kubbe bütün görkemiyle ortaya çıktı. Ve 700 yaşında olduğu tahmin edilen altı kanatlı melek Serafim nihayet Ayasofya’da dünyaya yüzünü açtı. 160 yıl sonra gün yüzüne çıkarılan, önemli bir keşif olan Serafim figürü müzeyi yeniden dünyanın gündemine taşımıştır.
Serafim meleği esasında bilinen bir meleğin diğer adıdır. “Dört büyük melek” Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail isimli meleklere denir. Allah’ın emriyle kıyamet kopacağı zaman Sura üflemekle görevli melekten biri olan İsrafil’dir. Bu nedenle Sur meleği olarak da bilinir. “İsrafil ismi İbranice Serafim kelimesinden geldiği, sonra serafin ve serafil şeklinde değiştirilerek İsrafil haline getirildiği, şan ve şeref anlamında olduğu söylenmiştir.”2*
Isaya altıncı bölüm Kutsal Kitap’ta Seraflar hakkındaki tek bölümdür. “Her serafin altı kanadı vardır. İkisi uçmak, ikisini ayaklarını, geri kalan ikisini de yüzlerini kapatmak için kullanırlardı.( Isaya 6:2)” Sonuç olarak İslam dinindeki dört büyük melekten biridir.
“Ayasofya’yı yeniden keşfetmenin zamanı” sloganıyla ziyaretçilerini bekleyen müzede restorasyonun bittiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. “ İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın Ayasofya’daki çalışmalarının ikinci aşamasını galeri katının onarımı oluşturuyor. Ayrıca, I.Mahmut Kütüphanesi, I.Mahmut Şadırvanı ve Sıbyan Mektebi’nin restorasyonları da yer alıyor. Üzerlerinde “Hz. Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” isimlerinin yazılı olduğu, 7,5 metre çapındaki dünyanın en büyük hat levhaları kabul edilen 8 adet hat levhanın konservasyonu ve restorasyonu ile Ayasofya’nın iç mekan aydınlatmasını sağlayan kandilliklerin restorasyonu ve maksurelerin restorasyonu da Ajans’ın çalışmaları kapsamında yer alıyor. Ayrıca, Ayasofya cephe acil onarım işi kapsamında, Ayasofya Bilim Kurulu’nun denetiminde gerçekleştirilecek cephe restorasyonu ile uzun yıllardır yapıya zarar veren çimento esaslı derzler ve sıvalardan yapı arındırılacak.”3* Yaniçalışmalar daha uzun yıllar devam edecek ve bu demektir ki yakında yeni “alameti farikalar” göreceğiz ama kubbenin görkemini artık hiçbiri gölgeleyemeyecek.
Depremlerin, hastalıkların, savaşların, insanların güzellikleri, mutlulukları ve sevinçleri yok ettiği bir zaman diliminde Ayasofya’nın kubbesindeki diğer üç meleğin yüzleri şimdilik kapalı, umarım onlar da yüzlerini açmaz ve sonu getirmezler. Çünkü “Hagia Sofia’da” yüzünü açan “Serafim” meleği bence tüm dünyaya bir mesaj veriyor. “ Dünyanız bir tane…”
1*Dünya Sanat Tarihi / Adnan Turani /Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / sayfa 185
2*İslam Ansiklopedisi İsrafil maddesi. Ali Arslan Aydın, Şamil İslam Ansiklopedisi: 4/131-132
3*25.01.2010 basına dağıtılan metinden alıntı









