07 Nisan 2009

Tezgâh Üstü Sanat / PAZ-ART

Cihangir’de birkaç haftadır her pazar, sanat pazarı kuruluyor. Bu pazarda alışılmış satıcılar da yok onların nidaları da… Bu pazarda sanat var. O yüzden de adı, Paz-Art.  Cihangir meydanında pazartaçılan bu Sanat Pazar’ını ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

‘Sanatkârlar Parkı Sanatçılarını Arıyor’ sloganıyla yola çıkan PAZ-ART Cihangir’de Sanatkarlar Parkı (eski adı ile Roma bahçesi )’nde Pazar günleri düzenlenen bir açık hava pazarı. Cihangir Güzelleştirme Derneği ve destekçilerinden Artane Sanat Galerisi’nin organizasyonu olan PAZ-ART, İstanbul’daki sanatçı ve tasarımcıların ürünlerini sergileyip satışa sunmalarına olanak sağlayan yeni bir oluşum. Benzersiz İstanbul manzarasına hakim bir set üzerinde olan Sanatkarlar Parkı’ndaki bu etkinlik , yeni yeteneklere kendilerini gösterme fırsatı yaratacak ve insanların biraraya gelip açık havada hoş bir Pazar günü geçirmelerine olanak sağlayacak. Yiyecek ve içecek standlarının da olduğu bu etkinliğin hava şartları elverdiği sürece, her Pazar yapılması planlanıyor.

Özellikle el işleri ve takı tasarımlarının sergilendiği ve satışa sunulduğu pazarda, bu sayede sanatçılar ve alıcıları arasında sıcak temas sağlanabiliyor. Öyle bir alan düşünün ki, orada estetik değerler gözetilerek usta ve yaratıcı ellerden çıkmış pek çok iş yanyana tezgahlarda veya duvar üstlerinde sergileniyor ve oradan gelen geçen, haberi olan veya olmayan herkesle buluşabiliyor. Açık bir sanat buluşmasının ifadesi gibi değil mi bu sizce de? Bence kesinlikle öyle. İşte Türkiye’de sanat alanının böyle bir reforma ihtiyacı var. Bu türden devinimsel bir harekete gereksinimi var. Çünkü sanat özellikle plastik sanatlar, belirli sosyo-ekonomik koşullar çerçevesinde yaşayan bir kesimin tekeline bırakılamayacak kadar toplumu doğrudan ilgilendiren bir alan; işte bu yüzden de artık onun, kapatılmış mekanlardan çıkarılıp sokağa çıkarılması dolayısıyla herkese ulaşabilen kapsayıcılık özelliğinin de biçilmesi gerekiyor. Gerçi bunu eleştiren ciddi bir grup da yok değil. Tabii onların da sözlerine kulak vermekte fayda var. Çünkü sanatın sokağa taşınmasından onun estetik, teknik ve içeriksel değerinden birşeyler kaybetmesinin de makul karşılanabileceği gibi düpedüz yanlış bir anlam çıkarmak çok büyük bir yanılsama olur. Burada kastettiğim kamusal alan ile sanatın biraraya getirilmesi. Caddelerin, kafelerin, restoranların, barların, pazaryerlerinin, avluların, boş arazilerin v.s v.s yani bir şehri şehir yapan hemen her noktasının uygun koşullar sağlanabildiği takdirde birer sergi alanına da çevrilebileceği fikrini ve onu kayıtsız gelen geçen topluluğa yaklaştırabilme ve bir adım sonrasında ulaştırabilme fikri üzerinde durmalıyız. İşte o zaman şimdi çoğu Avrupa şehri için özenerek kurduğumuz ‘Açık bir müze gibi’ ifadesini kendi şehirlerimize de uygulayabilmiş oluruz. Kaldı ki tarihi ve sosyal derinliği açısından çok yüklü bir arka plana sahip bir ülke olarak bunu gerçekleştirebilmemiz aslında sadece biraz daha farklı perspektiften bakabilmeye ve bu bakışı yönetici grubun da algısı ve iş işleyişine adapte edebilmekten geçmiyor mu?

Serda SEMERCİ


Paylaş: FacebookTwitterDeliciousDiggStumbleUponTechnorati


  1. Paz-Art 19 Nisan’da tekrarlaniyor.

  2. çiğdem ışıkgör :

    pazara katılmak istiyorum. nereye başvurmalıve fiyatı nedir???

  3. çiğdem ışıkgör :

    kadıköy yakasında oturuyorum. bu tarafta da böyle bir pazar varmı acaba ???

  4. bienal :

    Merhaba,

    Tel. 0212 249 25 63
    email. info@artane.org

    dan bilgi alabilirsiniz. Organizasyon şu anda devam etmiyor olabilir.

Yorum bırakabilirsiniz