Bu ayın dergilerini karıştırırken yeni rastladım. Forbes dergisi Ekim ayında bir yazı hazırlamış ve bunu tutmuş kapağına kadar taşımış; Başlık: ”Türkiye’nin En Pahalı Ressamları.” Dergiyi elinize aldığınızda Editör’ün giriş yazısının tamamını bu iddialı içerik üzerine ayırdığını görüyorsunuz. Sayın Burçak Güven yazısının başlığını da şöyle atmış: ”Forbes Farkıyla Türk Çağdaş Sanatı”. Vay, Vay… Şimdi bakalım neymiş bu fark?…
Forbes rakamlarla konuşmayı seven bir Finans&İş dünyası dergisi. Doğal olarak bu konuda da rakamların konuşulmasından ve sanatın güzel bir yatırım aracı olarak bahsedilmesinden doğal birşey yok. Güven, yazısında Türk Çağdaş Sanatı’nın yükselişinden ve Türkiye’nin dünya sanat arenasında çok iyi bir yere gelmekte olduğundan bahsetmiş. Buraya kadar tespitleri ve yorumları çok güzel… Ancak yazının sonrası gerçekten ilginç. Bakın Burçak Güven sonrasında ne demiş?
“Bu yüzden Ekim sayımızda FORBES Türkiye’de ilk kez göreceğiniz bir liste var: Türkiye’nin yaşayan en pahalı ressamları listesi! Yine FORBES metodolojisi ve FORBES farkıyla hazırlanan bu liste üzerinden Türk çağdaş sanatının son dönemdeki yükselişine yakından bakıyor ve bu pazarın gelecekte nereye doğru evrileceğine dair bir analiz yapıyoruz.
Bundan böyle her yıl tekrar edeceğimiz bu listedeki değişimler, sanatseverlere ve yatırımcılara rehberlik edecek. Hem de ülkenin en spekülasyona ve dedikoduya açık, en az veri ve bilgi olan pazarlarından birinde size yönderlik edecek. Çünkü yine FORBES farkıyla hazırlandı ve tamamen uzman yorumlarının yanı sıra rakamlara ve somut bilgilere dayanıyor.” İşte burada kesiyoruz ! Zaten yazının bundan sonraki kısmı TEFE, TÜFE, beklentiler ve temennilerden ibaret.
Şimdi soruyorum? “Hem de ülkenin en spekülasyona ve dedikoduya açık” diye özellikle belirttiğiniz ayrıca yazıda “Uzmanlarınızın!” da aynı şeyi yazılarında belirttiği sadece belirli galeri sahiplerinden aldığınız kısıtlı enformasyonla işin içine basit bir standart sapma bile koyamadan, toplam rakamların satılan eser adedine bölünmesi ile bakkal hesabı bir işlemden farkı olmayan analizinizin farkı nerede? Müzayede, galeri, doğrudan sanatçı satışı çorbasından ortaya çıkan veriler ne kadar sağlıklı? Bu çorba ne çorbasıdır? Bu metodoloji Forbes’in farkı ise, Forbes’in hiçbir yazısına, yorumuna güvenemem bundan sonra…
2008 Ocak ve 2009 Ağustos’u kapsayan 1,5 senelik zaman diliminde uyguladığınız metodolojide Lebriz.com’un müzayede veri tabanının kullandığınızı ancak Lebriz.com’un verilerinin sadece müzayede sonuçlarını içerdiğini bilerek ve bunu bir eksiklik olduğunu kabul ederek sanki hesaplarınızın doğruluğunu haklı çıkartacakmış gibi kendisi başlıbaşına bir SPEKÜLASYON ve MANİPÜLASYON olan Sotheby’s in Çağdaş Türk Ressamları müzayedesi ve Christe’s Dubai müzayedelerini de eklemiş olduğunuzu belirtiyorsunuz… Efendim bundan sonra bol “Ancak” lı yazınızda Uzmanlarınız! şunu da belirtiyor. “Ancak kısmen de olsa galeri sahipleri sanatçılarının güncel satış fiyatları konusunda bizi bilgilendirdi.” Aferin onlara ! Kısmen her zaman güzel bir veridir… Kısmeni standart sapma kabul edelim.
Allah aşkına bu yazıyı size kim yazdırdı? Resmen spekülasyon mafyasına kurban gitmişsiniz.
Bundan sonra hersene böyle bir değerlendirme yapacağınızı belirtmişsiniz. Madem böyle birşey yapacaksınız öyleyse şunlara dikkat edin.
1. Müzayede ile galerilerde satılan eserleri aynı potaya koymayın. İlla ikisini bir potaya koyacaksanız aralarındaki korelasyonu belirtin. Hele hele dünyada Türkiye için ilk kez yapılan Sotheby’s ve Christie’s müzayedelerini hiç koymayın.
2. Bir sanatçının değeri 1,5 senede anlaşılmaz. 5 senede de anlaşılmaz. Sanatçının hayattayken kıymetli olması eserlerinin iyi bir yatırım aracı olacağı anlamına gelmez. Sir Lawrence Alma Tadema, Viktoryan dönemin altın çağını yaşamış bir ressamdır. Ama ne üzücüdür ki Modern resmin yükselişi ile birlikte çağdaşları tarafından yerden yere vurulmuş ve resimleri hayattayken kıymetsiz birer tuval parçası olmuşlardır. Adamcağız bunun üzüntüsünden rahatsızlanmış ve yaşama gözlerini yummuştur. Herhalde bu; bir ressamın ömründe tecrübe edebileceği en kötü şey! Sanatçının ölümünden 50 sene sonra sanatının etkisi anlaşılmış, itibarı geri verilmiş ve eserleri şu anda müzayedelerde milyon dolarlara satılan bir ressam olmuştur.
3. Bir sanatçıyı kıymetli kılan esas şey, sanatçının hayat hikayesi ve onun hikayesini paylaşmak isteyen koleksiyonerlerin, izleyicilerin sanatçıyla olan bağları ve söylevleridir.
4. Sanat, her ne kadar bir yatırım aracı olarak görülse de esasen bir gönül işidir. Kültür ve zevk ile alakalıdır. Aldığınız eseri beğenerek ve severek almıyorsanız ve sizin için bir hikayesi yoksa inanın bir yatırım değeri de yoktur.
5. Gerçekten emin olmadan ve bağımsız oyuncuları bulup konuşmadan yazmayın.
Kusura bakmayın ama benim bir sonrakinde ”SERBEST PİYASA EKONOMİSİ ve IMF DENGELERİ” isimli bir yazı yazmam ne kadar çiğ olacaksa sizin de bu yazınız o kadar çiğ olmuş.
Keşke yazınız doğrudan ”Türk Müzayedelerinde Yaşayan En Pahalı 50 Ressam” ya da “ Subjektif Bir Gözle Türk Sanatı” olsaydı.
Sevgili Forbes ekibi, Türk Çağdaş Sanatı adına gerçek manada konuşabilecek sağdan saysanız 10, soldan saysanız toplam 10 kişi var.
Meydan boş, ama o kadar boş değil elbet !
Salih Seçkin Sevinç / Ekim 2009







gönüllerimize tercuman olduğunuz için teşekkürlerimi sunarım…sanat=para olmamalı bu zihniyette vardır elbette bu zihniyetlerin sanat konuşmaları ya da yazılar yazmaları hiçte etik değil…
Cok guzel bir elestiri yazisi. tebrikler. “Sanat bir gonul isidir.” cok guzel olmus.
Büyük bir dergide yazıyor olmanın verdiği güven zaman zaman, “ne yazsam yer” gibi bir bakış açısı kazandırıyor sanırım insanlara. Denetim ve eleştiri mekanızması da Türkiye’de henüz yerleşmediği için her şey ” Ben yaptım, oldu” düzleminde devam ediyor. Sorumluluk sahibi bir editörün “düzeltme ve özür” içerikli editör yazısını sabırsızlıkla bekleyeceğim.
işte hiçbir şeyden anlamayan adamların nasıl bir yer edindiğine örnek bu yazının yazarı; piyasaya oynayan, doğru düzgün araştırma yapmadan yazı yazan. resim dünyası içinde yer alan kişilere alay konusu olur böyle. dergiye de zararı var, güvensizlik oluşturuyor. bu konuyu daha çok gündeme getirmek gerekir. hatasını kabul edip ders alması için.