S. Sema Olgaç (Sanat Yazarı, Eleştirmen)
“Sevgi ile mücadele etmeden başarı olmaz.”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde 20 ocak Çarşamba günü “ Ressamların gözüyle İstanbul” programında Peyami Gürel uluslararası sanat alanında isim yapmış iki kadın ressamı konuk etti; Nevbahar Aksoy ve Semiha Binzet.
Üstün yetenekli çocuklar bursundan yararlanarak Paris’e öğrenim görmeye giden Nevbahar Aksoy 1972′de Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nu bitirmiş. Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Dekoratif Resim Bölümü’nden de mezun olduktan sonra 1987’de Paris Sorbonne Üniversite’sinde doktora tezini vermiş.
Semiha Binzet İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Nurullah Berk atölyesinden 1967’de mezun olmuş. 1978’de İngiliz Kültür’den aldığı bursla İngiltere’ye giderek, Londra’da City and Guilds of London Art School’da gravür ve resim çalışarak sertifika almış.
Nevbahar Aksoy 1975′ den bu yana İstanbul pazar yerlerini, parkta dinlenen insanları, özellikle İstanbul Eminönü Meydanı’nda ki yaya geçitlerini, uçuşan güvercinleri, yem satıcılarını, insan kalabalıklarını düz ve yalın renklerle tablolarında resmediyor. Bize özgü üst geçitleri, camileri, pazarlardaki tenteleri ve bu sade formlar etrafında dolaşan kent insanlarını, güvercinleri kent estetiğine uyarlı bir disiplin içinde işliyor. Ve bizim toplum yapımıza özgü, bize has pazarlarda ki, sokaklarda ki yaşamı, hareket, genişlik, çeşitliği bize has olan sadelikle resmediyor. Semiha Binzet ise gravürlerinde masalsı İstanbul’u eski evleri, kedileri, vapurları ve kuşlarıyla İstanbul kentini düşsel masalsı bir anlatımla betimliyor. Kediler ise resminin vazgeçilmez olanı…
İki sanatçının resimlerinde ele aldıkları İstanbul şehrine bakış açısı temelde aynı görünse de Semiha Binzet mesleki çalışması için terk ettiği doğduğu şehir İstanbul’a yıllar sonra döndüğünde, İstanbul şehrini aynı bulamamanın düş kırıklığı içinde resmediyor. Resimleri için “Eskiden hayal ettiğimi ekleyerek masalsı bir görünüm elde etmek istiyorum.” Derken geçmişe olan özlemini duyumsuyorsunuz. Nevbahar Aksoy 1975 yılından beri yaşadığı kent olan İstanbul şehrini ise yaşanırlığı, bu zaman da yaşayan İstanbul’u, değişen yüzüyle var olan durumu yansıtıyor. Geçmiş ve şimdi, eski ve yeninin birlikteliğinde bize özgü olanı, halkın içinde halkı ve çevresiyle betimliyor ve gösteriyor.
İstanbul deyince aklınıza ilk gelen semboller nedir sorusu için Nevbahar “ Kalabalık, kaos, çelişki, sürekli değişim, kontraslar, eski ve yeninin birlikteliği diyor.
Semiha Binzet İstanbul sembolleri için “Benim için en çok vurgulayan deniz, evet deniz vurguluyor.”diyor. “ Deniz, kuşlarının sesi, vapur düdükleri, vapur formları, eski evleri, balık kokuları.”
İstanbul’un semtlerini simgeleyen renkler nelerdir? sorusunda Nevbahar’ın semt renkleri mor ağırlıklı. Bunu ise “İstanbul rengi mavi- mor: Neden mor sorusuna ise “ Bu renk düşünce rengi- hayal rengi olduğu için.” Diye nitelendiriyor. Semiha Binzet için sadece mavi. Piyerloti tepesi ise resimlerindeki gibi pembe-mor…
Sanatçıların gençler konusunda ciddi kaygıları var. İki sanatçı da gençlerin aceleci ve boşvermiş olmalarından dolayı üzgün. Semiha Binzet : Gençleri baştan savmacı buluyor .Gençlere iyi gözlem yapmalarını , sanatı kültür olarak edinmelerini gerekliliğini vurguluyor.
Nevbahar Aksoy : “Şimdiki gençler şanslı ama gençler şanslarını kullanmıyorlar, bence gençlerimiz sanat olaylarını yeterince de takip etmiyorlar. Gereksiz buluyorlar oysa artık ulaşılması zor olan yabancı sanatçılar artık İstanbul’a geliyor. Avrupa sanatına yönelikler ve kendi öz sanatlarına ilgi duymuyor ve bu fırsatı değerlendirmiyorlar. Tüm sergiler bir şey katmak için değildir. Birikimdir. Kolaycılık ve aceleci bir yapı var. Hemen dışarıda ne yapılıyor, ne ediliyor onu yapmaya çalışıyorlar, hele eskileri izlemeyi gerek bile duymuyorlar. Kendi kültürümüze karşı araştırmalarımız bile yeni. “Sevgi ile mücadele etmeden başarı olmaz, her şeyi bunun için feda edebiliriz.” Aradaki mesafeyi kapatma isteği de aceleci, oysa sanat sabır işi. Ve sanatın kişiliğe katkısı vardır. Bunun bilincinde olan aileler çocuklarını yönlendirmesi gerek.” derken esasında gençlere; “ Bize özgü ” değerlere sahip çıkmaları içinde bir umut diliyor…
1960′ da İstanbul’da 8 yaşında ilk sergisini açan Nevbahar o ilk sergisinde yer alan İstanbul görüntüsünden bu güne İstanbul resimlerinden bir seçki sunumun devamında Semiha Binzet’in gravürleri sunumuyla sona erdi.
Bir başka “Ressamların Gözüyle İstanbul” yeni konuklarıyla devam edecek, kaçırmamanızı öneririm









